• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
İdris Günaydın
İdris Günaydın
TÜM YAZILARI

Müslümanın kıyamı duadır

15 Eylül 2023
A


İdris Günaydın İletişim: [email protected]

İslam, nefislerin tatmini dini değil gönüllerin benimsemesi dinidir.

İslam, aklın ürünü değil aklın iknası dinidir.

İslam, sokaklarda anarşi çıkararak başkaldırı dini değil, namaza durup, elini kulağına kaldırarak, meşru olmayan her şeye başkaldırıdır.

İslam, zorla hiçbir yüreğe emanet edilecek bir din değildir. Bir menfaate karşılık bir vicdana da emanet edilemez.

İslam, aklın iknâsı, gönlün kabulü ile ferdi tüm dünyevi pisliklerden fikren arındıran, bu arınma ile de zikren durulaştıran bir dindir.

Müslüman, ancak, kırmızı çizgilerine saldırıldığında karşı koyan, tavır belirleyen kişidir. O kırmızı çizgiler de din, vatan, namus, şahsiyet gibi hususlardır. Böyle durumlarda tavır göstermek hem insani hem de İslami bir reflekstir ki; bunu yapmayan insan hissizleşmiştir.

Müslümanın en büyük silahı duadır. Kıyama kalkması da ellerini açması demektir.

Nitekim Peygamberimiz: “Dua müminin silahıdır” buyurur. 

Dua sessiz bir devrimdir. Dua sessiz fakat derinden bir kuşatmadır. Karşı tarafın bilemediği, duayı yapanın da zamanını tayin edemediği, sadece Rabbimizin zamanı tayine yetkili olduğu bir füze atışıdır. 

Siz ellerinizi açarak, füzeyi ateşlersiniz hedefe ne zaman vuracağını ancak Allah tayin eder.

“Zalimler için yaşasın cehennem” sözü söyleneli bir asra yakın zaman oldu. O gün bugün kaç zalim cehenneme yuvarlandı Allah’ın lütuf ve inayetiyle.

Biz Müslümanlar asla hiçbir kulun azap görmesini istemeyiz. Onun için adeta yalvarırcasına doğruları, hak olanı anlatırız ki; belki hidayete gelir.

Müslümanlar küçük de olsa yaygın olduğu devletlere göre farklı karakterler gösterir. Mesela İran Müslümanlığı daha sert ve kaba tavırlıdır. Mekke Müslümanları da öyledir. Buna karşılık Medine Müslümanları daha alçak gönüllü ve mütevazı bir tavır sergiler. Mısır Müslümanları daha kaba fakat Endonezya, Malezya, Türkiye Müslümanları daha nahif ve yumuşak tavırlıdır.

Buna sebep, Allahualem, savaş yoluyla fethedilen ülkelerin insanlarında sertlik, gönül ve ikna yoluyla Müslüman olanların ülkelerinde daha alçak gönüllü bir tavır görmekteyiz.

Mekke savaşla fethedildi, Medine ikna yolluyla.

İran ve Mısır savaşla fethedildi, Endonezya, Malezya, Türkler ikna yoluyla…

Dünyadaki tüm Müslüman Türklerde bu mütevaziliği görürsünüz. Balkan Müslümanları, Afrika Müslümanları da bize benzer.

Demek oluyor ki İslam bir gönül dinidir. Aklın iknası ile başlayan süreç, gönülde inancın inşası ile devam eder.

Bir önceki yazımda “kıyama kalkmak” kelimesinden ürkenlere derim ki; savaşlar hariç İslam hiçbir ülkede anarşi ile zorlayarak, cebren iktidar olmamıştır. Hemen aklınıza 1979 İran Devrimi gelecektir. İran Devriminde de insanlar sokaklara çıkıp silah kullanmadı. Kimseyi öldürmedi aksine Şahın askerleri onları öldürdü.

Çünkü zorla Müslümanlık, Müslümanlık değildir. Müslüman olmak isteyen birine Kelime-i Şahadet getirmesi önerilir. Yoksa kırk katır mı kırk satır mı diye cebren tercihte bulundurulmaz.

İslami bir devlette kafir kafir olarak, Müslüman Müslüman olarak yaşar. Kimse kimseye inanç dayatamaz. Öyle olsaydı Müslüman ülkelerde bir tane gayrimüslim yaşamazdı.

Bazen kavgalar olmaz mı? Olur. Onun sebebi ya siyasidir ya da adi bir olayın örtbas edilmek istenmesine olan kitle tepkisidir.

Cumhuriyet bir yönetim şeklidir. İslam’a en uygun yönetim şekli cumhuriyettir. Dört halifenin seçimi de en fazla cumhuri yönetim şekline benzer.

Şeriat bir rejim adıdır. Onun yönetimi belirleme biçimiyle alakası yoktur.

Laiklik ne bir rejim ne de bir yönetim şeklidir. Sadece devletin dinler, inançlar karşısındaki pozisyonunu belirler. Onun içindir ki; dünyada üç laik ülke vardır: Fransa, Türkiye, Tunus… 

Tunus’taki Habip Burgiba da bizdeki İslam düşmanı elitler gibi olduğundan laikliği benimsedi.

Dünyanın geri kalan devletleri bir dini resmen benimsemişlerdir. Çok az bazı küçük ülkeler de resmen dinsiz olduklarını deklare etmişlerdir.

Laiklik esas itibariyle devletin dinler karşısında eşit olması, hiçbir inanca baskı yapmaması olması gerektiği halde Cumhuriyet Türkiyesinde İslam’a baskı ve yok etme üzerine bir politika izlenmiştir. Bir yandan Diyanet İşlerini kurarken öbür yandan Diyanete halkın din anlayışını zedeleyerek, kafasını karıştırma  görevi vermiş, Hristiyan ve Yahudilere tüm yollar açılırken Müslümana hayatı zindan eden uygulamalar yapmıştır.

Yüz yıldır yetiştirdikleri bu baskıcı laik kafaların tezahürleri her gün gözükmektedir. Başörtüsü ile ilgili mecliste bir düzenlemenin eli kulağında iken bazı tipler ha bire saldırmaktadırlar. Allah korusun; eğer Müslümanlar bundan kırk yıl öncenin altmış yıl öncenin korkaklığını yaşıyor olsalar sokağa çıkamaz hale getirilecekler.

Halbuki, laiklikle İslam’ın bir problemi yoktur.

Hangi laiklikle? Dinler karşısında eşit tavır alan laiklikle…

“Sizin dininiz size, benim dinim bana; dileyen iman etsin, dileyen kafir olsun; dinde zorlama yoktur…” Bunlar Kur’an’dan ayetlerdir.

Dileyen dinsiz olur dileyen iman eder. Kimse kimseye karışamaz. İnanmama hürriyetini de kişiye Allah vermiştir.

Cumhuriyet sonrası laiklik uygulamalarından tonlarca örnek veririz de sayfamız müsait değil.

Yine diyorum ki; Müslümanın duası en güçlü silahıdır. Kimse Müslümanı duadan alıkoyamaz. Elini kaldırırsa kıyam olur, içinden söylerse tufan olur. Bu da her zaman olur lakin böyle saldırılar devam ederse Müslümanlar toptan ellerini kaldıracaklar. Yağmur duasına çıkar gibi topluca duaya duracaklar.

Bu dua saldırgan inkarcıların burçlarını yıkacak, kalelerini yerle bir edecektir.

Korkmaya gerek yok. Saldırılmadığı sürece bu memlekette de dünyada da herkese yetecek kadar ekmek de var, duracak yer de…

Yeter ki; inançlara saygılı olunsun, vesselam.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Görene, görene; köre ne, köre ne!?

Biz yatıp kalkıp yüce Rabb'imize ibâdât ü tâat etmeğe çalışırız. Bu dîne ve kitâba hizmet edenlere de tabiatiyle hep duâ ederiz. "Gerçek" kahramanları bilirerek yolumuza devâm ederiz. Herkes kendi hesâbını bizzât verecektir. Âhıreti çok hatırlamak gerekir!

Biz, hep yıldız idik.

"Müslüman" Türkler, bilhâssa Selçuklular ve Osmânlılar bin yıldır İslâm âleminin zâten hep yıldızı idiler ve hâlen dahî öyledir. Hiç kimse kerâmeti kendinde aramasın. Bu, sırf Allâh teâlâ'nın bir lutf u keremidir...
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23