Bir ihanetin anatomisi
Acı bir gerçeği ifade ederek yazıma başlamak istiyorum:
Türkiye, dört tarafı düşmanlarla çevrili, içi hainlerle doldu bir ülke.
İçerdeki bu hainlerin bir kısmı, ‘aşırı sol’ tandanslı örgüt mensupları, bir kısmı tepeden inmeci ‘Kemalist zihniyet’in kör bekçileri, bir diğer kesim ise kimlik bilgileri bizden ama ne milli ruhla ne de İslam’la ilgisi olmayan, kendini ‘Beyaz Türkler’ olarak markalaştırılanlardır.
Bütün bunların yanında F.Gülen örgütü de kendi örgütsel çıkarları uğruna bu ihanetin koç başlarındandır.
Bunlar, gazeteci bozuntuları, din istismarcısı hocalar, siyasi angutlar ve sözde akademisyenler olarak karşımıza çıkarlar. Bunların ortak yanları milli ve manevi değerlerimize düşmanlıklarıdır.
Ortak eylem projeleri Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan ve hükümet düşmanlığıdır.
Bunlar PKK’ya “HAİN” diyemeyen ancak “Katil Devlet” başlıklı yazılı metne imza atanlardır. Bunlar şer güçlerin dış destekli “Gezi Olayları”na ve her türlü Erdoğan ile AK Parti karşıtlığı üzerinden kaos oluşturma ve algı operasyonlarına öncülük etmişlerdi. Yine bunların büyük bir kısmı “Ermeni Soykırımını Tanıyor ve Ermenilerden Özür Diliyoruz” başlıklı bildiriyi de imzalayıp. “Biz Hepimiz Ermeni’yiz” pankartını taşıyan ‘DİPLOMALI HAİNLERDİR’.
Bu dâhili ihanet şebekeleri; PKK terör örgütü ve onun siyasi alandaki taşeronu HDP ile işbirliği yaparak Cumhurbaşkanının şahsında Devlete ve hükümete karşı bir karalama kampanyası sürdürüyorlar.
Devletin “katil” olarak suçlandığı basın açıklamasına imza koyan ve kendilerini akademisyen, düşünür ve gazeteci olarak tanıtanların, ‘ifade özgürlüğü’ maskesi altında;insan öldüren, yakıp- yıkan sadist ruhlu canileri desteklemesi bilim ve akademisyenlik ile insanlık adına utanç vericidir.
Çünkü teröre destek vermek ve katillerin safında yer almak zalimliktir, alçaklıktır ve bu millete ihanettir. Unutulmasın ki, “terör, insan hayatına kasteden en büyük insanlık suçudur.”
Bunların kafa yapılarını, fikir dünyalarını, ruh hallerini anlamak mümkün değil. Bunlar “Aydın değil” yabancı ideolojiye hizmet eden, ihanete tutsak olan “Karanlık kişilerdir”.
Vergilerimizle maaş verip çocuklarımızı emanet ettiğimiz sözde öğretim görevlileri, üyeleri ancak özde terör destekçileridir.
Bunlara hangi adla olursa olsun öğrenci teslim edilemez ve edilmemeli de... Bunlar eğitim vermiyorlar, çocuklarımızın beyinlerini yıkayıp vatana hain yetiştiriyorlar.
Zaten teröristlerin bir kısmı da bu defolu kişilerin yetiştirdiği ve yoldan çıkarttığı gençlerdir.
Bunlar geçmişte üniversite de ‘başörtüsü zulmünü’ başlatıp sürdüren inanç düşmanlarıdır. Üniversite kapısında ağlatılan başörtülü kızlarımıza başlarını açmaları için ‘ikna odaları’ kuran baskıcı zihniyetin temsilcileridir.
KILIÇDAROĞLU HADDİNİ BİL KENDİNE GEL..
CHP’nin defolu Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, yine aile terbiyesi ve siyasi ahlak sınırlarını aşarak Cumhurbaşkanımız Sayın R.Tayyip Erdoğan’a hakarette bulundu. Kemal Kılıçdaroğlu, elbette Cumhurbaşkanını eleştirme hakkı var. Ancak hakaret etmeye asla hakkı yoktur. Çünkü bu makam halkındır ve o makama Sayın R.Tayyip Erdoğan’ı bu millet seçmiştir. Dolayısıyla, Cumhurbaşkanına hakaret milletin kendisine ve o yüce makama hakarettir. Bu hakaret tek kelimeyle haddini bilmemektir. Ahlak yoksunluğu ve seviyesizliğin kendisidir.
Ayrıca Kılıçdaroğlu, Beşşar Esad’ın, bazen Putin’in ve bazen de HDP üzerinden bölücü terörün sözcülüğünü yapmasının adı ise siyasi dengesizliktir.
Kılıçdaroğlu hakaretlerinin yanında terör örgütü PKK’nın eleştirilmediği gibi “Katil Devlet” başlıklı metne imza koyan diplomalı hainlere “fikir ve düşünce hürriyeti, barış ve özgürlükler” gibi yapay yaklaşımlar üzerinden sahip çıkması kelimenin tam anlamıyla ülke ve milletimize ihanet ve de siyasi bir kepazeliktir.
“İhanet Bildirisi’ne imza atanları sahiplenen, donanımsız, beceriksiz ve milli ruhtan yoksun Kılıçdaroğlu ile kendisi gibi bölücü ihanete taraf olan milletvekillerine karşı gerçek vatansever CHP’lilerin suskunluğuna ise bir anlam veremiyorum.
Mustafa Kemal’in CHP’si bu mu olmalıydı?
Nerde “bu devleti biz kurduk. Mustafa Kemal’in emaneti CHP, bizdedir” diyenler?
Bunların hepsi palavraymış demek ki…
TARİH VE MİLLET BU İHANETİ AFFETMEZ
Ülkemiz zor bir süreçten geçiyor. Bir yanda emperyalist güçlerin baskı ve kuşatma politikaları diğer yandan içimizdeki işbirlikçi taşeronları.
Bunlar sadece silahlı terör örgütünün elemanları değil, aynı zamanda silahsız ağzından salyalar akıtan, ahlaksız ve ülkesini satacak kadar kendini kaybetmiş hainlerdir.
Bu hainler tarih boyu var ola gelmiştir. Bunların çoğu işbirlikçi sermaye çevreleri, devşirmelerin kara paralarıyla kurulmuş bazı vakıf ve derneklerin özel burslarıyla yurtdışında eğitim almış kişilerdir.
Bütün bunlar düzeni koruma adına yapılırken bu kesimin akademik kariyerleri de şaibelidir. Hak ettikleri için değil özel imtiyazlar sayesinde makam ve mevki sahibi olmuşlardır.
Bunların soyu sopu irdelenirse hepsi değilse de birçoğu sonradan Türkleşmiş ve Müslüman kimliğine bürünmüş devşirmelerin çocukları oldukları görülecektir.
Onlar doğup büyüdüğü bu toprakları ve bu vatanda onlara sunulan imkânları inkâr edecek kadar da nankörler. Bunlar yağlı bir kemik uğruna hırlamaktan çekinmeyen zavallılardır.
Ne güzel demiş Mevlana Celaleddin-i Rûmi:
“Bak Dostum! Körden değil nankörden, yüzsüzden değil ikiyüzlüden, tipi bozuktan değil sütü bozuktan kork!”
Bu zor günde ihanetin yanında yer alan nankörler ve hainler bilsinler ki!
Biz, Türk Milleti olarak…
Şehirlerde, köylerde, mahallelerde, caddelerde, sokaklarda ve bu ülkenin dağlarında eli silahlı tek bir terörist kalmayıncaya kadar devam edecek o şerefli mücadelenin yanında olmaya devam edeceğiz.
Çünkü biz, bu ülke ve milleti karşılıksız seviyoruz.







