--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

En büyük cihad aileyi korumaktır

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
0

Yazının başlığı, Abdullah Sert Hocaya ait!

Geçtiğimiz gün hem başsağlığı hem de evlenecek iki gencin dini nikâhının ikamesine şahitlik etmek üzere misafiri olmuştuk.

Nikâhlanan gençlere çok güzel tavsiyelerde bulundu. “Aile yuvası kurmanın bu dünyadan çok, esas öteki âleme gidilen yolun azığı ve hazırlığı olduğunu” söyledi.

Nikâhtan sonra da biraz gündelik meselelerle dertleştik.

-“Hüseyin Beyciğim; “Zor zamanlardayız, özellikle aile meselesinde zor zamanları yaşıyoruz. Aileyi korumak, kollamak ve Allah rızasına dayalı olarak bir arada tutmak, aile olmanın gereklerini yerine getirmek, günümüzdeki en büyük cihad” dedi.


Evet, “ailenin” ne demek olduğunu bilen hemen her Müslüman baba ve annenin, en büyük çıkmazlarından ve çaresizliklerinden birisi de ne yazık ki aile müessesesinin çürümüş bir giysinin ipi gibi çektikçe kopmasıdır.

Anneler annelik, babalar babalık yapamaz durumda. Ergenlik çağına gelmiş çocuklar, eğreti bir anne ve baba ile yaşar gibiler. Kınama değil, şikâyet değil. Vakıa bu!

Ergenliği aşıp da işini veya kendisine başka bir geçim yolu bulan gençler ise aileden kopmakta, küçültülmüş evlerde “ortaya karışık ev arkadaşı” sınıfından yaşamaktalar.

Kimi yerlerde de birbiriyle geçinmek ve gidecek başka yerleri olmadığı için çaresiz birbirlerine katlanarak yaşamaya mecbur kalan “aile değil, evlilikler” var.

Bunların en büyük kısmı ise adliye koridorlarında ömür tüketmekteler. Yine maalesef günümüzdeki evliliklerin ekseri kısmı, “ev olmak için değil, evden kurtulmak için” yapılmaktadır.


Doğal olarak bu evlilikler de üç ay ile bir buçuk yıl sürmekte. Sosyal medya üzerinden evlenenlerin birliktelikleri bu kadar da değil! Orası bir acayip!

Ve bu insanlar; sokaklarda, iş yerlerinde, okullarda, toplu taşım araçlarında, kendi bineklerinde, hayatın devam ettiği her yerde bunalım üretmekteler.

Yani toplumun genelinde gördüğümüz tüm kargaşa ve kaoslarla, haberlerde olup biten her türlü mezbeleliklerden tutun da evlerin otel lobisi gibi kullanılması neticesinde aile yuvalarının dağılmasına sebep olanlar, aile kurumuna savaş açan kesimlerdir.

Ne kadar karanlık bir tablo değil mi? Ama vaziyet bu! Kimse görmek istemiyor. Teşhisi konulan her derdin bir ilacı vardır oysa.

Yalnız toplumumuzda tedaviye karşı ciddi bir direniş var. Kimse nefsini ayaklarının altına alıp, amentüsünü ön plana çekemiyor.


Ezcümle Abdullah Sert Hocadan:

“Hayâ, ayıplanan bir şeyin korkusu ile insanda meydana gelen bir mahcubiyet, utanma, ya da çekinme duygusudur ki, yaratılanlar içinde fıtrî olarak sadece insanda mevcuttur.

Bir kısmı yaratılışımızda var olan bu duygu, terbiyeye bağlı olarak kalpte yerleşince, insanı her türlü günahtan alıkoyar.

İnsanın tavır ve davranışlarında ilâhî ve fıtri ölçülere uymasını, herhangi bir işte haddi aşmamasını sağlar”.

 

Yorumlar

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu siz yazın — yukarıdaki formu kullanabilirsiniz.

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle