Kılıçdaroğlu, neden yuhalanıyor?
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, katıldığı televizyon programında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Almanya’da yapılan ‘soykırım’ oylaması hakkında, “Burada bir üst akıl var” açıklamasına, “Üst akıl saçmalık” cevabını vermiş.
Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Sayın Nuh Albayrak’ın;
“Peki Sayın Kılıçdaroğlu... Elinizi vicdanınıza koyup cevap verin, siz o makama kendi aklınızla mı geldiniz?” şeklindeki cevabı gerçekten yerine oturdu.
Sayın Kılıçdaroğlu, Türk kökenli Alman milletvekillerine, “kanı bozuk, sütü bozuk” diye yapılan suçlamaları doğru bulmuyormuş!..
Sayın Kılıçdaroğlu, size soruyorum…
“Aslını inkâr edercesine, mensubu olduğu millet ve ülkenin hak etmediği bir ihanet taslağının hazırlanmasına öncülük eden ve destek verenlere ne denir?”
Ayrıca o, aslını inkâr eden haramzâdeleri savunmak size mi düşer?
Almanya’da bu kişilerle beraber olduğunuzu ve sözde soykırım tasarısının yanlış olduğunu onlara söylediğinizi şimdi söylüyorsunuz.
Peki.
Onlarla düzenlediği ortak basın toplantılarında neden bu yanlışlığı dile getirip kamuoyu önünde onları uyarmadı?
… Cevabı basit.
Çünkü sizin derdiniz, ülke ve milletimizin ali menfaatleri değil,
Sizin beklentiniz.
Sandıkta deviremediğiniz Erdoğan ve AK Parti’yi onların yardımıyla yıpratmak.
HER TÜRLÜ İŞBİRLİĞİNE HAZIRIM
Ana muhalefet partisi Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, çıktığı her dış ülke gezisinde olduğu gibi son zamanlarda Almanya ve Brüksel’deki ziyaretlerinde de değişmeyen konu başlığı yine Cumhurbaşkanı Erdoğan oldu.
Gittiği her ülkede görüştüğü tüm siyasilere ve yaptığı tüm basın toplantılarında hep onu şikâyet ederek “Bu adam (!) sizin için de bizim için de sorun. Bize destek verin bitirelim” çağrısından sonra sürekli; “Bu adam İslamcıdır. Size uymadı uymaz. İşbirliğine hazırım. Buyurun beni kullanın” diyerek kendini adres gösterdi.
Ancak, AB başkentleri ve Amerika’daki siyasiler ve birtakım lobiler aptal değil.
Türkiye’de bir değişimin bundan sonra dışarıdan bir müdahale ile yapılamayacağını, onlar anladı ama Sayın Kılıçdaroğlu hâlâ anlamadı.
Halbuki onlara “Erdoğan’ı cezalandırarak benim yolumu açın. Beni kullanın. Ben teslimiyete hazırım” diyerek yardım dileneceğine, derdini Türk milletine anlatmalı ve kitlesel bir kabul bulmak için milli iradeye teslim olmalıydı.
Çünkü, çare ne Amerika ne de AB’dir.
Çare Milli İrade’dedir…
Ama adam siyaseti bilmiyor ve bu milletin nezdinde kabul bulacak projeler üretemiyor, asıl sorun bu…
ŞEHİT CENAZELERİNDE YUHALANIYOR
Terör ve Türkiye düşmanlarına karşı net bir tavır ortaya koyamayan ve bazı yersiz açıklamaları nedeniyle Kılıçdaroğlu, katıldığı şehit cenazelerinde protestolarla karşılaşıyor.
Sayın Kılıçdaroğlu, Kuzey Suriye’deki PKK’nın uzantısı YPG için “YPG terör örgütü değil, vatanını kurtarmak için örgütlenmiş bir oluşum” demişti.
Yine Kılıçdaroğlu, Diyarbakır Barosu’nda yaptığı açıklamalarda hendek kazanları ‘arkadaş’ olarak nitelendirdi.
PKK’lı teröristlerin cenazelerine katılıp mezarlarına karanfil koyan milletvekilleri ile TBMM’de kabul edilen ‘dokunulmazlıkların kaldırılması yasası’nın Anayasa Mahkemesi’ne getirilmesi için HDP’ye açık destek amacıyla imza veren CHP milletvekilleri ile hâlâ aynı çatı altında olmaya devam ediyor.
Eeeee
Millet sabır taşı değil ya.
Önce Ankara, Sonra İstanbul ve son olarak da Edirne’de yuhalandı.
CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile yan yana saf tutmak istemeyen şehit polis Nefize Özsoy’un eşi Cumhur Özsoy’un protestosu ise hepsinden çok daha farklı ve derin anlamlar taşıyordu.
Özsoy, Kılıçdaroğlu’nun yanında saf tutmak istemedi.
Yanında duran emniyet müdürüyle yer değiştirdi.
Şehidin eşi Cumhur Özsoy, neden CHP liderinin yanında saf tutmak istemediğini açıkladı.
«Biz Türküz, polisiz, Müslümanız, gerisini söylemeye gerek yok. Yer değiştirmek istedim. İçimden öyle geldi, müdürümün soluna geçtim. Bilseydim cenazeye bile gelmesini istemezdim, elimi bile uzatmazdım» ifadelerini kullandı.
Evet bunlar hoş olmayan görüntülerdi.
Ama bu arzu edilmeyen bu olumsuz gelişmelerin müsebbibi Sayın Kılıçdaroğlu’nun yanlış siyasi tavırları ve pervasız açıklamalarıdır.
Ayrıca, Sayın Kılıçdaroğlu ve onun gibiler bu protestoları çoktan hak etmiştir.
Adam hâlâ suçu kendinde değil de, tepki gösteren şehit yakınlarıyla halkta arıyor.
“iktidarın görevlendirdiği militanlar” diyerek suçluyor.
Sayın Kılıçdaroğlu sorun şehit yakınları ve halk değil, sorun siz ve sizi yönlendirenlerdir.
SİYASET YAPMA BECERİSİ YOK
Sayın Kılıçdaoğlu (!)
Bu ülkede siyaset yapıyorsan bu milleti millet yapan değerlerle kavgalı olmayacaksın.
Millete rağmen değil, milletle beraber siyaset yapmak için bir uğraş içinde olacaksın.
Fakat siz, bu milleti millet kılan değerleri ya bilmiyor, ya da kabullenemiyorsunuz.
Yetenek, kabiliyet ve siyaset yapma becerisi ile birikimi olmadığı için de bu gibi sıkıntılar yaşıyorsunuz..
Sayın Kılıçdaroğlu, siz bu yanlış tavrınızı düzeltmedikçe daha çok protesto edilirsiniz(!).
Benden söylemesi.







