Kelimelerin Kalbi

10 Eylül 2018 Pazartesi

Bu haftaki kitabımız Kapı Yayınlarından.

Ahmet Turgut’un kelimeler üzerine yaptığı büyük keşif ve tahlil sonunda, kalp ile dil arasındaki münasebeti anlattığı eserinin adı; “Kelimelerin Kalbi” ismini taşıyor.

Kelimelerin “kalp” ile iletişimin nasıl ve ne şekilde olması gerektiğine dair anahtar, eserin başında şu cümleyle verilmiş:

-“Şuur dilde başlar, kalbe iner. Zira dil temizlenmeden, kalp de arınmaz, aklediş de”…

İşte kitap bu anahtarla açılıyor ve her insanın akledişine, mantığına, mizacına, inancına ve değer yargılarına ne kadar sahip çıkıp çıkmadığına dair kelimelerden kalbe bir yolculuk yaptırıyor.

Esas büyük mesaj, kitabın kapağındaki kısa söz de verilmiş: “Dil kalbin tercümanıdır” Hz. Muhammed (s.a.v.)

……………….

Ahmet Turgut, “Dil düşüncenin meskenidir” diyor ve şöyle devam ediyor:

“Dil sadece düşüncelerimizi paylaşma aracı değil, aynı zamanda kendisiyle düşünebildiğimiz temel vasıtadır.

Ruhla beden misali, düşünceler dilde canlanır. Tabii burada dil derken artık sadece sözcükleri veya anlatım üsluplarını kast etmiyoruz.

Cümle yapıları ve gramer kurallarıyla, mecazlar ve kinayelerle, kelime haznesiyle kavramsal zenginlik, topyekün dile dair hâkimiyetimizle düşünebilme kabiliyetimizi etkilemekte”.

………………..

Büyük şehirlerin büyük caddelerinde dolaşanlar görür ve okurlar. Gerçi şimdi artık küçük şehirler de büyükleri taklit ettikleri için aynı durumdalar.

Caddelerde yürürken çok nadir Türkçe isimler görürüz. Geri kalan mağaza ve yiyecek firmalarının hemen hepsi yabancıdır.

Böyle caddelerde yürür ve o isim levhalarının önünden geçerken utanır ve başımı öne eğerim. Memleketimi işgale uğramış hissine kapılırım.

Lanet okumak yasak olduğu için sahiplerine/yöneticilerine lanet de okuyamam ancak kendi kendimi yerim. Sonra da bana derler ki;

-“Neden bu kadar canın dar? Gezerken bile rahat edemiyorsun”?

Tabii sebebini anlatamadım. Birkaç kez söylemeye kalktım anlaşılmadım.

-“Ne var ki ne olmuş, sen belediye başkanı mısın, ilgili bakanlık ve belediyeler rahatsız olmuyorsa sana ne oluyor” cevabıyla karşılaşınca dilimi sakladım.

………………

Şunu diyebilirsiniz: “Sadece caddelerde gördüğünüz mağazalar mı? Televizyonda, internette, sosyal medyada, gazetelerde, evlerde, sokakta, camide, konferansta, işte, alışverişte konuşurken hangi dilin edebi ve adabından söz ediyorsun”?

Ne diyeyim bilmem ki, aslında bu ve benzeri soruların hepsinin cevabını Ahmet Turgut şu ifadelerle vermiş:

“Dil kalbin tercümanıdır” ve dil istikamet sahibi olmadan kalp de istikamete eremez” ilkesinin vazettiği çift yönlü dil-kalp münasebeti, aynıyla dil-düşünce ilişkisi için de geçerli.

Zira kâh dilimiz düşüncelerimizi etkiler, kâh düşüncelerimiz dili. Haliyle diyebiliriz ki; dil, düşüncenin hem tohumu hem meyvesidir”.

Ezcümle:

Her insan konuştuğu dilin evladıdır. Böyle giderse evlatlar atalarıyla bir müddet sonra tamamen anlaşamayacak duruma gelecektir.

Eser hakkında: Kapı Yayınları; 0212- 513 34 20

 

YORUM YAZ

  • veliveli2 ay önce
    Oyun kurmuyorlar, devlet ve millet olarak, medeniyet olarak, diğerlerinden ileriye gidemiyorsan, kurulan oyunlara maruz kalmak, kaçınılmaz. sıfır sorun diye bir şey yok, ama çözüm için, sadece yasaklara odaklanmak, havanda su dövmek gibi, israf..