--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Türkiye’yi Kimler Buduyor?

Muhammet Kutlu
Muhammet Kutlu
0

Bu yazımı; fon skandalında paraların önemli bölümü yurt dışındaki bankalara transfer edilmesine, hatta önemli Siyonist baronların bankalarına doğrudan transferler yapılmasına, fon balonunun Avrupa’daki kara para aklama firmaları tarafından şişirilip zamanı geldiğinde patladığının anlaşılmasına rağmen dış güçlerden bahsedilince hoplayıp zıplayanlara ithaf ediyorum…

Ha bir de feleğin cilvesinden olsa gerek, bu tür kriz ortamlarında “yandık bittik, ülke çöktü” diye kriz tellallığı yapanlar nedense hep tuzu kuru zenginler olur. Ülke krize girmesin, yine zarara uğramasın diye ortalığı yatıştırmaya çalışanlarsa hep benim gibi açlık ve yoksulluk sınırları arasında geçinmeye çalışan fakir Anadolu çocuklarıdır.

Neyse, konumuza geçelim…

Türkiye ne zaman başını kaldırmaya, gelişmeye kalksa hemen şeytana pabucunu ters giydirecek bir entrika çevrilir, nereden geldiği belli olmayan bir kriz patlar; ülkenin birkaç yılda elde ettiği bütün maddi kazançlar birkaç ay içinde uçup gider.

Bu; eski İngiltere Başbakanı Winston Churchill’e atfedilen fakat Batılı emperyalistlerin Orta Doğu ve Türkiye politikasını analiz eden anonim bir jeopolitik benzetme olduğu söylenen “Türkiye kurursa sulayın, büyürse budayın” sözünü hatırlatan bir tür lanet gibidir.

İnanmayanlar için üşenmedim, Türkiye’ye maddi darbe vuran kriz ve olayları derledim:



  • 1970'li yılların ortalarından 12 Eylül 1980 askeri darbesine kadar geçen süreçte
    sağ-sol çatışmaları, grevler, boykotlar ve sokak şiddetinin Türkiye ekonomisine zararı, o dönemin 20 milyar doları civarında tahmin ediliyor. 1980 yılı GSYH'si yaklaşık 68 milyar dolardı. O dönem Türkiye’nin uğradığı 20 milyar dolarlık zarar, 1980 yılı GSMH’sının yüzde 29,4’üne tekabül ediyordu. Günümüz satın alma gücüne uyarlanmasıyla 1980 GSMH’sı yaklaşık 280 milyar dolar. Bu rakamın yüzde 29,4’ü ise 82,32 milyar doları ifade eder. Yani, Yunanistan’ın NATO’ya dönebilmesi için ABD’nin Türkiye’ye yönelik hazırladığı darbenin olgunlaştırma faaliyetlerine halkımızın ödediği mali fatura 82 milyar dolardı.
  • 1982 Bankerler Krizi ile ülkemizin o zamanki kurlarla 1,5 milyar dolarlık makroekonomik kayba uğradığı, bu rakamın günümüz dolar satın alma gücüyle yaklaşık 6 milyar doları bulduğu biliniyor.
  • 1994 Ekonomik Krizi’nin Türkiye’ye maliyeti ise 50 milyar dolar oldu. 1993 yılında 180 milyar dolar seviyesinde olan Türkiye’nin Gayrisafi Yurt İçi Hasılası (GSYH), 1994 yılındaki devalüasyon ve daralma sebebiyle 130 milyar dolar seviyesine gerilemiştir. Yani ülkenin toplam üretimi nominal olarak yaklaşık 50 milyar dolar erimiştir. 50 milyar dolarlık milli gelir kaybının günümüz satın alma gücü paritesiyle karşılığı 100-110 milyar dolar civarında.
  • TMSF verilerine ve akademik çalışmalara göre, 1990'ların sonundan itibaren devlete yüklenen batan bankaların doğrudan bilanço zararı yaklaşık 30-31,6 milyar dolar civarındadır. Faizler, Hazine borçlanma yükü, vergi kayıpları ve piyasa dalgalanmaları da eklendiğinde bu batan bankaların Türkiye ekonomisine toplam makroekonomik maliyetinin 60-65 milyar doları bulduğu hesaplanıyor. Günümüz satın alma gücüyle ise bu rakam yaklaşık 115-120 milyar dolar seviyesinde.
  • 1998 Rusya Krizi'nin Türkiye ekonomisine toplam maliyetinin yaklaşık 10 ile 12 milyar dolar arasında olduğu tahmin ediliyor.
  • 2000-2001 ekonomik krizlerinin Türkiye’ye maliyeti ise korkunç boyutlardaydı. Hazine, Merkez Bankası ve akademik kurumların kriz analiz raporlarına göre; doğrudan bankacılık maliyeti, fırlayan gecelik faizlerin (gecelik yüzde 7.500'ü aşan faizler) getirdiği Hazine borçlanma yükü, eriyen Merkez Bankası döviz rezervleri ve borsa kayıpları bir bütün olarak hesaplandığında; 2000-2001 krizlerinin Türkiye ekonomisine toplam makroekonomik ve fırsat maliyeti dönemin parasıyla 100 ila 130 milyar dolar arasında hesaplanmaktadır. 2001 yılının 130 milyar doları, ABD Tüketici Fiyat Endeksi (CPI - Enflasyon) verilerine göre 2026 yılı satın alma gücüyle yaklaşık 245,9 milyar doları ifade ediyor.
  • Mayıs 2013’te meydana gelen Gezi olaylarının ülkemize doğrudan tahribatı yaklaşık 2 milyar doları buldu. Olaylar öncesinde Türkiye'de gösterge tahvil faizleri yüzde 4,61 ile Cumhuriyet tarihinin en düşük seviyelerinden birine inmiş durumdaydı. Olayların başlamasıyla birlikte gösterge faizler kısa sürede yüzde 10'un üzerine fırladı. Faizlerdeki bu sert artış; kur baskısı, turizm gelirlerindeki düşüş ve yatırım ertelemeleri dahil edildiğinde Gezi olaylarının toplam dolaylı maliyetinin 100 milyar doları aştığı ifade ediliyor.
  • PKK terörünün ülkemize toplam maliyeti ise 3 trilyon dolar civarında tahmin ediliyor. Bu rakamın fazlası var, azı yok. Eğer PKK terörü yüzünden 40 yılda Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da kurulamayan fabrikalar; çıkarılamayan petrol, doğal gaz, krom, kömür ve nadir toprak elementleri hesaba katıldığında bu rakamı ikiyle çarpmak gerekir. Sadece Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da bulunan milyonlarca dönüm yayla ve meralar 40 yıl terör nedeniyle kullanılamadığı için küçük ve büyükbaş hayvancılıktan uğranan zarar trilyon doları geçer, emin olun.

Evet, dışarıdan uzanan bir takım kirli eller, içerideki ruhunu şeytana satmış, paraya ve güce kul olmuş maşaları kullanarak ortalama 6-7 yılda bir şu veya bu şekilde kriz oluşturup ülkemizin milyarlarca dolarını buhar ediyorlar.

Fon krizinde kim suçluysa, kim halkın parasını çalmışsa son kuruşuna kadar hesabı sorulsun. Herkesin arzusu bu yönde. Ama bu fon skandalının nasıl patladığını, kimlerin kumpas kurduğunu da araştırıp ortaya çıkarmak lazım.

Bizim gibi işin bir ucunun yurt dışına uzandığını yazanlara tepki gösterip itibarsızlaştırmaya çalışanlarsa ya idrakten yoksun ya da kumpası kuranların aparatıdır.

 

Muhammet Kutlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle