Çocuklara kim saldırıyor?
Çocuklara kim saldırıyor?
MUHAMMET KUTLU
Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bulunan Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 14 Nisan 2026 Salı günü meydana gelen silahlı saldırıda, aralarında öğrenci, öğretmen ve bir polis memurunun da bulunduğu 16 kişi yaralandı. Okulun eski öğrencisi olduğu belirtilen 19 yaşındaki Ömer Ket isimli saldırgan, yakalanacağını anlayınca intihar etti...
Şanlıurfa’daki saldırının ardından 15 Nisan 2026 Çarşamba günü ise, bu kez Kahramanmaraş Onikişubat ilçesi Aysel Çalık Ortaokulu’nda korkunç bir saldırı meydana geldi. 13.30 sıralarında meydana gelen olayda, sabahçı öğrencilerin dağılma vaktinde okula gelen ve kendisi de aynı okulda 8. sınıf öğrencisi olan İ.A.M isimli 14 yaşındaki saldırgan, evden getirdiği 5 silahla rastgele ateş ederek büyük bir katliam yaptı. Olayda dün akşam saatleri itibariyle biri öğretmen, 8’i öğrenci olmak üzere 9 kişi hayatını kaybetti. Hastanede tedavi altına alınan 13 yaralının 6’sı yoğun bakımda. 3’ünün durumu ise kritik…
Olayda hayatını kaybeden öğretmenimiz ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı diliyoruz. Yaralılara da acil şifalar niyaz ediyoruz…
Türkiye önce Şanlıurfa, ardından Kahramanmaraş’ta yaşanan korkunç olayların şokunu henüz atlatamadan bu sefer de Mersin Tarsus’ta yürekler ağza geldi. Tarsus Fatih Anadolu Lisesi’nde öğle saatlerinde yaşanan olayda, 12. sınıf öğrencisi M.M.A.’nın okula silahla geldiği fark edildi. Okul polisi ve idarecilerin soğukkanlı müdahalesiyle, 17 yaşındaki öğrencinin üzerindeki tabanca, ateşlenmeden ele geçirildi. Silahına el konulan son sınıf öğrencisi, gözaltına alınarak emniyete götürüldü. Böylece aynı gün içinde ikinci bir okulda saldırı faciasının önüne geçilmiş oldu…
Kahramanmaraş’taki olayın ardından şehre gelen İçişleri, Adalet, Sağlık ve Milli Eğitim Bakanları incelemelerde bulundu. Kameraların karşısına geçerek bilgi veren İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, “Saldırı bireysel, terör saldırısı değil. Biz İçişleri Bakanlığı olarak 4 tane mülkiye 4 tane de polis başmüfettişi görevlendirdik. Adalet Bakanlığımız 3 tane Cumhuriyet Başsavcı vekili 4 tane Cumhuriyet Savcısı görevlendirdi” dedi.
Savcılar ve müfettişler olayın bütün boyutlarını inceleyip nedenini ve nasılını ortaya koyacaklardır, bundan eminiz.
Ben kıt aklımla tespit ettiğim bazı aksaklıklara ve şüpheli durumlara dikkat çekmek isterim:
Öncelikle geleceğimizin teminatı, ailelerinin gözünün nuru olan öğrencilerimizin, başka bir ifadeyle ülkemizin en büyük hazinesi olan çocuklarımızın okuduğu okulların büyük bölümünde güvenlik tedbirinin ya hiç olmadığı, ya da “kapıya bir hizmetli koymak” şeklinde son derece yetersiz olduğu gerçeğini hatırlatayım.
Eğer okullara polis verilseydi ne saldırganlar elini kolunu sallaya sallaya içeri girebilirdi, ne de okul çevresinde uyuşturucu satıcıları cirit atabilirdi…
Ama bunca olay yaşandıktan, bunca can kaybından ve yüreklerin yanmasından sonra devletimizin bu konuda gereken tedbiri aslanlar gibi alacağına şüphemiz yok…
Yeni Akit olarak gün aşırı haberlerimizde bangır bangır bağırıyoruz, avazımız çıktığı kadar dile getiriyoruz.
Eğitim sistemimizde manevi bir boşluk var. Bu öyle büyük bir boşluk ki, ne öğrenciler öğretmenlere saygı duyuyor ne öğretmenler onları kendi evlatları gibi bağırlarına basabiliyor ne de aileler ile okul yönetimi arasında saygı ve sevgiye dayalı sağlıklı ilişkiler kurulabiliyor.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın hiç zaman kaybetmeden, öğrencilere milli manevi şuurun yüklenebileceği, sevgi ve saygının aşılanabileceği bir eğitim iklimini oluşturması şart…
Çünkü çocuklarımız şeytani karanlık mihrakların doğrudan ve dolaylı saldırısı altında.
Telefon, tablet ve bilgisayarlar üzerinden, ışıltılı, sürükleyici ve cezbedici oyunlar vasıtasıyla çocuklarımızın zihni bulandırılıyor. Bunu dijital cihazların ekranları üzerinden yaydıkları frekanslarla yaptıklarına dair pek çok bilim adamı ve araştırmacının sayısız açıklamaları ortada...
Peki, yalnızca Müslümanlar değil, insan soyundan gelenlerin yaşadığı dünyanın dört bir yanındaki ülkelerde çocukları kim hedef alır?
Kendileri ile şeytanın akraba olduğuna öykünen ve dünyayı domine eden küresel karanlık çeteler değil mi?
İşte bu yüzden, çocuklarımıza yönelik korkunç ve akıl almaz saldırıların artmasıyla, aynı karanlık odakların Ortadoğu’da Müslüman coğrafyasının tam ortasına, bir kanser hücresi gibi yerleştirdiği İsrail’in ülkemize yönelik husumetinin artışının aynı döneme denk gelmesi üzerine iyi düşünmek lazım.
Karanlık ve insanlık düşmanı mihraklar, tüm dünyada insanoğlunun çocuklarına, yani yeni nesillerine amansız bir saldırı başlatmış durumda.
Çünkü günlerin sonunda dünyayı insanın elinden almak gibi korkunç bir hedefleri olduğu söyleniyor.
Bu nedenle devletlerden ailelere kadar her birimin, herkesin çocuklara sahip çıkmak üzere derhal harekete geçip elinden geleni yapması gerekir.
Yoksa yarın çok geç olabilir.