--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İHL ile işi olmayanların suçu, niye bize yüklenmeye çalışılıyor?

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
0

Son fon yolsuzluğunda yine tokatlayanlar onlar.

Tokatı yiyenler ise dindarlar.

Sözcü’sünden Cumhuriyet’ine hemen hepsi, yolsuzluğun arkasında AK Parti iktidarından birilerinin olduğunu yazıyorlar.

AK Parti iktidarından kimler olduğunu ise söyleyemiyorlar.

Bakıyorsunuz isimlere...

AK Parti’nin klasik Millî Görüş çizgisindeki tabanından bir tane isim yok.

Sözcü yavrusu Korkusuz eli ile, AK Parti iktidarını destekleyenler kendilerini gizliyor demiş.

Ama gözaltına alınanları, tutuklananları bile yazmamış.

Niye ki?

Dertleri ne?

Önce tutuklananı yazın.

Gözaltına alınanı yazın.

Sonrasında eğer AK Partili gibi görünenler de işin içinde ise “Şunlara da bir bakıverin” diye duyurun.

Tutuklananı bile yazmadan, “İşin içinde AK Parti iktidarını destekleyenler var” demek ne derece inandırıcı?

Neyse ki bu yolsuzluk işlerini, fonlama işlerini, oradan alıp buradan kamufle edip bir başka yerden götürme işlerini iyi bilen Kemalistlerin gazetesi, isimleri tek tek saymış.

Benim tanıdığım, oturup sohbet ettiğim, merhabalaştığım bir tane isim yok.

Büyükelçi olarak atanmış, bir üniversiteye rektör koltuğuna oturtulmuş bazı isimler var.

Ama bunların da ne kadar AK Partili oldukları şüpheli.


İsimleri vereyim; bakalım okurlarımızın içinde bunları tanıyan kimse çıkacak mı?

EMRE TEZMEN (TERA): Brüksel’de ekonomi ve işletme eğitimi almış. Önceki gün, Oğuz Tezmen isimli DYP eski milletvekilinin oğlu olduğunu yazmıştım. Tera grubundan sorumlu. Ben tanımıyorum. Okurlarımızın da tanıdığını sanmıyorum.

EMRE ALKİN (TERA): Prof. Dr. Emre Alkin, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu. İsmen tanıdığım birisi. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde, İktisat dersimize babası Erdoğan Alkin geliyordu. Kemalist idi ama fanatik laikçi değildi. Bilmem, tanımam bu kadar... Okurlarımızın da tanıdığını sanmam.

KEREM ALKİN (KAMUDAN TERA’YA): Siyasi iktidarın kamuda bazı görevlere getirdiği belirtiliyor. Erdoğan Alkin’in diğer oğlu. Ama solcuların hedef tahtasına koyduğu, klasik Millî Görüş çizgisinden birisi olmadığını söylemekle yetineyim.

ETHEM UMUT BEYTORUN: Yine Tera’dan bir isim. Ne ben bilirim ne de okurlarımız. AK Partililer biliyor mu, şüpheliyim.

Başladık, isimleri vermeye devam edelim.

Nasıl bir fırtına estirdiklerini, AK Parti ile ilgisiz isimler üzerinden, sanki yolsuzluk AK Parti tarafından yapılmış gibi gösterme furyasının arka planında neler olduğunu görün...

ECEM TUĞÇE AKÇAY: Kimdir, Cumhuriyetçiler bizden iyi tanıyor olmalı.

MUHAMMED YARIZ (PUSULA): Muhafazakar üniversiteler arasında yer alan Medipol Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi mezunu olmasının dışında, bu kişinin de AK Parti ile ilgisi olduğunu sanmıyorum.

AYŞE SEHER AYDIN (PUSULA): Bilmiyorum, tanımıyorum.

HALİL İBRAHİM EGE (PUSULA): İlgisi nedir bilmiyorum, kendisini de bilmiyorum.

NAMIK KEMAL GÖKALP (HEDEF): Bir bilinmeyen isim daha...

SİBEL GÖKALP (HEDEF): Bir Gökalp soyadlı kişi daha... Ama ben konuya uzağım.


ASİYE GÜLER (PARDUS-A1 HATTI): Hani tereddüt etmiyor değilim; bu kadar ayrıntılı isimleri veren Cumhuriyet, İBB yolsuzluğunda niye kimseye toz kondurmuyordu? Şimdi isimleri veriyor ama acaba ilgili ilgisiz herkesi torbanın içine mi atıyor? Birkaç güne ortaya çıkar ümidi ile kimseyi korumadan aktarmaya devam ediyorum.

SERDAR ALTINBAŞ (ATLAS): Northeastern University’de işletme okumuş, Londra’da yüksek lisans yapmış. Kim ola ki acaba? Yurt dışındaki üniversiteler ile ilgili övgüler düzenler biliyordur mutlaka.

EREN YEŞİLYURT (ATLAS): Bu ismin de kamuda görevler üstlendiği belirtilip AK Parti iktidarı ile ilişkilendirilmek isteniyor. Ama parti kadrolarında tanındığını sanmıyorum.

GÖKAY YILMAZ (BULLS): AK Parti iktidarında suyunun suyunun suyu mesabesinde bazı kişilerin bağlantılı olduğu bir grup olarak belirtiliyor. Bekleyelim, görelim.

ERSOY ÇOBAN (BULLS): Gökay Yılmaz gibi...

Haydi buyurun bize açıklayın.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in, “Likidite sorunları var” diyerek özetlediği, 1’e 3, 1’e 5, hatta 10 kazandırdığı iddiası ile insanların akın akın katıldığı bu fonlarda, siyasi iktidarın nemalandığını kim söyleyebilir?

İsimlerin hiçbirisini biz tanımadığımız hâlde; ya sponsorluk anlaşmaları ile ya gece kulübü arkadaşlığı ile ya yalı arkadaşlığı, doğum günü partisi, düğün davetlisi gibi değişik sebeplerle kanka olanların kendilerini kenarda tutup AK Parti’yi karalamaya çalıştıkları bu olayda, olayı soruşturan da aslında siyasi iktidar değil mi?

Kimsenin gözünün yaşına bakılmadan gözaltıları, tutuklamaları, mal varlıklarına el koymayı yapan da AK Parti iktidarı.

Yine de karalama operasyonu tam hız sürdürülüyor.

“Niye tedbir alınmamış?”

“Niye olayın bu kadar büyümesine seyirci kalınmış?”

Dersiniz ki AK Parti iktidarı, vatandaşları bu fonlara para yatırmaya davet etmiş. Vatandaş parasını yatırınca bu yolsuzluk yaşanmış... Yok böyle bir şey.

AK Parti iktidarının ilk yıllarında ortaya çıkarılan bir yolsuzluktan bahsedeyim.

AK Parti öncesinden gelen alışkanlıkla, İmar Bankası’nın hazine bonosu satışına ilişkin duyuruları, o tarihte Cem Uzan’a bağlı olarak yayın yapan Star gazetesinin birinci sayfasından yayınlanıyordu.

Hazine’nin haberi yok. Hazine bonosu satıyorlar...

Tabii karşılığında hazine bonosu yerine sahte belge veriyorlar.


Bunu yapan adamlar, aynı zamanda o tarihteki Star TV’nin ve Star gazetesinin de sahipleriydi.

Uğur Dündar’lar, Yılmaz Özdil’ler, Saygı Öztürk’ler bu medya grubunda kalem oynatıyorlardı. Yani o yolsuzluğu yapanların işçisi durumundaydılar.

Şimdi kalkmışlar, siyasi iktidar ile uzaktan yakından ilgisi olmayan bir yolsuzluk olayında muhafazakarları suçlamaya kalkıyorlar.

Kendileri yolsuzluk yapanlarla iş kotarıyorlar.

Yurt dışına kaçan patronlarına kol kanat geriyorlar.

Ülkeye dönüp seçimlere katılacakları şeklinde, yalanlar eşliğinde güzellemeler yapıyorlar.

Ama kendi patronlarının yaptıkları yolsuzluğun çok daha küçüğünde, ilgisi olmadığı hâlde bugünkü iktidarı suçlamaya kalkıyorlar.

Böyle ilkesizler...

Böyle yanar dönerler...

Şunu da yazarak bitireyim. İçimde kalmasın..

Bu ismi geçen kişilerin acaba bir tanesi, çocuğunu İmam Hatip’e yollamış mıdır?

Hiçbirisi ile oturup-kalkmışlığım yoktur..

Ama Cumhuriyet’in, Sözcü’nün yılın 365 günü hedef tahtasına koyduğu İmam Hatiplerle işi olmayanların suçu, niye bize yüklenmeye çalışılıyor? 

Söyleyin, niye?

Yorumlar

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu siz yazın — yukarıdaki formu kullanabilirsiniz.

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle