• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
İdris Günaydın
İdris Günaydın
TÜM YAZILARI

Şeyh Efendi

02 Ekim 2023
A


İdris Günaydın İletişim: [email protected]

Şeyh Efendi, insanların nefis tezkiyesi için çırpınan bir zat idi. Böyle zatlara ‘kimse’ veya ‘zat’, ’şahıs’ denemez sadece Allah dostu, evliya, kutup, kutbül aktab, gavs gibi sıfatlar kullanılırdı.

Şeyh Efendi, kendisine bu tür sıfatlarla hitap edilmesinden çok hoşlanırdı.

Akşamüstü vekaleye geçti. İnsanlara vaaz ve nasihatlerde bulundu. Nefsi terbiye etmek, tezkiye etmek üzerinde durdu. Her zaman aynı şeyleri söylüyordu zaten. Harama el uzatmamanın, züht ve takva dairesi içinde yaşamanın faziletlerinden bahsetti, durdu.

Muallim Bey emekli bir öğretmendi. Emekli olmuş, bu şeyhe intisap etmiş, onun tekkesinin dahilinden ayrılmayarak şeyhinden füyuzat almaya çalışmış ve günün birinde, fark edilen ahlaki ve insani ilişkilerine dair ölçülü hareketleri üzerine, samimiyetinden de şüphe edilmeyerek Şeyh Efendinin yanında bulunması istenmişti.

Konuşması düzgün, hareketleri ölçülü, pratik ve kitleleri ikna yönünde başarılıydı.

Şimdi feyz almak istediği şeyhinin hemen yanında bulunuyor, ona hizmet ediyordu. Şeyh bir yere gidecekse organizeyi Muallim Bey yapıyor, gittikleri yerde takdimi, teşrifi başkasına bırakmıyordu.

‘Muallim Bey’, şeyhin ona hitabıydı. Oradan adı Mualim Bey kalmıştı. Muallim Bey aşağı, Muallim Bey yukarı…

Muallim Bey bir yandan Şeyh Efendiye en yakın noktada hizmet ederken bir yandan da bazı şeyleri düşünüyor, sorguluyordu!?

İnsan düşünen bir varlıktı. Düşünme melekesi yok edilince köleleşir. Öyle ise düşünmesi normaldi.

Sorular soruyor ve daha iyi anlamaya çalışıyordu. Daha iyi anlamak esas gayesi değil miydi?

Yanında durduğu şeyhinin ilkokul mezunu olduğunu öğrendi. Bir sorusu aydınlandı. Demek ki tasavvufta velilik makamına uruç etmek için dünyevi tahsil şart değildi. Asıl olan kalbin ve ruhun temizliği ile harama ve şeytana mesafeli durmaktı.

Şeyh bunu nasıl başarmıştı? Şeyhin babası, dedesi nasıl başarmıştı?

Bir gün hatta öyle absürt bir şey geldi ki aklına, ardından hemen tövbe etti. Sadaka verdi.

Şöyle sormuştu: “Neden hep bu posta şeyh ve onların çocukları oturuyor, velayet makamına çıkabiliyorlar da bu tarikatın milyonlarca müridinden biri manen olgunlaşamıyorlar? O posta sürekli aileden bir geçiyor ve başka kimse geçemiyor?”

Hemen tövbe etti. Şeyh kalbimden geçenleri mutlaka okumuştur. Yandım, dedi.

Bir gün bir sohbette Şeyh Efendi cemaate: “Bana, Fatiha’yı oku deseniz sizin kadar düzgün okuyamayabilirim…” dedi. Hakikaten bir seferinde namazı Şeyh Efendi kıldırmıştı ve Fatiha Suresinde ve zammı surede birçok harfi ezmiş geçmişti. Tecvit’i çok zayıftı.

Hayret dedi Muallim Bey. Nice bülbülü Kur’an hafızlar var. Onlar neden kemale eremiyorlar acaba? Sonra cevabı kendisi verdi yine: Nefis terbiyesi… Çok önemli…

Bir gün yine şu soruyu sordu: Şeyhin onlarca kerameti anlatılıyordu. Suyun üzerinde namaz kıldığını görenler varmış. Arabasının lastiği patladığı halde üç yüz kilometre yol gitmişler tıkırtı duymamışlar. Kendisini ziyarete gelecek önemli şahsiyetleri haber veriyormuş. Her gece Peygamberimizle konuşuyor, ondan talimat alıyormuş…

Yahu dedi Muallim Bey, bir kez ben de şahit olmak istiyorum bir kerametine. Ben niçin göremiyorum.”

İkinci bir soru geldi aklına: «Acaba bu tarikatte müritlere benimsetilen hayatı peygamberimiz yaşadı mı? Mutlaka yaşamıştır” dedi Muallim Bey…

Bir keresinde de “efendi” kelimesine taktı. Kökenini araştırdı. Yunanca’dan dilimize geçtiğini öğrenince müridana “Şeyh Hazretleri” demeyi öğütlemeye başladı.

“Şeyh benim içimden neleri geçirdiğimi mutlaka biliyordur. Neden beni hâlâ yanında tutuyor” dedi biraz mahcup. Sonra suçu kendinde buldu. “Nefsime ve şeytanıma dizgin vuramıyorum…”

Ertesi gün Şeyh Efendi diyalize gidecekti ve tabi ilgilenen birinci elden Muallim Beydi.

Şeyh hanesine geçmeden bir mürit soru sordu: “Efendim! İsrail Filistin’de katliam üzerine katliam yapıyor. Bir himmet etseniz de o Yahudiler helak olsalar!...”

Şeyh: “O lanetli kavim cezasını bizim ellerimizden bulacak inşallah. Hem de çok yakın… Bizim de bir bildiğimiz var herhalde!” dedi. Müritlerin yüzlerini bir sevinç kapladı.

Ertesi gün arabayla diyalize gidiyorlardı. Şeyh Efendi, Muallim Bey, koruma, şoför…

Şeyh Efendi Muallim Bey’e Filistin’i sordu. Saldırı devam ediyor mu? Muallim Bey sorulanlara cevap verdi. Belli ki Şeyh Efendi Filistin konusunda az şey biliyordu. Yahudilerin sistemli çalışmaları konusunda da çok çok bilgisizdi. Bunu anladı.

Şeyhin, Allah’ın lanetli kavmi, söylemine Muallim Bey: “Efendim! Onlar lanetli olduğu halde son yüz senede yüz dört Nobel Ödülü almışlar. Dünyada yirmi milyon Yahudi var. İki milyar Müslümanlar ise üç tane…

Kaç yıldır diyalize giriyorsunuz şeyhim?

On üç yıldır…

On üç yıldır önce Allah’ın sonra da Yahudilerin icadı diyaliz makinası sayesinde yaşıyorsunuz.

Neden?

Çünkü diyaliz makinasını Willem Kolf adlı bir Yahudi yaptı.

Sahi mi dedi Şeyh Efendi. Muallim Bey, dönüşte sana bir soru soracağım. Hazırlığını yap…”

Dönüşte şeyh arabayı müsait bir yerde durdurdu. “Muallim Bey! Ne yapmalıyız? Şimdi ben Yahudi’nin icat ettiği bir makinada diyalize girdiğimden utandım. Ne yapmalıyız?”

Muallim Bey, şeyhinin gözlerinin içine bakarak: “Efendim, milyonlarca müridiniz var. Bir sözünüzü iki etmiyorlar. Onlara, çocuklarına hem tarikat terbiyesi aldırmayı hem de bilim adamı olarak yetişmeleri için gece gündüz çalışmalarını tavsiye edin. Bu zamanda veli olmak bilim adamı olmak, kutup olmak da Nobel Ödülü alacak buluşlar yapmaktır, deyin. İnanın bu sizi çok daha güvenilir hale getirecektir.”

Vesselam.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Editör

Belliii....

40 -50 -kere aklıma geliyor yşl.

Kuranda Tevhid mesajını merkeze alan İslamı insanlığa fıtrat dini olarak göndermiştir...fıtrat dini olan islamda dini bir kurumu, kilise, ruhban, sınıfı, tarikat, mezhep şeh, mürit,kutup,Gavs, muceddit gibi gurgu ların, hiç biri bulunmamaktadır.........ehli Tevhid ehli kıble bütün Sünni tarikat lar haktır ......
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23