• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
İdris Günaydın
İdris Günaydın
TÜM YAZILARI

Avrupa’nın insanlığa örnek olan simaları

09 Ekim 2023
A


İdris Günaydın İletişim: [email protected]

Bugün insanlığı etkileyen üç önemli hayat ve düşünce biçimi vardır:

1-Avrupa Uygarlığı

2-Yerel dinler

3-İslam

Avrupa Uygarlığı, Akif’in deyimiyle tek dişi kalan canavar, bugün dünyayı en çok etkileyen, milletlerin ve din mensuplarının/hangi dinden olursa olsun/ hayat biçimlerini en çok şekillendiren bir akımdır. Biraz Hristiyandır, biraz agnostiktir lakin çoğunlukla felsefidir.

Yerel dinler, daha çok gelişmekte veya gelişmemiş toplumlarda hayat biçimlerini etkilemektedirler.

İslam, kitle olarak iki milyara yakın bir nüfusu, yüzölçümü olarak otuz milyon km. kare bir coğrafyayı kapsamasına rağmen, genele baktığımızda Avrupa Uygarlığı ve hayat biçiminin etkileriyle maluldür…

Yani ister kıyafet olarak, ister düşünce olarak, ister hayat biçimi olarak Avrupa Uygarlığı yani tek dişli canavar dünyaya kültürel olarak egemendir. Kültürel olarak egemen olanlar düşünsel ve yaşamsal olarak da baskın durumdadırlar.

Şu konuya ise hemen herkes eleştirel bakmaktadır: “Gidişat, iyi değil. Avrupa’ya özenti arttıkça hayat biçimimiz değişiyor. Hayat biçimimiz değiştikçe insanlığın dengesi bozuluyor.”

Şu Avrupa’yı fikir ve düşüncede besleyen ana damara, felsefi veya sanatsal anlamda vitrine çıkanlara bir bakalım. Din, Avrupa’da taraftarı olsa da hayata müdahil olacak unsurlar taşımadığı için sadece bir sembol olarak bulunmaktadır. Mesela, bir “Diyalog Toplantısında” kilisede bayan pastör, (rahibe)ye sordum. O günkü konu Hz. Meryem’di. Konuyu da kilise seçmişti. Sordum: “Sizin için günümüzde Hz. Meryem ne anlam ifade ediyor? Onun hayatı size ne katıyor?”

Biraz düşündükten sonra dudağını büzüp; “Hiç” demişti. İşte hiç…

Ama buna rağmen Avrupa’nın felsefi olarak tüm dünyayı etkiledikleri bir gerçek.

Auguste Comte: Pozitivizmin kurucusudur. Avrupa’yı derinden etkileyen bir düşünürdür. “Pozitivizmin Amentüsünü yazmış ve buna insanlığın yeni dini demiştir. Her şey maddeden ibarettir ve manevi olan, aşkın olan hiçbir şeyi kabul etmez. Ama aşık olduğu Clotilde de Waux’un önüne her sabah eğilir, ona çılgınca aşık olduğunu ilan eder ve yirmi dakika kalkmadan sevgilisine ibadet ederdi. Felsefesinde “aşk” yok iken yaptığı tam tersiydi.

Friedrich Nietzche Avrupa’yı çok etkileyen bir filozof. Almanya’da doğup Almanya’da ölen felsefeci, “Merhamet aczin ifadesidir. Aciz ve zayıf kimseleri yok etmek gerekir. Eskimolar öyle yapıyor! Güçten düşenleri kar, buz içinde ölüme terk ediyor…” diyen kısa adıyla Niçe, Almanya Weimar’da bir gece, aşırı yağmurlu bir havada, at arabasıyla hızla evine gitmekte olan bir adamın evin önündeki çukura düşen araba tekerleğini çıkarmak ve atı kurtarmak için vurduğu acımasız kamçılara dayanamayıp, adamla dalaşması üzerine kafasına aldığı bir kamçı sapının demir darbesiyle ölmüştür. Merhametsizliği savunan, “tanrı öldü” diye gezinen Niçe merhametine kurban gitmiştir.

Karl Marks, servetin, aşkın, sevginin üst yapı kurumu olduğunu savunup, “fakir ve işçileri böyle diyerek sömürüyorlar” tezine sarılmışken, ölüm yatağında karısının şu sorusuna cevap verememiştir: “Marx! Sen beni babamın serveti için mi aldın yoksa beni sevdiğin için mi?” Soruya verilecek cevap Marxist Felsefeyi yıkmaktadır.

Jean Paul Sartre dünyanın ‘bunalımlar yeri, bulantı ülkesi’ olduğunu savunduğu felsefesine uygun olarak intiharı seçmiştir. Talebesi Soren Kierkegaard da aynı şekilde intihar etmiştir.

Marxist Felsefenin etkili düşünürlerinden Louis Althusser karısını boğarak öldürmüştür. Kendisi profesörlük makamında ve bir düşünür… Arthur Schopenhauer, “Dünyanın anlaşılmaz, akılsız prensipler üzerine kurulu nedensellikler içerdiğini” söyleyen ve Niçe’ye akıl hocalığı yapan düşünür kadın düşmanıdır. “Kalıcı sanat eseri bırakan, yani sanatkar tek kadın yoktur.”

Doğru mu?

Batı ve Edebiyat Dünyasında çoğu kimse Dostoyevski’yi en başa koyar. Ama kişiliğinin denge bozukluğunu bilmeyen yoktur. Çünkü Dostoyevski’nin “Suç ve Cezası” en çok okunan romanların başında gelmesine rağmen Raskolnikov tiplemesi belki de milyonların ruhi dengesini bozmuştur.

Issei Sagawa 1981’de Paris’te bir Hollandalıyı öldüren ve etini yiyen Japon’dur. Bir köpeğe tecavüz eden bu, doğum itibariyle Japon, yaşam itibariyle Batı Felsefesi aşığı adam, yirmi kitap yazan bir yazardır aynı zamanda.

Polisiye romanlar yazan Anne Hulme Peryy bir İngiliz yazardır. Kız arkadaşı Paulineyle  birlikte annesini naylon çoraba koyup tuğlayla vura vura öldürmüştür.

 Victor Hugo… Genelevlerin sadık müşterisi. Cenazesine Paris’in tüm fahişeleri katılmıştır.

Aşk ve Gurur romanlarının yazarı Alexandre Dumas, karısını yakın arkadaşıyla yatakta basıyor ve “beni de aranıza alın” diyor. Yalvarıyor adeta…

Bu örnekleri o kadar çoğaltabiliriz ki! Sokrat’tan, Aristo’dan beri bu böyle…

Şimdi akıl sahibi isek düşünelim: Dedik ki; Avrupa Uygarlığının dayandığı en temel örnek, Hristiyanlıktan çok felsefedir.

Felsefi anlamda Emmanuel Kant ve Spinoza gibi birkaç filozofu çıkarsanız geriye cinayet, çelişki, tutarsızlık, intihar ve fuhuş kalır. Avrupa’ya da örnek olan bunlardır.

Mesela Düsseldorf tren istasyonunun temizlik ihalesini alan Türk firmasının sahibinin bana söylediği şudur: “Her yıl, çoğu ölüm veya yaralanmayla sonuçlanan dört yüz intihar vakası oluyor sadece bu istasyonda. Ceset parçaları toplamaktan bıktık.”

Bir yanda rahmet ve merhamet dini İslam ve onun peygamberi, diğer yanda pandora kutusundan boşalan çöp yığınlarının kokusu…

Ne talihsiz bir dünyada yaşıyoruz ki; dünya insanlığı çeşitli vesilelerle bu çöpleri örnek alıyor, bir şey sanarak kokluyor.

Bilim adamlarını ve icatlarını ayrı tutuyoruz, vesselam.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Sadık Can

3. Madde. MHP. Ben onlardanim. Pişman değilim.

Musti msti yüzünden.

İdris hcm Avrupa uygarlığı, yani bayanların giyim tarzı , ifadesi. Mesele bu. Sayın Hüseyin kılıç arslan.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23