Beş baronlu BM devri bitmeli
Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın “seveni kadar sevmeyeni vardır” sözü doğrudur.
Ancak önemli olan “sevmeyenler kimlerdir ve neden sevmiyor, sevenler ise kim ve kimlerdir ve neden seviyor” sorularının cevaplarıdır.
Çünkü o, lafı eğip bükmez, doğru bildiğini çekinmeden her yerde dile getirir.
Ancak işbirlikçi, dış güçlerin taşeronu, ahlâktan yoksun ilkesiz siyasetçiler, çalışmadan zengin olan işadamları, bilgili ama karaktersiz din istismarcısı insanlar onunla anlaşamıyor ve onu sevmiyorlar.
Elbette bu durum onu sevmeyen, eleştiren herkes öyledir anlamına gelmez.
Verdiği sözü yerine getirmeyen, Türkiye ve İslam karşıtlığı ile bilinen, acıma ruhunu kaybetmiş, vicdan yoksunu Batılı siyasiler, örgütler ile Batı medyası ondan hoşlanmaz.
Onu itibarsızlaştırmak hatta siyasi hayatını bitirmek için düzenlenen protestolar ve terör eylemleri ile FETÖ’cü darbe kalkışmasının arkasında bu şer ittifak vardır.
‘Erdoğan düşmanı’ bu şer ittifakını perde arkasında yönetenler ise emperyalist devletlerin istihbarat servisleri.
Neden mi?
İki önemli sebebi var.
Birincisi her alanda gelişmiş güçlü bir Türkiye istemiyorlar.
İkinci önemli sebep; onu yani Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı teslim alamamalarıdır. Kendi çıkar politikaları yönünde kullanamıyor ve yönlendiremiyorlar…
Emperyalistler, onu cesaretli ve eleştirel konuşmalarından dolayı sevmez ama dünya ezilen halkları, İslam dünyası ve biz ise onu mert, cesaretli tavrı ile doğruları söylediği için seviyoruz.
O YİNE HAYKIRDI
Cumhurbaşkanı Erdoğan ilk olarak bundan üç yıl önce, ‘Gezi olayları’nın üzerinden henüz üç ay geçmişti ki; bütün dünyanın gözleri önünde Birleşmiş Milletler’in kürsüsünden “dünya beşten büyüktür” diye haykırmıştı.
O günden bu güne ülke içinde ve dışarıda siyasi kulisler ve medya üzerinden karalama kampanyaları devam ederken bir yandan da akla hayale gelmeyen ihanet senaryoları sergilendi.
En son olarak dış destekli FETÖ darbe kalkışmasının hedefinde yine o vardı.
İçte ve dışta “Bir daha bu sözleri tekrar etmez, eleştirip sorgulamaz” diyenler oldu.
Ama o tekrar dimdik ayaktaydı ve BM kürsüsünde sözünü esirgemeden konuştu.
HEM UYARDI HEM DE ELEŞTİRDİ
BM’de liderlere hitap eden Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, konuşmasında 15 Temmuz darbe girişimi, FETÖ’nün uluslararası ortam açısından oluşturduğu tehditlerden Suriye krizi ve Batı’nın mülteciler konusundaki politikalarına kadar pek çok önemli konuya değindi.
Dinlerarası diyalog, eğitim ve hoşgörü faaliyetleri altında 170 ülkede devlet kurumlarına sızma ve devleti ele geçirme adına oluşturulan paralel yapının ülkemizdeki darbe kalkışmasını hatırlatması ve uyarılarda bulunması çok önemliydi.
Çünkü o, FETÖ ihanetini, devlet kurumlarına sızma sinsiliğini sıralarken aynı zamanda, Türk Milleti’nin o ihanete karşı direniş ruhunu ve demokrasi zaferini dile getirmiş oldu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın;
“FETÖ’yle mücadelede yarın çok geç olabilir.”
“Batılı ülkeler kapılarını kapatsa da biz mültecilere kapılarımızı açtık ve açık tutuyoruz. Çünkü bu bir vicdan ve insani sorumluluktur.”
“BM bu haliyle barışı tesis edemez. Dünya 5 ülkeye mahkûm edilemez” şeklindeki çıkışları, Batılı siyasi liderlere bir insanlık dersi mahiyetindeydi.
DÜNYA BARIŞI VE HUZURU İÇİN YENİ BİR BM
Dünya artık eski dünya değil. Soğuk Savaş konseptinin çift kutuplu yapısı, küresel ve bölgesel yeni aktörlerle yüzleşiyor.
Bu yeni aktörler ise geçmiş dünya şartlarında oluşan BM yerine beş baronlu değil, küresel ve bölgesel aktörlere de kapılarını açacak daha yüksek katılımlı, daha işlevsel, çözüm üreten ve yaptırım gücü yüksek bir vizyonu olan bir BM arzu etmektedir.
Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan konuşmasının özetinde, BM için önerdiği yeni modelde jeopolitik ve jeostratejik konumuyla öne çıkan Türkiye’nin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye hazır olduğunu ima etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 20 daimi üyeli bir BM Güvenlik Konseyi önerisi, farklı bir görüş ve bir ilk olması bakımından katılımcı ülkeleri de düşünmeye sevk etmiştir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BM Genel Kurulu’nda öneri sunan, haklı eleştirilerin yanında çağrı ve uyarı içerikli konuşması, dünya medyasında yer alırken siyaset başkentlerinde de tartışılmaya devam ediyor.
Kısacası;
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BM Genel Kurulu’ndaki konuşmasının satır aralarında, Türkiye artık uluslararası sistemin içinde daha aktif yer almak istediğini ima etmiş oldu.
Ayrıca konu başlıkları ve içeriği kadar BM kürsüsünden yapılmış olması bakımından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşması fevkaladenin fevkindeydi…







