THY - Orta Avrupa Eylül

Salondan sahaya

13 Temmuz 2018 Cuma

Eski Türkiye’nin ilk “Büyük Millet Meclisi” sahada kurulmuş, camiden icazet almış, Ankara Ulus’taki binasında hizmete başlamıştı.

İkinci ve Üçüncü Büyük Millet Meclisinde ise sahadaki kurucuların pek çoğu dışlanmış, alanda gözükmeyip, “ne olup bitiyor” diye salonlarda bekleyenlerden oluşan tayinli vekiller işbaşına getirilmişti.

Oysa Türkiye salonlardan yönetilebilecek bir ülke değildir.

İstiklal ve istikbalimizi cephelerde savaşarak kazanan milli şuur sahibi insanlarımız, “köylü ve geri” topluluk diye ötelenmişti.

Salonlar Batılılara benzemek ve Batılılar gibi yaşayarak ülkeyi yönetmek isteyenler tarafından doldurulmuş, yönetime bu toprakları ve halkı asla anlayamayacak bir zihniyet sahip olmuştu.

Bağımsızlığını kazanmış ama güçsüz ve zayıf düşmemizden dolayı, istemeyerek de olsa sınırlarımızı kabullenen milletimiz, arazide gösterdiği fedakârlığın karşılığını salonlarda kaybetmişti. Çoğunluk azınlığa düşmüştü.

Lafı uzatmayalım. Türkiye 80 yıldır sahadakilerle salondakilerin mücadelesinin arasında kısır döngü yaşayarak yönetilmekteydi.

¥

Peki, şimdi ne olacak? Sistem sil baştan kurulacak! Yerli ve milli bir yönetimli sisteme geçilecek. Anadolu’da böyle bir beklenti var.

Türkiye artık saha ve salon çelişkisinden kurtulacak. Salonlarda çalışacaklar, cumhurun başkanı adına milletimizin temsilcisi olarak icrayı faaliyette bulunacaklar.

Yalnız burada sanki ses hızıyla bir değişim beklenmekte gibi.

Seksen yıldır halktan kopuk bir salon zihniyetini ve bürokrasiyi yerinden oynatmak, ancak mucize ile olur fakat mucize devri kapanmıştır.

¥

On altı yıllık Ak Parti iktidarında neler yaşandığını dün gibi hatırlamamız gerekmez mi? Başkan Erdoğan ve Ak Parti hükümetlerinin başına kalmayan ne kaldı?

Parti kapatmalar, terör, Cumhurbaşkanlığı seçimleri, komplolar, nice kanunsuzluklar, hukuksuzluklar, ekonomik ve medya baskıları, kaç darbe, kaç ihtilal denemesi, en son 15 Temmuz ihanet kalkışması ve benzeri ihanetleri yaşamadık mı?

Bugünlere el bebek, gül bebek gelmediğimizi hepimiz takdir ederiz.

Nihayet tüm sistemin baştan sona değişmesi için halk olarak irademizi hür şekilde ortaya koyduk ama birden bire değişiklik beklemek doğru olmasa gerek. 

Takdir edilmeli ki, Başkan Erdoğan’ın elinde sihirli bir değnek yok!

Sağa sallayınca sağ, sola sallayınca sol, aşağıya-yukarıya sallayınca, yukarı-aşağı değişmesini beklemek, oturduğumuz yerden ahkâm kesme keyfinin boş vermişliği olmaz mı?

¥

Ezcümle:

Başkan R. Tayyip Erdoğan’ın büyük sıkıntılarından birisi, yukarıda sözünü etmeye çalıştığım arazi insanlarını salonda, salon insanlarını arazide çalıştırabilmektir.

Bu sıkıntının aşılması kolay olmayacaktır. Saha ile salon arasındaki iletişimin çok sıkı temeller üzerine oturtulması ve iki alanda da çalışacakların bulunması, yeni sistemin halkımızla bütünleşmesini hızlandıracaktır.

Görünen o ki, insanımız aceleci davranarak değişiklik istiyor. Bunu en çok da bizler gibi yazan ve konuşanlar körüklüyor.

Acele işe muhalefet karışır. Henüz sistem koruk halde sabırla olgunlaşacaktır.

 

YORUM YAZ