--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Lider Erdoğan’dır! - II-

Mehmet Koçak
Mehmet Koçak

Bir önceki yazımda lideri tarif etmiştim ve yakın tarihin ülkemizdeki en karizmatik liderinin Recep Tayyip Erdoğan olduğunu yazmıştım. 

Şimdi ise o liderin yani R.Tayyip Erdoğan’ın gençlik hareketi liderliğinden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na,  Muhafazakâr Demokrat Hareketinin liderliğinden AK Parti Genel Başkanlığına, Başbakanlıktan, Cumhurbaşkanlığı’na gelişinin hikâyesini kısaca anlatmaya çalışacağım.

Elbette ki bu yükselişin çok zorlu ve sıkıntılı zamanları olmuştur. Ancak o, azmi ve kararlılığı ile uzun ve yorucu fakat bir o kadar da onurlu ve şerefli olan bu mücadeleyi yürütürken yılmamıştır, pes etmemiştir, hayatı mücadele olarak görmüştür. 

Onun için engelleri aşarken gösterdiği dirençle, sabırla ve güçlü iradeyle her zaman toplumun takdirini kazanmıştır.  

O; Üstadı Necip Fazıl Kısakürek’in; “Yakın mazinin içinde Türkiye’mizden fışkıran en soylu en aziz bir davanın, bir idealin bir imam, fikir ve aksiyon hamlesinin önderidir” diyerek tanımladığı, ‘Büyük Doğu İdeolojisi’nden beslenerek Necip Fazıl’ın hayal ettiği önder olma yolunda hızlı ve kararlı adımlarla yoluna devam etmektedir. 

O, bir yandan kumpaslarla, iftiralarla, suçlamalarla, baskı ve tehditlerle mücadele ederken bir yandan da gaflet, cehalet içerisinde, bizi biz yapan değerlerden habersiz, düşünce melekesi köreltilmiş, fikir iklimine sırtını dönmüş olan gençliğin milli ve manevi değerler etrafında toplanmasına ve şuurlanmasına öncülük etmiştir.

LİDERLİĞE YÜRÜYEN ADAM

Siyasette ise İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde kimsenin hayal edemediği projelere imza atmış, şehrin çehresini değiştirmiş ve birçokları tarafından beklenmeyen bir başarı göstermiştir. 

Sürekli yükselen bu başarı grafiğiyle aslında daha o günlerden lider olacağını ortaya koymuştur. 

Okuduğu “Minareler Süngü, Kubbeler Miğfer, Camiler Kışlamız, Müminler Asker!” şiir bahane edilerek, mahkûm edilmiş ve ömür boyu siyaset yasağı gibi hukuk dışı yollarla siyasi hayatı bitirilmek istenmiştir. 

Dizginlenemeyen bir heyecan, korkutulamayan bir yürek, engellenemeyen bir çıkış, kararlı ve cesaretli bir duruş ve bitmek bilmeyen bir enerji elbette ki birilerini korkutuyordu. 

Baskılar ve yasaklamalar onu engelleyemedi. Teslim olmadı ve sürekli direnen ve dik duran adam olarak insanların yüreklerinde taht kurdu.

Mevcutlarla yetinmedi. 

Çünkü bu vatan ve millet için daha söylenecek çok sözü, yapılacak çok işi vardı. 

Ayrıca onun derdi sadece Türkiye değildi. Uykularını kaçıran, dertlerine dert katan bir diğer mesele de İslam dünyasındaki içler acısı durum ve mazlum milletlerin çilesiydi.  

O, gece gündüz düşünerek ve hesap yaparak bir çıkış yolu arıyordu.

Daralan ve kendini yenileyemeyen bir hareket yerine, kâinatın Hâkim-i Mutlak’ının rızasını kazanma adına ülke ve milletimizin en çileli, en dertli olduğu bir dönemde ülkemize, milletimize ve de inançlarımıza hizmet etmek amacıyla yeni bir dirilişe ihtiyaç olduğuna inanıyordu.

Hizipçiliğin dar kalıplarına girmeden, milli ve manevi değerlerin tebliğcisi gibi bir mukaddes vazifeyi omuzlayarak, ideolojisini  ‘Muhafazakâr Demokrat’ olarak adlandırdığı ‘Erdemli’ bir hareketi başlattı.   

O ARTIK BAŞBAKAN…

O, toplumları arkalarından sürükleyen, onların ufkunu açan, yeniliklere açık olan, basma kalıplara takılı kalmayan, sürekli kendini yenileyen ve sorunların çözümüne en hızlı, en pratik yollarla çözüm üreten, toplulukları pozitif anlamda motive eden karizmatik bir lider olarak siyasette hep başaran ve kazanan olmuştur.

İdealist adam, kurucusu olduğu AK Parti’yi ilk yılında tek başına iktidara taşımayı başarmıştır.

Siyasi yasaklarla önü kesildiği için Başbakanlığı en yakın dostu olan Abdullah Gül’e vermiştir.  Yasaklı dönemin kalkmasıyla AK Parti Genel Başkanlığının yanında Başbakanlığı da devralarak 11 yıl bu ülkeyi Başbakan olarak yönetmiş ve çok büyük başarılar göstererek halkımızın teveccühünü kazanmıştır.  

Girdiği her seçimde oylarını arttırarak iktidarın meşru ve tartışmasız sahibi olmuştur.  Kansız devrim niteliğindeki reformlarla Türkiye’de başörtü yasağını kaldırmış ve inançlı kesime yapılan baskılara son vermiştir. 

İnsan haklarının, inanç ve düşünce özgünlüklerinin anayasal güvenceye kavuşmasını sağlamıştır. Baskıcı jakoben anlayışla oluşturulan ve ülkemize bir kâbus gibi çöreklenen vesayetçi güçlerin bertaraf edilmesi için yasal düzenlemeler getirmiştir.

Diğer yandan; Başbakanlığı döneminde, ekonomi ve kalkınma hamleleriyle ülke geri kalmışlık çukurundan çıkarılmış ve kanımızı emen IMF borçları ödenerek ülkemiz temize çıkarılmıştır.  

Yüzünü sadece Batıya değil; Kafkaslardan Balkanlara, Avrupa’dan Asya’ya ve Ortadoğu’ya, Uzakdoğudan Afrika’ya, tüm dünyaya çevirerek yeni bir dış politika benimsemiştir. 

Bu bölgelerde yeni temsilcilikler ve konsolosluklar açılarak dünyadaki ilişkiler ağı genişletilmiştir. 

Döviz rezervlerimiz artarak büyütülmüştür. Duble yollar ve havaalanları yapılmıştır. Yeni okullar ve üniversiteler öğrencilerin hizmetine sunulmuştur. Onlarca modern hastane yapılarak sağlık sektöründe devrim gerçekleştirilmiştir. İstanbul’da yeni köprü, tüp geçit, dünyanın en büyük havalimanı ve kanal gibi mega projelerle kalkınma seferberliği ilan edilmiştir. 

İslam dünyasının ve mazlumların adeta sesi olmuş, ecdadının yolundan giderek zalimlere karşı mazlumların yanında bulunmuştur. Dolayısıyla başarılarına başarı katarak bir devre mührünü vurmuştur. 

İşte o lider R.Tayyip Erdoğan’dır.

Yazının devamı  “Lider Erdoğan’dır - III –

Mehmet Koçak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle