THY - TR Çıkışlı Güney Avrupa Kasım

Dursun Fakih ve Osmanlı İstiklal Hutbesi

07 Eylül 2018 Cuma

“Dünya Devleti” düşüncesi ve bu düşüncenin inşası, devletler tarihinde ancak birkaç millete nasip olmuştur. Bu nasiplerden birisi bizim milletimize aittir.

Türklerin İslam’ı kabulüyle Doğu’dan Batı’ya süren fetih yürüyüşü, fethedilen coğrafyaları İslam sancağı altında vatan ve devlet etme nasibidir.

Karahanlılarla başlayan tarih sahnesine çıkışımız hep güçlü kişilerle olmuş ve arkasındaki milleti ona inanmış, böylece şan ve şeref dolu bir tarih doğmuştur.

İşte tarihi şahlandıranlardan birisi de Osman Gazi Han’dır. Ve tabi her zaman olduğu gibi böyle güçlü kişiliklerin arkasında âlimler vardır.

Bu bakımdan Osman Gazi’nin arkası oldukça güçlüdür. Kayınbabası Şeyh Edebali ve devrin fıkıh âlimi bacanağı Dursun Fakih vardır.

İslâm devletlerinde bir hükümdarın meşruiyet kazanması, devrin ileri gelen halife yahut fıkıh âlimi tarafından tasdik edilmesi gerektiği, bunun ilk şartının da hakanın kendi adına hutbe okunması olduğu yazılır.

Karacahisar’da Osman Bey adına hutbe okunması tarihi kaynaklarda şöyle anlatılır:

“Bağımsız Anadolu beyliklerinde hutbe ‘Bey’ adına okunurdu.

Karacahisar Osman Bey tarafından fethedilip kilisesi camiye çevrilince (1289) ulemadan kadı, âlim ve şair Dursun Fakih ilk defa hutbede Osman Bey’in adını andı”.

…………….

Dursun Fakih hakkında da kısa bir bilgi nakledelim:

Dursun Fakih Karamanlı olup, Şeyh Edebali’nin (ö. 726/1326) damadıdır. Kayınbabasından tefsir, hadis ve fıkıh okuyarak, seyr-ü sülûkunu yanında tamamlamış.

Osman Gazi ile birlikte savaşlara katılıp gazilere imamlık etmiş ve Karacahisar’ın fethinden (688/1289) sonra Osman Gazi tarafından şehrin kadılığına ve caminin imamlığına getirilmiş.

Dursun Fakih’in türbesi Söğüt’ün Küre beldesindedir. Ayrıca Şeyh Edebali’nin türbesi içerisinde medfun olduğu söylense de birinden birisi makam olsa gerektir.

…………

İstiklal hutbesine gelince:

Tarihi kaynaklarda hutbenin aslına dair elde bir metin yoktur. Var olduğu kabul edilen metni de Tarık Buğra’nın kaleme aldığı söylenir ki, rahmetli Buğra bu konularda mahirdir ve gerçeğe en yakını yazmış kabul edilir.

O günkü hutbe diye okunan metinden bir kısmını paylaşalım:

Aziz Müminler;

Allah’tan başka ibadete layık bir mabut olmadığına şehadet ederim.

Hazreti Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimizin Allah’ın kulu ve peygamberi olduğuna da şehadet ederim. O’nun âli evladına, ezvacına, ashabına, ensar ve muhacirine de selat-ü selam ederim.

Ey Allah’ın kulları!

İsteyenlere yol aşikârdır. Dinleyenler için deliller meydandadır. Ölüm sizden evvel nicelerinin kökünü kazıdı. Sizden daha kuvvetli ve güçlü olan insanları kabre sürükledi.

Bizim bugün, buradaki sevincimiz, tek ve mutlak olan Allah’ın emrine itaat ve Resulünün sünnetine uymamız sırrına mazhar olmaktır.

Allah, Osman Gazi Han’ın hanlığını ve sultanlığını mübarek eyleye…

Âmin, âmin, âmin… 

 

YORUM YAZ

  • HukukçuHukukçu2 ay önce
    Sayın Cumhurbaşkanımız; Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesindeki öğrenci kıyımına müdahale edip, kıyımı durdurmanızı, saygılarımızla, istirham ediyoruz.