• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
İdris Günaydın
İdris Günaydın
TÜM YAZILARI

Meğer sivrisinek ne mert haşeratmış!

18 Eylül 2023
A


İdris Günaydın İletişim: [email protected]

 

Bu yıl Giresun’un köylerinde daha önceki yıllarda olmadığı kadar bir haşerat saldırısı yaşıyoruz. En azından benim köyümde böyle.

Bizde yaz dönemi insanı ısıran birkaç çeşit sinek bulunur. Sırayla güvenek (at sineği), sığırlara ve köpeklere konan ısırıcı sinek, ki bizde eskiden, sığırlar bol iken çok olurdu, sivrisinek, üvez…

At sineği bahçe altları temizlendikten sonra kayboldu. Bu yıl için söylüyorum.

Öbür sinek de eski usul sığır yetiştirme işi bittikten ve köylerde sığır kalmadıktan sonra çok aza indi. Bazen köpeklerle geliyor.

Kalıyor geriye sivrisinek ve üvez. 

Sivrisineği herkes biliyor. Üvez ise çok küçük bir hayvan. Kanatlı. Kulak yanlarımızdan geçerse çok hafif bir ses çıkarıyor. Lakin ısırması çok acı veriyor.

Sivrisinek ise herkesçe malum… 

Bu sene iyiden iyiye aciz bıraktılar bizleri. Fındık bahçesinde veya ev civarında illallah dedik.

Aslında gündüzün sıcağında, öğlen vakitleri, alan açık yerlerde bu haşeratlar meydana çıkmaz, insana dokunmazlardı. Bu sene gece gündüz fark etmiyor. İki kez tam gündüzün ortasında haşerattan eve kaçtım.

Meğer bizi en çok rahatsız eden üvez ve sivrisinek mert haşeratlarmış. Hiç değilse uçarken ağır uçuyor, vızıltı çıkarıyorlar. Sesi duyup tedbir alıyorsunuz.

Bu sene bir haşerat daha çıktı meydana. Üvezden büyük, sivrisinekten hayli küçük, aniden vücuda konan ve ısırığı öbür haşeratlara rahmet okutan beyaz kanatlı bir haşerat… Asıl bizi yakan, yandıran bu. Benim iki kez eve kaçmama sebep olan da bu.

Bu haşerat vızıldamıyor, çok hızlı konuyor, pantolon paçasından çoraplara ve bacaklara çıkıyor. Kaşıntısı uzun sürüyor. Yakışı çok fazla.  

Bazı yabani otları ezip çıplak yerlerimize sürdüğümüzde sivrisinek ve üvez belli bir süre yaklaşmazken bu haşerat bu tedbiri takmıyor.

Stilex gibi alerjik ısırıklara karşı aldığımız merhem de bu haşerata fayda etmiyor.

Bu sene sivrisinek ve üvezi mertliğinden ötürü takdir etmeye başladım. Meğer ne civanmert imişler. Geldiklerini haber veriyorlar. Yavaş uçuyorlar ki insan farkına varsın da kendini korusun diye.

Beterin beteri varmış.

En yakıcı düşman topuyla tüfeğiyle karşına çıkan değilmiş. O düşman sana “sen de hazırlan da savaşalım” demek istiyormuş.

Asıl düşman sessiz, derinden, çok zarar veren ve en mahrem yerlerine kadar girebilen düşmanmış.

Namert düşman…

Kripto deniyor ya işte o.

Bizi bu düşman yıktı. Bizi böyleleri parçaladı. Bizi böyle namertler öz benliğimizden uzaklaştırdı.

1927 yılında bir milyon gayrimüslime isim, soy isimleri değiştirilerek, kimsenin ruhu duymadan, ayrıca isimleri Türkçeye çevrilerek Türk kimliği verildi.

Fakat bunlar her zaman ülkenin kaymak tabakasını teşkil ettiler. Hiçbir zaman yırtık elbise giymek zorunda kalmadılar. Hiçbir zaman açlık, susuzluk, yokluk ve yoksulluk çekmediler.

Kimisi general yapıldı, orduda görev aldı. Kimisi müdür yapıldı okul idare etti. Kimisi başhekim yapıldı, hastane idare etti. Kimisi hoca yapıldı cemaatler idare etti.

Türkiye’nin ithalatı bunlara verildi, ithalatla köşeyi döndüler. İthal ettikleri ürünün içeride imalatının yapılmasını engellediler. Bunun için hükümetler bile yıkıp ihtilal bile yaptırdılar.

Kendilerini hep bu ülkenin asli unsurları olarak takdim ettiler.

Merhum Erbakan, Odalar Birliği Başkanı olup krediyi İstanbul çevresindeki bir kısım dükaya vermek yerine Anadolu sanayicilerine verdi diye, polis zoruyla onu odadan çıkardılar.

Türkiye’de inanmanın yol haritasını onlar belirledi. Düşünmenin yol haritasını onlar belirledi. Tarihi onlar yazdırdılar. Hangi ile ne kadar hizmet edileceğinin planlamasını onlar belirlediler.

Bizler cahil, görgüsüz, yobaz olarak takdim edildik hep. Sinema da tiyatro da basın da onların elindeydi.

İstedikleri gibi yediler, içtiler eğlendiler. İstedikleri gibi gariban insanımızla alay ettiler.

Meydanlarda bir Kur’an öpmeye yıllarca oy verdi bu millet. Adını Nurlu Süleyman taktıkları bir Morrisona…

Zırnık zırnık, ağırdan ağırdan millet özüne döndükçe, Mehmet Moğultay’ların göreve getirdiği ve ondan önce mahkemelere hakim olan zihniyetin arzusu istikametinde göreve getirilenlerin yorumlarıyla hapishane kapısı su yolu edildi Anadolu çocuklarına.

Bizim insanımız hapis yatmaktan korkan, adı çıkmasından çekinen, devletine karşı gelmiş diye ünlenmekten ürken bir yapıya sahiptir.

Hep çekindi, hep ürkek davrandı. 

Allah’a küfrettiği için birisini döven bir adam mahkemede yaptığını inkar etti. Bafra’da oluyor bu olay.

Hakimin Allah’a küfreden adamdan yana olacağı vehmiyle “Hata yaptım, gerekirse aynı şeyi ben de söyleyebilirim hakim bey…”

Korkuyor. Allah’a küfretmeyi yasaklayan bir yasa yok. Hakim ve savcılar, okumuş insanlar genellikle inkarcı olur diye duymuş. Öyle biliniyordu benim çocukluğumda…

Şimdi biraz bir güven geldi ya millete. Anadolu ruhunu temsil eden insanımıza…

Gürültü bundan azizim.

Hazımsızlık bundan…

Dünyanın en doğru icraatını da yapsanız tu kaka…

İsterseniz birinci ekonomiye sahip olun, isterseniz en süper güç siz olun… Asla makbule geçemezsiniz.

Kripto haşerat… Sessiz ve hızlı konuyor, tahrip ediyor ve kendini kaybettiriyor.

Bunun farkındayız elhamdülillah lakin hâlâ farkında olamayanlar var. Kanına dokunmayanlar, imanı kanamayanlar, gururuna yedirenler var.

Ve biz bunu gördükçe sivrisineğe alkış tutuyoruz; iyi mi?

Allah düşmanın da mert olanını nasip etsin, vesselam.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Muammer karaarslan

Teşekkürler muhterem... diline nefesine sağlık...

" 124.000 peygamber geldiği doğrudur. "

124 peygamberin ismini yaz ...
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23