Kuzuyu kurda teslim edenler… Sizler de suçlusunuz!
Kuzuyu kurda teslim edenler… Sizler de suçlusunuz!
YÜKSEL TOKUR
Hemen başta şunu belirteyim ki; rüşvet, yolsuzluk, ahlâksızlık, emanete hıyanet kimden, hangi parti veya kuruluşta olursa olsun hepsinin yaptığı yanlıştır.
Ne zamanki emanetler ehline, yani işler lâyık olana değil, liyakatsizlere verilir; liyakatsizliklere, yolsuzluklara, ahlâksızlıklara göz yumulup normal karşılandığı zaman toplumsal çürüme başlar ve artık önüne geçilemez bir hâl alır.
“Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi emreder…” (Nisa Suresi, 58)
Hz. Peygamber: “Münafığın üç belirtisi vardır: Konuştuğunda yalan söyler, söz verdiğinde yerine getirmez, kendisine bir şey emanet edildiğinde hıyanet eder” buyurarak, emanete riayet etmeyenleri “münafık” vasıflı insanlar olarak tescil etmiştir.
Siyasi anlamda seçmenin oyu, ona emanettir. Oyunu, o hizmete lâyık olan kişiye (adaya), partiye vermelidir.
Oy verdiği kişi, lider, parti hayırlı, faydalı işler yaparsa; oy verene de bu seçiminden dolayı “iyilik” adına hisse vardır.
Bunun tersi olduğunda; yani, rüşvet, yolsuzluk, ahlâksızlık gibi kötü ve günah olan işler yaptığında ise; o kişinin o makama gelmesinde katkısı olduğundan “kötülük” adına hisseler vardır.
Demek ki; hayatımızda olan kişilere olduğu gibi; yalan konuşan, verdiği sözü yerine getirmeyen, kendisine emanet edilenlere hıyanet eden siyasilere oy vererek destek olmamak gerekiyor.
Kişiler arasında olan bu tür olaylar şahsi olduğundan zararı az, telâfisi kolay olabilir.
Ama; devlet kuruluşlarında olduğunda, tüm ülke halkını ilgilendirir ve mutlak surette yanlış yapanlara hesabı sorulmalıdır.
Zira; o kuruluşların bütçesi senin, benim cebimden çıkan paralarla oluşturuluyor, harcanıyor.
Ülkemizde bazı kamu kuruluşlarında yanlış yapıp rüşvet, yolsuzluk, ahlâksızlık yapıp, emanete hıyanet edenler oluyor.
İşte; son dönemin bu tür olumsuzluklarıyla gündeme gelen iki kamu kuruluşu: İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Bolu Belediyeleri..
Sanki Belediye işlerinde çok başarılı olmuşlar da, Belediye kaynakları yetmemiş; gözlerini vatandaşın kurbanına, bağışına, fitre ve zekâtına dikmişler!
Tabii ki, işi kitabına uydurmak gerekirdi. “Vakıf” bu işlere güzel kılıf olacaktı!
Şimdilerin sanık konumundaki Tanju Özcan’ın başında bulunduğu Bolu Belediyesinde yaşananlar yargıda..
Soruşturmanın kilit ismi BOLSEV Yönetim Kurulu Üyesi Ali Sarıyıldız: “Vakıf adına kurban bağışı adı altında para toplandığını” kabul etti.
“Bu paralarla hiçbir kurban alınmadığını ve kesim yapılmadığını, başından beri amaçlarının kurban kesmek değil, yardım için para toplamak olduğunu” dasöyledi!
"Burs için topladık" dedikleri, 116 milyon TL'lik meblağın yalnızca 11 milyon TL'sinin öğrencilere dağıtıldığı da ortaya çıktı.
"Kanun dışı ama, Suriyelilere suyu on kat fazlasına satacağım" deyip, dar ettiği Bolu’da şimdi kendisi dört duvar arasında taze umreci Tanju!
“İstanbul nimet nimet” diyerek koltuğa oturan, “Fitre ve zekâtınızı bize verin” çağrısı yapan Zübükzâde Ekrem aç kurt gibi saldırmadı mı?..
Ne kadar toplandı, yerine ulaştı mı; zekât ve fıtır sadakasını kurda teslim edenler düşünsün!
İki dönem, Belediyeleri bu haramzâdelere emanet edenler çok daha iyi düşünsün!
Dini durum: Kurban vekâleti verip kurbanları kesilmeyenler; yeniden, o kurbanın bedeli kadar parayı fakirlere vermelidirler.
Yerine ulaşmayan zekât ve fitreler de, sahiplerince yeniden fakirlere dağıtılmalıdır.
Siz siz olun; dünya ve ahirette maddi/manevi zarara uğramak istemiyorsanız, emanetlerinizi ehline veriniz.