THY- Noukşot

Kurban ve Hidayet

21 Ağustos 2018 Salı

“Bütün âlemleri dolaştım. Bütün ilimleri gezdim. Gördüm ve bildim ki ‘En büyük günah’, bir an Allah’tan gafil olmaktır”. Bayezid-i Bistami Hz.leri.

Sizler de benim gibi “Allah hidayet nasip etsin” diye yapılan duayı çok duymuşsunuzdur.

Malum olduğu üzere, “Hidayet” doğru yola girmek, doğru yolda olmak, istikamet sahibi olmak demektir.

Maddi imkânı olanlar için kurban kesmek de “Hidayet” üzere olmanın nişanesi olarak kabul edilmektedir.

Yalnız mesele kurban kesmekle bitmiyormuş. Kurbanın öncesi de sonrası da “Hidayet” yüklü bir mana içerisinde geçmeliymiş.

Gerçi hayatımızın bütünü elbet sıratı-müstakim üzere olmalı. Bayezid-i Bistami Hz.lerine; “Bu yolda en iyi hal nedir” diye sormuşlar o da şöyle demiş:

-“Agâh bir gönül”, “Basiretli bir göz”, “Hakk olanı işiten bir kulak”.

Tam da bayramlık bir tespit! Agâh bir gönül, gözü basiretli görmeye sevk eder. Basiretli bir göz ise kulağa hep Hakk olanının duyulmasını sağlar.

İtiraf edelim ki, hepimizin kaçarak yaşadığı hakikat, bayram ziyaretlerinde bu üç ana meseleden uzak durmamızdır.

Maalesef gönlümüzü de gözümüzü de kulağımızı da istikamet üzere kullanamıyoruz.

“Allah hidayet nasip etsin” duasının içerisinde gizli bir niyaz daha vardır. “Allah fedakârlık yapmayı nasip etsin” temennisidir.

Ne yazık ki biz bu kavramı da az yahut çok kendimize faydası dokunacak şekilde kullanmaktayız.

Dilimizle kalbimiz arasındaki irtibatı kopardığımız halde, bizden başka kimse farkında değil gibi davransak da içimize yolculuk ettiğimiz de kalbimiz bize bu gerçeği söylüyor. 

Bilginlerimiz kurbanın fedakârlık sembolü olduğunu dile getirerek şöyle derler:

-“Kurban, bir Müslümanın Allah’a ibadet ve O’nun emrine sarılmak için her şeyi feda edebileceğinin sembolüdür”.

Bu harika izahın üzerine söz irad etmek gevezelik olur.

Evet, bayram üzerine yoğun bir mesaj ablukası altındayız.

Bizler gibi yazanlar, konuşanlar, bilenler, bilmeyenler, ilgililer, ilgisizler, kimi nefsinden, kimi cüzdanından, kimi vicdanından, kimi çene düşüklüğünden, hemen herkes bir şeyler söylüyor ve dediklerinin doğru olduğuna inanarak, karşısındakilerin de inanmasını ve kabul etmesini istiyor.

Az kaldı unutuyordum. Bir de aramıza giren ve adeta yapışık yaşadığımız teknolojik aygıtların pek çok sanal iletişim yolları var.

Yine hemen hepimizin bir şeref madalyası gibi taşıdığı aygıtlar, birbirimizle iletişimde ne hidayet, ne fedakârlık, ne de Bayezid-i Bistami Hz.lerinin dediği gibi “Agâh bir gönül”“Basiretli bir göz” ve “Hakkı işiten kulak” bırakıyor.

Hatta bu aletlere harcadığımız maddi-manevi enerjinin yüzde onunu dahi birbirimize harcamıyor, yedi sekiz kelimelik cümleyle iletişim kuramıyor, elimizi veya gözümüzü telefonlar esir alıyor.

Ezcümle:

Şimdi bu halimize ne diyeceğiz: “Allah cümlemize hidayet nasip etsin” Amin!.. 

 

YORUM YAZ