THY- Banjul

Malazgirt Zaferini Mücadele Şuuru Haline Getirebilmek

28 Ağustos 2018 Salı

26 Ağustos 1071 Malazgirt muharebesi, “Haç” ve “Hilal” savaşının, “Hilal” ile sonuçlanması değil, bundan sonra da sürecek zaferin adıdır.

Çünkü Hakk ile Batıl mücadelesi kıyamete kadar durmayacaktır. Müslüman olanlar da olmayanlar da bu hakikatin şuuruna sahip olmakla yükümlüdürler.

Haç’ı isteyen kavimler Hilal sancağının altında, Hilal sancağına mensup kavimler de Haç flamasının altında ne kadar zengin ve refah içerisinde yaşarsa yaşasınlar, fıtratlarındaki Haç veya Hilal mayasını inkâr ederse etsinler yok edemezler.

Bu sebeple Haç kavmiHaç’ına, Hilal kavmi Hilal’ine sahip çıkacaktır.

İkisinin ortasında tarafsız olmak veya ikisini de reddetmek yahut mezcetmeye kalkmak; vatan, millet, devlet ve din şuurundan yoksun kuru kalabalıkların şuursuzluğudur.

¥

Uzun ve yakın tarihimizi okuyan, anlayan ve idrak edebilecek her insanımıza, bu şuurun bilgi ve belge olarak anlatımından öte; inanç, amel ve icraat noktasına gelmesi sağlanmalıdır.

Bunun için elbette başta Milli Eğitim Bakanlığına büyük görev düşmektedir.

İlk ve ortaöğretimde verilmeyen milli tarih şuuru, üniversitede “burun kıvrılan tarih şuuru” oluyor. Arızalı şuurların tamiri ve tedavisi zordur.

İkinci sırada üniversiteler gelmektedir. Üniversitelerimizin önemli bölümünde iyileşmeler vardır ama hâlâ bir kısmı, eğitim ve öğretimden ziyade, gençlerin ergenliklerini yaşadıkları yerleşkeler konumundadır.

Dünyanın her ülkesinde, üniversitelerin öncelikli eğitim ve öğretim metotları, ülkelerinin vazgeçilmez değerlerini sahiplenmelerini sağlamak olmaktadır.

Kendi ülkelerine ve toplumlarına yabancılaşmaya asla müsaade etmezler.

Biz de ise yakın zamana kadar ülkemize ve milletimize yabancılaşmak, vatanımızın tarihine, coğrafyasına, edebiyatına, dini-milli değerlerine, örf, adet ve geleneklerine sırt çevirmek “çağdaşlık” olarak öğretilmekte, özgürlük olarak addedilmekteydi.

¥

Mesela bir örnek verelim. Ak Parti iktidarına ve R. Tayyip Erdoğan’ın başbakanlık ile cumhurbaşkanlığına kadar, Malazgirt Zaferi iki satırlık kuru ifadelerden öte geçmiyordu.

Ayrıca bugüne kadar hangi üniversitemizde Malazgirt yahut diğer zaferlerimiz üzerine öğrencilerin ve öğretim üyelerinin düzenlediği paneller, konferanslar, açık oturumlar yapıldı kitaplar yayınlandı?

Sadece üniversitelerimiz değil, ilk ve ortaöğretimde de tarihimiz hakiki boyutlarıyla hala anlatılmış değildir. Gerçi nasıl anlatılacaktı ki!

Bir toplumu kendi varoluş değerlerinden uzaklaştırmak istiyorsanız; tarihiyle, kültürüyle, diliyle, diniyle ve milli değerleriyle oynayacaksınız ki, o millet kendisine yabancılaşabilsin.

¥

Ezcümle:

İşte bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çektiği en büyük sancı budur. Yeni Türkiye’yi yerli ve milli değerlerle yeniden kurma ve büyük yarayı tedavi etmek için çırpınmaktadır. 

Topraklarımızdaki varlığımızın ve bekamızın devamını idrak edebilmek elbet sadece Malazgirt zaferini anlamak yetmez.

Malazgirt zaferiyle 22 milyon km’ye nasıl çıktığımızı daha sonra 780 bin km’ye nasıl gerilediğimizi; ekmeğe, suya, havaya ihtiyacımız olduğu gibi bilmek ve öğrenmek mecburiyetindeyiz. 

 

YORUM YAZ

  • Rafet SesigüzelRafet Sesigüzel2 ay önce
    Sene 2002 fakültenin birinci sınıfındayım, sosyalist idealler filan tabii o zaman. Derse girmeyip sağda solda insanlara ülkenin kurtuluş savaşında olduğunu, özgürlük mücadelesi vermemiz gerektiğini anlatıyoruz "yoldaşlarla". Hocalara gidip birlik beraberlik çağrısı yapıyoruz. Hocanın biri demişti ki "olm bırakın bu işleri, bu ülkeye bir şey olmaz da olan size olur". Kırılıp üzülmüştüm. Yıllar geçti, hakikaten olan bize oldu, ülke yoluna devam etti. Şimdi sizlerden birlik beraberlik çırpınışlarını, kurtuluş savaşı muhabbetlerini okuyunca hafif bir tebessüm ediyorum. O günlerim aklıma geliyor, hatırlıyorum: o zamanlar bizim düşüncemiz iktidarda değildi, zaten Türkiye'de hiç de olmadı. Soruyorum kendime yeniakitçilerin kurtaracakları bir iktidarları var ama bizim neyimiz vardı da biz neyi kurtarmak istemiştik. "Ülkemiz vardı" diyecek oluyorum, 16 yılı hatırlayınca acı bir gülmek geliyor içimden, gülümsüyorum ağlanası halime. İşime gidip geliyorum hergün, yaban elde de olsa akşam eve gelince evladımı okşayıp sevebiliyorum. Hey gidi günler diyorum.