Yunan, onbinlerce Türk’ü katletmişti! 205 yıllık derin acı Tripoliçe soykırımı
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Mora Yarımadası'nda on binlerce Türk'ün isyancı Yunanlar tarafından öldürüldüğü Tripoliçe katliamının üzerinden 205 yıl geçti. Nisan 1821'e kadar Mora Yarımadası'nda yaşayan yaklaşık 90 bin Türk'ün büyük çoğunluğu isyancılar tarafından öldürülürken Yunan çete liderlerinden Theodor Kolokotronis, Yunanistan tarafından "ulusal kahraman" olarak ilan edilip ülkenin birçok yerine heykeli dikildi.
Osmanlı Devleti'ne karşı 23 Eylül 1821'de ayaklanan Yunanlar, Mora İsyanı sırasında ele geçirdikleri Tripoliçe'de, on binlerce Türk'ü katletti.
Mora Yarımadası'ndaki Tripoliçe'de 19. yüzyıl başlarında nüfusun büyük kısmını Müslüman Türkler oluşturuyordu. Türkler, Rumlar ve Yahudilerin bulunduğu kentte farklı etnik köken ve kültürlerden insanlar asırlardır barış içinde yaşıyordu.
Öte yandan, Tripoliçe, Rumeli'den gelen çok sayıda göçmene de ev sahipliği yapıyordu.
Yunan isyanları 19. yüzyıla kadar başarısızlıkla sonuçlanırken, Mora isyanı Avrupa ülkelerinin desteğiyle hızlı bir şekilde yayıldı.
Yunanistan'ın Osmanlı Devleti'nden ayrılmasıyla sonuçlanan ayaklanma olarak bilinen Mora İsyanı, 1821'den 1829'a kadar geçen süreçte on binlerce insanın ölümüne neden oldu.
Nisan 1821'e kadar Mora Yarımadası'nda yaşayan yaklaşık 90 bin Türk'ün büyük çoğunluğu isyancılar tarafından öldürülürken çok azı bu katliamdan kurtulabildi.
Yunan çete liderlerinden Theodor Kolokotronis, Mora'daki katliamlarda öne çıkan isimlerden biri olarak Yunanistan tarafından "ulusal kahraman" olarak görüldü ve ülkenin birçok yerine heykeli dikildi.
Eski Türk Tarih Kurumu (TTK) Başkanı Yüksel Özgen, katliamı şöyle tanımladı:
"Tripoliçe Katliamı ile tarihe geçen Yunan isyanı yalnızca bir ayaklanma değil, mazlum Türk ve Müslüman tebaanın kökünden kazınması maksadını taşıyan vahşi bir harekettir. Bu hadise Yunanistan'ın öteden beri takip ettiği etnik temizlik uygulamalarının ilk halkası olmuş, takip eden yıllarda da Trakya'da, Karadeniz'de ve Anadolu'nun farlı bölgelerinde bu davranış artarak devam etmiştir. 1919 ile 1922 yılları arasında Batı Anadolu'da, Trakya'da, Karadeniz havzasında Yunan ordusu ve Rum çeteler tarafından icra edilen vahşet, gerek savaş hukuku gerekse insanlık vicdanı nezdinde telafisi imkansız tahribatlara yol açtı. Camilerin kundaklandığı, köylerin yakıldığı, hayat sınırlarını zorlayan işkencelere maruz kalan bir halkın acılarının tarihe kazındığı bu devir, yalnızca Türk milletinin değil, insanlık vicdanının da kapanmaz yaraları olmuştur."
TTK tarafından yayımlanan, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Profesörü Prof. Dr. Ali Fuat Örenç tarafından yapılan çalışmada ise Mora isyanı sırasında Benefşe ve Navarin'e olduğu gibi Tripoliçe'nin de Rum isyancılar tarafından kuşatıldığı ve eylül sonlarına gelindiğinde Tripoliçe halkının açlık, susuzluk ve hastalıklar karşısında tükenmiş durumda olduğu aktarıldı.
Çalışmada kuşatma şu sözlerle aktarıldı: "Her gün yüzlerce kişi açlıktan hayatını kaybediyordu. Şehirde ev ve sokaklar gömülmesi geciken cesetlerle doluydu. Bu zorluklar yetmezmiş gibi isyancılar şehre yönelik bombardımanı şiddetlendirmişlerdi."
Rum çetelerin Tripoliçe'de kadın, bebek ve çocukları da öldürdüğü aktarılan çalışmada, "Rumlar öfkede o kadar ileri gitmişlerdi ki Türk mezarlığını kazıp, cesetleri ve kemikleri dahi çıkararak yakmışlardı. Şehir, paslı çivilere kadar yağmalanırken çok sayıda Türk kadını ve çocuğu esir alınıp, çete üyeleri tarafından ganimet olarak paylaşılmıştı. Bu arada şehirde bulunan üst düzey idareci aileleri de fidye için rehin alınmıştı. Tripoliçe'de yaşanan bu büyük vahşeti bir nebze yansıtması adına, isyancı liderlerden Theodoros Kolokontoris'in hatıralarında yer verdiği, şehre girdikten sonra hükümet konağına kadar atının ayaklarının cesetler üzerinde giderek hiç toprağa basmadığını söylemesi yeterli olacaktır." ifadeleri de yer aldı.