Mevlana’yı sevenler ve sömürenler
“Benliğine hükmedemeyen insan nefsinin esiridir, kölesidir. Benliğine hükmeden insan nerede olursa olsun, hür ve güçlüdür.” Mevlana Celaleddin Rumi Hz.leri.
Allah’ın halifesi olarak, yeryüzündeki ve gökyüzündeki yaratılmış her varlıkla iletişim kurabilen Mevlana Hz.lerinin bu sözü pek muhteşemdir.
Hakiki manada iman ettiği için Mevlana’yı anlayan Müslümanlar ile anlamayan veya sömüren Müslümanlar bu tarifin içerisindedir.
“Benliğine hükmedemeyenler nefislerinin esiridir, kölesidir” kalıbının içerisine Mevlana’yı sömürenler girmektedir.
“Mevlana Hz.leri bunları da hoş görürdü” denilirse, Mevlana’ya ihanet edilmiş olunur. Mevlana Hz.leri Allah’ın hoşnut olmayacağı hiçbir şeye hoşgörüyle bakmamıştır. Allah’ın hoş görmeyeceğini belirttiği amelleri hoş görmek şirktir.
Ayrıca sınırsız hoşgörü diye bir anlayış yoktur. Sınırsız hoşgörü olsaydı Cehennem yaratılmazdı.
Bir de “amelsiz hoşgörü tavsiyeleri,” bir müddet sonra yerini; nefrete, iftiraya, yalana ve bedduaya bırakır. Bugünlerde örneklerini yaşıyoruz.
•
Cümlenin ikinci kısmında ise “Benliğine hükmeden insan nerede olursa olsun, hür ve güçlüdür” denilmektedir.
İşte bu kısma tam inanmış Müslümanlar girmektedir. Bugün Mevlana Hz.lerine kimlerin sahip çıktığını ve kimlerin nasıl anladığını hep birlikte görmekteyiz.
Devletimizi ve halkımızı temsil noktasında Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu’nun; bu tarife girdiğini; mayası fitne ve fesatla yoğrulmamış herkes kabul eder.
Mevlana’nın sözlerini süslü levhalardan, duvar yazılarından, kitapların sayfa başlarından çıkarıp; kalbimize, yüreğimize, amelimize raptedip, yaşanır hale getirebilmeliyiz.
Mevlana Hz.lerini dilde sömürenler onu öyle bir hale getirdiler ki, haşa Allah (c.c.) ve Peygamber Efendimiz (s.a.v.) den daha hoşgörülü, daha affedici, hale soktular.
Allah’ın ayetlerine, Peygamberimizin hadislerine ve mümin olmanın gerekleri olan şartlarla muhatap olmaktan kaçanlar, Mevlana Hz.lerinin şu sözüne hiç uğramazlar.
-“Ben yaşadıkça Kur’an’ın bendesiyim. Hz. Muhammed’in yolunun tozuyum. Biri benden bundan başkasını naklederse, ondan da şikâyetçiyim, o sözden de şikâyetçiyim.”
Mevlana Hz.lerinin bu ifadesini; onu sömürerek kendilerine menfaat temin eden “maskeli ve maskesiz” sömürücülere havale ederek geçelim.
•
Mevlana Hz.leri diyor ki;
“Bizim Rabbimiz; ‘Secde et ki, Allah’ın YAKINLARINDAN olasın’ buyurmuştur. Bizim bedenlerimizin secdesi, ruhlarımızın Allah’a yaklaşmasına sebeptir.
Mevlana Hz.leri, Allah’a fikir ve mana olarak inanmanın şartı olan farz ibadetleri, harfiyen yerine getirmiştir. Eflaki şöyle naklediyor:
“Mevlana, Ezan-ı Muhammediyi işitince, elleriyle dizlerinin üzerine koyup, olanca heybetiyle ayağa kalkar:
-“Ey kendisiyle rûşen olan canımız! Adın ebediyete kadar kalsın” der; bunu üç defa tekrarladıktan sonra;
-“Namaz, oruç, hac ve cihad, itikadın şahididir. Eğer Allah sevgisi, yalnız fikir ve mana olsaydı, senin oruç ve namazının zahiri suretleri de kalmazdı, yok olurdu” diyerek, tam bir tevazu ve niyazla namaza dururlardı.”