• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
TÜM YAZILARI

Gündemdeki bazı konular

18 Nisan 2015


Latif Erdoğan İletişim: [email protected]

Recep Tayyip Erdoğan, siyasi refleksleri güçlü bir lider. AK Parti, onun yönlendirmeleriyle, en sancılı dönemini, hiç fire vermeden aşmış bulunuyor. Cumhurbaşkanı seçildikten sonraki süreçte, AK Parti üzerinde oynanan bütün şer oyunları, bütün kirli ittifak atraksiyonlarını boşa çıkarması da yine onun bu güçlü siyasi refleksiyle doğrudan irtibatlı. Başkanlık sisteminin zaruretine toplumu inandırması da aslında başlı başına bir başarı destanı. Milletvekili adaylarının çoğunluğu itibariyle isabetli seçilişinde, onun net tavrının payı büyük. Deklare edilen seçim beyannamesinin, bir sözleşme üslubuyla hazırlanışı; reel politika kurallarından ayrılmadan harmanlanmış bu denli zengin muhtevalı oluşu; ve söylenenlerin toplum vicdanında yankı buluşu da yine onun siyasi tecrübelerinin izini taşıyor.

Yeni Türkiye inşası, geleceğe ait değerler kabulünde devlet aklının da değişmekte olduğunun işaretlerini veriyor. AK Parti öncesi dönemde hükümetlere sadece milleti yönetme yetkisi veren; devleti yönetmeyi ise kendi inhisarında tutan gücün, hem milletin hem de devletin yönetiminin milli iradeyi temsil eden seçilmişlerle gerçekleştirilmesi gerektiği hususunda, eski olumsuz katı tavrını tamamen terk etmese de en azından esnekleştirdiğini söylememiz bugün artık mümkün gibi görünüyor. Özellikle başkanlık sistemine rıza gösterilmesinde Ahmet Davutoğlu’nun katkılarının büyük olduğunu düşünüyorum. Onun için diyorum ki, başkanlık sisteminin en önemli mimarlarından birisi de kuşkusuz Başbakan Davutoğlu’dur ve daha pek çok meziyetiyle birlikte bu konudaki gayretleriyle de o, hem hal, hem de istikbalde hayırla yad edilecektir.

İspanya’da sekiz asır cami olarak kullanılmış mabetlerin nasıl kiliseye dönüştürüldüğünü, acısını ruhumun, kalbimin, vicdanımın, aklımın, şuurumun hatta maddi, manevi bütün mahiyetimin her türlü ihsasıyla derinden duymuş biri olarak; Ayasofya Camii’nde, seksen beş yıl sonra devlet eliyle okutulan Kur’an-ı Kerim’in fetih adına ifade ettiği manadan sonsuz denecek ölçüde ferah, sürur ve sevinç duydum. Böylesi dini ve milli uyanışın şahlandığı bir eşref vakitte, karalar bağlayıp yaslar tutan nasipsizlerin hali elbette üzücü. Fakat, ne yapılabilir ki; “Allah onunla, bir çoklarını saptırır, bir çoklarını da hidayete erdirir. Saptırdıkları ise fasıklardan başkası değildir.” (Bakara, 26) 

1915 Ermeni tehcirini bahane ederek soykırım yalanına sarılan Papanın beyanatı ve Avrupa Parlamentosu’nun konuyla ilgili aldığı karar, hiç kuşku yok ki, AK Parti’yi köşeye sıkıştırma hamlelerinin dış mihrak ayağıdır. Ne ki; artık Türkiye, eski Türkiye değildir. Bu tür tarihi çarpıtmalarla, ülkemiz üzerinden hain emellerine ulaşacaklarını sananlar yeni Türkiye’nin granit yapılı iradesine çarparak hüsrana uğrayacaklardır. 

Tarihi veriler, 1915 tehcirinin haklı sebeplere dayalı olarak yapıldığını ilan ederken; buna sebep olan Ermeni mezalimini görmezden gelerek, devletin bekası, milletin ırz, namus, mal ve can güvenliğini temin adına alınan tedbirleri suçlamak ve böylesi yanlış suçlamalardan bir şeyler ummak sevdasına düşmek, bize bir şey kaybettirmediği gibi kimseye de bir şey kazandırmaz. Sadece iç ve dıştaki dost-düşman seçiminde bizlere önemli katkılarda bulunur o kadar. 

Ermeni mezaliminden en çok etkilenen illerimizden biri de Erzurum’dur. Ermenilerin, kadın, erkek, yaşlı, genç, çocuk demeden katlettikleri binlerce Müslüman’a ait toplu mezarların ortaya çıkarılışı da söz konusu hükmümüzü teyit etmektedir. Nitekim, Erzurumluların çok yakından tanıdığı ve hürmet ettikleri Alvarlı Efe Hazretlerinin babası Hüseyin Efendiyi de Ermeniler, sabah namazında, camide ve secdede iken şehit etmişlerdir.

Bütün bunları bildiği, Efe Hazretlerine olan muhabbet ve bağlılığını anlata anlata bitiremediği; hem babası, hem kendisi Efe Hazretlerinden maddi manevi bunca himaye gördüğü halde ve nice defalar bizlere Ermeni mezalimini gözyaşlarıyla anlatmışken, Gülen’in ürperti veren tenakuzuna bakın ki, Yeni Şafak gazetesinde yayınlayan belgeyle göre, 1965 yılında Kırklareli vaizi iken Ermeni patriğine yazdığı mektupta Türklerin yaptığı soykırımdan bahisle üzüntülerini arz etme ikiyüzlülüğünü göstermiştir. Bediüzzaman’ın talebesi olmak için, Kadir Gecesi’nde, sabaha kadar dua edip inlediğini söyleyen; fakat milli duygularının baskın çıkması sebebiyle Bediüzzaman’ı ziyaret etmediğini ifade eden bir kişinin; milli hassasiyeti sıfırlayan bu davranışını, ne ile izah edeceğiz? Kalıtımsal insiyaklar meselesi mi? Olabilir. Hayır, diyemeyeceğim..

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23