Bu toprakların tapusu şehit aileleri ve kabirleridir
Yazının başlığını anlayabilmek için öncelikle kişinin kendisini bu topluma, bu devlete, bu topraklara ait hissetmesi ve sahiplenmesi lazımdır.
Önceki gün yine şehitlerimiz vardı. Yaratılış fıtratındaki inanç kodlarını haramla, ihanetle yok etmemiş, zerre kadar da olsa inanma numunesi taşıyan herkesin yüreği yandı.
Devletimizin ve milletimizin istiklali ve istikbali için nice dal gibi yiğitlerimiz; analarını-bacılarını-kardeşlerini-eşlerini-çocuklarını-akraba ve dostlarını bu uğurda feda ederek, terör ve düşman silahlarına karşı göğüslerini siper ettiler, canlarını verdiler.
Amentüsü sağlamlar için söylüyorum. Elbet bunun bedeli şehitlik payesiyle Peygamberlerimize eş bir mükâfattır. Bu hakikate ancak iman edenler inanır.
Şehitliğin temelinde; vatan-bayrak-devlet-millet ve bunları bir arada tutan dinimizle dinimize dayalı milli değerlerimiz vardır.
Müslüman milletimiz; “aile merkezli ve ataerkil merkezli” bir toplumdur. Ayakta kalışımızı, milli irademizi bu hasletimize borçluyuzdur.
Cumhuriyet tarihi boyunca ilk defa böylesine millet-devlet bütünlüğü sağlanmıştır. Bu halimiz, Batıyı çileden çıkardığı gibi içeride de siyasetin belli kesimiyle bir kısım çevreleri çileden çıkarmakta, kendilerinin de emniyetini sağlayan askerimize, polisimize, bekçimize karşı terör örgütlerini desteklemektedirler.
Şehitlerimizin uğurlanmasındaki birlik ve beraberlikten bile utanmayan bu mağaradakiler, terör örgütleri ve siyasi uzantılarıyla ittifak edebilmektedirler.
•
Edirne’den Kars’a, Anamur’dan Sinop’a kadar bütün il, ilçe ve köylerimizin hepsinde topraklarımızın tapusu şehit aileleri ve kabirleriyle, elbet bir de bunların canlı şahitleri gazilerimizle örülüdür.
Geçtiğimiz Ağustos ayında bir Avrupa ülkesinden gelen seyyah ile konuşma fırsatım oldu. Anadolu ve tarihi üzerine söyleşirken, bir soru sordu dedi ki:
- “Pek çok il, ilçe ve köyden geçtim. İl, ilçe ve köylerin mezarlarında bayrağınızı gördüm. Mezarlarınıza bayrak asmanız adetten midir neden bazı mezarlarda bayraklar var”?
Dedim ki:
- “Onlar şehitlerimizin mezarlarıdır, mezarlarının başına bayrak dikilmesinin manası şudur:
Bu mezarda; devletimizin, milletimizin ve dinimizin istiklali ve istikbali için canını veren şehidimiz yatmaktadır”.
O ne demek dedi: Şehitlik kavramını anlattım. Çok şaşırdı ve “Demek ki, sizin coğrafyanızın her tarafı böyle şehitlerle dolu” dedi.
“Evet, özellikle 1909’da sizin de yaşadığınız ülke başta olmak üzere, Batılı devletler, kendilerine köle olan Osmanlı’nın kötü artığı İttihatçılara, II. Abdülhamid Han’ı tahttan indirtmesiyle, bu topraklarda 15 yıl savaş sürdü.
Şimdi de kırk yıldır yine Batılı ülkeler ve onların içimizdeki destekçileriyle terör örgütleri devlete ve millete karşı Haçlı Batı’ya hizmet etmekteler”.
Bunları duyunca başını öne eğdi ve dedi ki:
- “Size dışarıdan gelecek hiçbir kötülük tesir etmez, her kötülük sınırlarınıza kadar gelebilir ancak. Siz esas onları içeriye alanlara ve alınmasını sağlayanlar bakın”.
Rabbim şehit ailelerimize sabır ihsan eylesin.







