• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mehmet Koçak
Mehmet Koçak
TÜM YAZILARI

İmza skandalı ve İran’ın Türkiye hazımsızlığı

01 Ağustos 2026
A


Mehmet Koçak İletişim: [email protected]

İmza skandalı ve İran’ın Türkiye hazımsızlığı

MEHMET KOÇAK 

Tarih boyunca Türkiye ile İran arasındaki ilişkiler, iş birliği kadar rekabeti de içinde barındırmıştır. İki ülke zaman zaman ortak çıkarlar doğrultusunda hareket etmiş, zaman zaman ise bölgesel nüfuz mücadelesi nedeniyle karşı karşıya gelmiştir. Özellikle İran’ın, Türkiye’nin bölgesel etkinliğine yönelik mesafeli ve zaman zaman rekabetçi yaklaşımı dikkat çekmektedir. Bu tavır bazen diplomatik nezaketin arkasına gizlenirken, bazen de açık biçimde ortaya çıkmaktadır.

Bunun en son örneği, ABD ile İran arasında başlatılan müzakerelerin Türkiye’de yapılması seçeneğine karşı Tahran’ın önerisiyle görüşmelerin Umman’da ve daha sonra Pakistan’da devam etmesidir.

Benzer şekilde, Irak Başbakanı’nın Ankara ziyareti sırasında yaşanan imza krizi. Ziyaret kapsamında beş anlaşmanın imzalanması planlanırken, bunlardan birinin eksik olduğunu ise ilk fark eden Başkan R. Tayyip Erdoğan oldu. Erdoğan’ın “Beş anlaşma değil miydi?” sorusu üzerine gizli plan deşifre oldu ve  Irak Başbakanı’nın müdahalesiyle kriz büyümeden çözülmüş oldu.

Irak Ulaştırma Bakanı imzadan kaçındığı anlaşmayı aynı gün akşam düzenlenen resmi yemekte ise imzalamak zorunda kaldı. 

Ayrıca, Bakan el-Haseni’nin İran’a yakınlığı ve İran’ın yönlendirdiği Irak’taki Şii Koordinasyon Çerçevesi ve Bedir Örgütü ile bağlantıları ortaya çıktı.


Kim ne derse desin yaşananlar, diplomatik, siyasi ve protokolsel bir rezalettir.


*

İran, yanlışlarından vaz geçmeli…

İran’ın geçmişten bugüne Irak ve nüfuz ettiği diğer bölge ülkeleri ve Şii yapılar üzerinde Türkiye’ye karşı bir tavrı içindedir.


Ayrıca, İran’ın Basra Körfezi’ni Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlamayı hedefleyen Kalkınma Yolu Projesi ile Türk dünyasına açılan kapı olarak kabul edilen ‘Zengezur Koridoru’nu kendi jeopolitik ve ekonomik çıkarlarını olumsuz etkileyebileceği endişesini yaşıyor.

Bu nedenle yaşanan krizin, yalnızca teknik veya protokol kaynaklı olmadığı, daha geniş bir bölgesel rekabetin yansıması olabileceği ihtimali söz konusudur.

Konuk bakan yaptığı açıklamada iddiaları reddetmiş; yaşananların siyasi değil, tamamen protokol ve teknik aksaklıklardan kaynaklandığını ifade etse de, skandala sebep olan tavrının arkasında; İran’ın bölgesel politikaları ile Tahran yönetimini rahatsız etmeme düşüncesi anlaşılmaktadır.

*


Geçmişten günümüze devam eden 

Türkiye ile İran arasındaki rekabet yeni değildir. İki ülke, tarih boyunca zaman zaman farklı bölgesel vizyonlar benimsemiş, özellikle Irak, Suriye ve Kafkasya gibi alanlarda farklı politikalar izlemiştir.


Buna karşılık Türkiye, uluslararası platformlarda İran’ın toprak bütünlüğünü savunan, İran’a yönelik uluslararası hukuka aykırı görülen saldırıları eleştiren ve egemenlik ilkesini vurgulayan tek ve en güçlü ülkedir.

Ankara, bölgesel istikrarı önceleyen, devletlerin egemenliğine saygı ilkesini esas alan bir yaklaşımı ve komşuluk ilişkilerinin korunmasına yönelik politik tavrını her şeye rağmen sürdürmektedir.

Çünkü, Türkiye ile İran arasında siyasi diyaloğun güçlendirilmesi, ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi, enerji, ulaştırma ve ticaret alanlarında iş birliğinin artırılması her iki ülkenin de yararınadır.

Ancak; İran’ın bölgesel politikasında mezhep eksenli yaklaşımlar yerine devletler arası iş birliğini önceleyen, komşularıyla karşılıklı güvene dayalı yeni bir anlayışı benimsemelidir.

Ayrıca karşılıklı olarak eski yanlışları tekrarlamaktan vaz geçmeli. Şimdi ayrışma ve yeni düşmanlıklar değil, yakınlaşma ve güç birliği için ortak akılda birleşme vaktidir.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23