--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Osmanlıca, Harf Devrimi ve laiklik

Mehmet Koçak
Mehmet Koçak

Batılılaşma adına bir milletin, inanç ve kültür hazinesinin anahtarı olan alfabesini değiştirmek, köklerinden koparıp farklı kültürlerin rüzgârına terk etmek o millete yapılabilecek en büyük kötülüktür.  

Dürbün alıp çok uzaklara bakmaya gerek yok. Komşularımıza bakıldığında bu inkarın boyutlarını görmek mümkün olacak. 

Hiç biri geçmişiyle bağları kesme ve o milleti millet yapan değerleri inkâr anlamına gelen alfabesini değiştirmeye kalkışmadı.  

Türkçe’nin Arap harfleriyle yazılmış hali olan Osmanlıca’nın ‘Harf Devrimi’ ile kaldırılıp yerine Latin alfabesinin getirilmesi bize çok pahalıya mal oldu.

Çünkü ülkenin aydın kesimi kabul edilen âlimler, siyasiler, sanatkârlar ve yazarlar Harf Devrimi nedeniyle milletin yaklaşık on asırda ortaya koyduğu derin kültürel ve siyasi birikimden yoksun bırakıldılar.

Kütüphanelerimizi dolduran mukaddes kitaplarımızın yanında tarihlerimiz, sanat ve kültürümüzü anlatan binlerce cilt eserlerimiz işte o günden yani kendi haline terk edildi.

Harf Devrimi, bir felaket oldu ve hâlâ etkisi devam eden travmalara sebep oldu. 

Bugün yaşadığımız ve bir türlü içinden çıkamadığımız sorunların ana sebeplerinden biri de bu Harf Devrimi’dir. 

Çünkü, bir milletin hafızası olan eserler okunamaz ve yeni nesillere intikal edilemez bir büyük ihanet söz konusudur. 

Yeni nesiller, dedelerinin yaklaşık on asır boyunca ürettiği ilmi eserleri, dilden dile dolaşan güfteleri, tarihimize ışık tutacak belgeleri okuyamadığı için ana kaynaklarımızdan beslenen bir medeniyet tasavvuru inşa edemediler.

Bundan daha ağırı Türk aydınının, Harf Devrimi nedeniyle kendisinden önce ortaya konulan büyük birikimden yoksun şekilde Türkiye ve dünya meselelerini izah etmeye çalışması olmuştur. 

Zira 1928’den önce yazılanlardan haberdar olmayan, bunlardan beslenmeden batılı kaynaklardan okuduklarıyla dünyayı yorumlamaya çalışanlar entelektüel filan değil düpedüz özünden habersiz yabancı ideolojilerin esiri olmuş bir kesim yetişmiş oldu.  

Kısacası; Harf Devrimi ile o gün memleket herc ü merce girdi ve hâlâ o girdaptan kurtulamadık. 

LAİKLİK ADINA ALFABEMİZ DEĞİŞTİRİLDİ

Batı hayranları olayı “Laiklik konusunda atılmış en büyük adım, Türkleri Arap fikriyatından koparıp kendi milli benliğine kavuşturan büyük devrim” diyerek övdüler ve kanunun uygulamasının takipçisi oldular,

Halbuki anayasalarında laiklik yazan hiçbir ülke mesela Fransa ve Hindistan gibi ülkeler laiklik adına alfabesini değiştirmedi. 

Dahası; bizde uygulanan laiklik diğer ülkelerdeki uygulamalar aynı değildir.

Bizde belli dönemlerde laiklik adına din düşmanlığı yapıldı. Laiklik baskı, sindirme, inkar ve yok sayma olarak uygulandı. 

Laiklik adına bu milleti millet yapan değerlerden koparmak için Harf Devrimi yapıldı. 

Yani laiklik kullanıldı.

OSMANLICA NEDEN ÖNEMLİ…

Kırıkkale Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Eyüp Baş ve ekibinin gayretli çalışmaları sonucu düzenlenen “Bütün Yönleriyle Osmanlıca ve Mirası” başlıklı Uluslararası Sempozyum’unun sonuç bildirisinden Osmanlıcacının ne kadar önemli olduğunu anlıyoruz.  

Bundan sonra nelerin yapılması gerektiği yönündeki önerilerin özeti şöyle: 

l Osmanlıca/Osmanlı Türkçesi, yüzlerce yıllık kültürel mirasın anlaşılmasında ve gelecek nesillere aktarılmasında hayati öneme sahiptir. Türkçenin Arap harfleriyle yazılmış hali olan Osmanlıca’nın geçmişte kalan bir yazı ve konuşma dili değil, mevcut ve gelecek nesillerin tarih, kültür ve genel anlamda medeniyet tasavvurunun sağlıklı bir şekilde oluşmasında kilit bir konuma sahip olduğu kabul edilmelidir.

l Osmanlıca’nın öğrenilmesi Osmanlı döneminde yazılmış eserlerin ve ortaya konulan engin içeriğin anlaşılmasında önem arz etmektedir. 

l Osmanlıca ve buna bağlı miras üzerindeki akademik çalışmalar teşvik edilmelidir. 

l Konu üzerinde çalışan Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Türk Tarih Kurumu, Türk Dil Kurumu, Yazma Eserler Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü gibi kamu kurumları araştırma ve üretim odaklı çalışmalar yapmalıdır. 

l Üniversiteler bünyesindeki bütçesiz ve kadrosuz Osmanlı Araştırmaları Merkezleri yerine, bir başkan ve kurul tarafından yönetilen müstakil veya Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu’na bağlı bütçeli ve kadrolu personeli olan “Osmanlı Araştırmaları ve Osmanlıca Eserleri Neşr Merkezi” kurulmalıdır. Tüm dünyadaki Osmanlı tarihi araştırmalarına yönelik takip, çeviri, değerlendirme vb. çalışmalar bu merkez tarafından yürütülmelidir.

l MEB Sosyal Bilimler Lisesi’nde olduğu gibi, sosyal bilimler alanında eğitim-öğretim yapan bütün fakültelerde Osmanlıca metinleri, okuma ve yazma pratiği kazandırmaya yetecek düzeyde kredili zorunlu Osmanlıca dersi konmalıdır.

l Ülkemiz ile Malezya, Endonezya, Pakistan, Azerbaycan, Afganistan, İran, Balkanlar ve Kafkaslar’daki devletlerle, Osmanlıca ve ilmi-kültürel mirası üzerine ortaklaşa proje ve çalışmalar artırılarak devam ettirilmelidir. 

Millet ve devlet olarak geleceğimiz adına bu önerileri dikkate almalıyız. 

Nasıl ki batıda Latince bilmeyenler entelektüel kabul edilmiyorsa ülkemiz münevverlerinin de Osmanlıca bilmesi şarttır.

Bilimsel çalışmalar sonucu olan bu bildiride yer alan tavsiye, uyarı ve çağrıların ilgili ve yetkililer tarafından dikkate alınması dileğiyle…

 

Mehmet Koçak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle