“Boş tencerenin yıkamayacağı iktidar yoktur”dan medet umanlar için hesap zamanı
Zaman zaman yazdık.. Türkiye üzerinde karanlık hesabı bulunan başta ABD olmak üzere diğer dış güçlerin hesabı, 3 Kasım 2002’den sonra bozulmaya başladı.
Başında halkın adamı R. Tayyip Erdoğan’ın bulunduğu Ak Parti iktidarı, onların oyun sahasını daralttı. Özellikle FETÖ aracılığıyla kullandıkları kurumlarda (asker, polis, yargı, diğer kurumlar, istihbarat) etkinliklerini kaybedince, iktidar üzerindeki vesayetleri azalmıştı.
Hâlbuki eskiden bu işler çok kolaydı.. Hele medyayı da arkana aldın mı, bir gecede tereyağından kıl çeker gibi iktidar değiştirilebiliyordu. Bu sefer ceviz çetin çıktı, değişim süresi 25 yıl uzadı!
“Ak Parti’ye kapatma davası, Sarıkız/Ayışığı/Yakamoz/Eldiven” kod adlı askeri dört darbe hazırlığı, 27 Nisan E Muhtırası, 7 Şubat 2012'deki MİT Kumpası, Gezi Parkı olayları, 17-25 Aralık 2013 Yargı Girişimi Darbesi ve finalde 15 Temmuz 2016 FETÖ askeri darbe girişimi..
İşte; ellerindeki tüm bu fitne kozlarını sahaya sürmelerine rağmen, Ak Parti ve başındaki dirayetli lider Sayın Erdoğan’ı indiremediler!
Ehhh… Karşılarında önceden olduğu gibi, her defasında şapkasını alıp giden olmayınca, bu sefer uzatmaları oynayarak kurt politikacı Demirel’in: “Boş tencerenin yıkamayacağı iktidar yoktur.” sözüne sarıldılar.
Zaman zaman yazmıştım.. “Bu fiyat artışları normal değil, market ve pazar fiyatları el yakıyor, hükümetin haberi yok mu, niye bir şey yapamıyor?” diye..
Biraz geç olsa da operasyonlar geldi.. Demek ki, bazı şeyler akşamdan sabaha gerçekleşemiyor; düğmeye basılabilmesi için bilgi/belge gerekiyor.
Biliyorsunuz; geçen hafta ilk kez hâl mafyasına dokunuldu.. “Tarladan markete fiyat yolculuğu” soruşturmasında; 41 büyük dağıtıcı firmanın yöneticisi hakkında gözaltı kararı verildi, 22 ilde 109 iş yeri ve ikamette eş zamanlı arama yapıldı.
Ortaya neler çıktı neler.. İşte iki örnek: Üreticiden 6 liraya alınan ürünü 28 liradan almış gibi gösterip, üzerine de güya kendi kârını koyup satan ve ölmüş kişi adına fatura kesmeler. Böylelerine “gözü doymaz hâl mafyası” denmez de, ne denir?..
2019 seçimleri öncesine gidelim.. Özellikle fakirin, orta gelirlilerin temel gıda ihtiyaçlarından soğan ve patates üzerinde oynan kirli oyunu hatırlayalım..
Kilosu 10 lira olan bu iki ürün, nasıl oldu da piyasadan çekildi ve fiyatı 50 liranın üzerine çıktı?!?..
Boş arazilere binlerce ton soğanı döküp, çürümeye bırakan üreticiler de sorgulanmalı. Ki; kanaatimce, “hükümet düşürme plânı” yapanlar tarafından ücretleri peşinen ödenmiştir.
Gözünü vatandaşın sofrasına dikenlerin oluşturduğu yaş/kuru gıda ve diğer tüm ürünlerdeki anormal fiyat artışları, “hükümetin yerelde oy oranı düştü; çekip gitsin” hesabı yapanların oyunuydu.
Hükümetimiz; sağlık, eğitim, ulaşım, enerji, hava savunması, sosyal yardımlar ve diğer alanlardaki başarılarına gölge düşüren “hayat pahalılığını” mutlaka kontrol altına almalıdır.
Ülkemize çağ atlatan büyük yatırımların, İstanbul’un kanını emen Sülün Ekrem’in birkaç tane “Kent Lokantası” kadar değeri, reklâmı olmuyor!
Her ne türlü tedbir/yaptırım gerekiyorsa kararlılıkla adım atılmalı, akın akın operasyonlar devam etmeli, kaç yıldır katlanılan hayat pahalılığı dönemi sona ermelidir.
Yılanın kuyruğu sayılabilecek dağıtım aracılarının anlaşmış gibi, fiyat artırma emrini nereden/ kimden aldıkları, yani; yılanın başı tespit edilerek ezilmelidir.
Tarladan markete, fabrikadan halka “Dağıtım Zinciri” hiçbir zaman boş bırakılmamalıdır!
Bu irade ve güç, başında halkın adamı R. Tayyip Erdoğan’ın olduğu Ak Parti hükümetinde var.
Geçim sıkıntısı çekse de, halkımız ve özellikle emekliler hükümeti yıkmadı; ama yerel seçimlerle iki defa “uyarı” mesajı verdi.
Basiretli halkımız; bu hükümet giderse, yemek pişirmek için tencere/tava bile bulamayacağını, şimdi yeterli bulunmayan emekli maaşlarını bile zamanında alamayacağını, 25 yıllık kazanımların boşa gideceğini muhalefet kanadında yaşanan kaostan görüyor.
Rahat yolculuk yaparken “araç ve kaptan değiştirmenin” gereği olmadığını, halkımız 2028 seçimlerinde de gösterecektir inşallah!







