THY - Kabin Kıyafetleri Lansman

Anadolu Devrimi

11 Temmuz 2018 Çarşamba

Osmanlı’nın hitamından sonra Anadolu’nun tarihinde milletimiz üç devrim yapmıştır.

Birincisi; “vatan, bayrak, millet, devlet” adına halkımızın büyük birlik ve beraberlik içerisinde, canını dişine takarak gerçekleştirdiği; “istiklal, istikbal, namus, ahlak, haysiyet ve din” adına verdiği ve kazandığı milli mücadele devrimidir.

İkincisi; bu büyük zaferin ardından, istiklalimizin ve istikbalimizin garantisi olan ve toplumu bütünleştiren, akraba kılan, kardeş yapan dini ve milli değerlerin tam tersine hareket edilerek, Anadolu insanını dışlayıp, Batı kaynaklı-destekli CHP diktatörlüğüne, 14 Mayıs 1950’de son verilmesidir.

Üçüncüsü; 24 Haziran 2018’de gerçekleşen büyük irfan devrimdir. Ve Anadolu bu devrimle, yeniden yerli ve milli hüviyetine kavuşmuştur.

9 Haziran 2018 günü külliyede yapılan konuşma ile bu devrim, devlet millet bütünleşmesiyle tescil edilmiştir. İşte bu tescil, Anadolu irfanının zaferidir.

Türkiye Başkanı R. Tayyip Erdoğan’ın zaferi önce “Hakk” sonra “Halk” merkezlidir. Erdoğan’ın zaferi, “Anadolu İrfanının” kaybolmadığının ispatıdır.

Yukarıda izah etmeye çalıştığımız üç devrim de topraklarımızın “Tevhid” ve “Hilal” toprakları olduğuna şahitlik etmektedir.

………………..

Anadolu irfanının geleneğinde hayırlı tüm işlere “Besmele ve dua” ile başlanır. Başkan Erdoğan da dua ve besmeleyle vazifesini deruhte etmektedir.

Her iyi niyetli kimse gibi bize de hayırlı uğurlu olsun diyerek dua ve destek vermek gerekir.

Çünkü aynen I. Dünya Savaşı ve İstiklal Savaşı’nda olduğu gibi yedi düvele karşı kazanılmış bir halk mücadelesi gerçekleşmiştir.

Haçlı Batılıların ve içimizdeki “bağımlılarının”, seçim sürecinde sırtlanlar gibi milletimize, devletimize, Erdoğan ve hükümete nasıl saldırdıklarını, aklıselim sahibi her vatandaşımız görmüştür.

Bundan sonra da içten ve dıştan saldırganlıklar bitecek değildir. 1071’de başlayan Haç ve Hilal mücadelesi sürecektir.

Esas olan, devleti idare edeceklerin bu zafer sevincini, “benlikleri yerine; yüreklerine, kalplerine, gönüllerine, inançlarına teslim etmeleridir.

Aksini yazmak yahut akla getirmek doğru değildir ama şu günlerden itibaren bu toprakları vatan belleyen, bayrağına, dinine, devletine sahip çıkan her ferdimizin hakkı, devlette çalışacakların boyunlarına borçtur ve kul hakkı enselerinden inmeyecektir.

………………..

Devlet Başkanı R. Tayyip Erdoğan, yerkürede nefes alıp veren amentüsü sağlam her Müslümandan dua aldığını ve duaların Allah indinde zuhuruyla, bu zuhurun Anadolu insanının irfanına yansımasıyla bugüne geldiğini elbet bilmekte ve her fırsatta dile getirmektedir.

Ezcümle:

Bir daha söyleyelim. Burada daha elzem, daha acil, asla hata götürmez ve affı mümkün olmayan husus şudur:

Başkanlıkta, bakanlıklarda ve bağlı kuruluşlarda çalışan/çalışacak hizmetlisinden başkan yardımcısına kadar her ferdin, Erdoğan’ın hangi badirelerden geçip bu noktaya geldiğini bilerek çalışmak mecburiyeti vardır.

Ülkemizde ve dünyada Başkan Erdoğan’a destek veren tüm insanların kul hakkı, başkanla çalışacak herkesin omzundadır.

 

YORUM YAZ

  • AliAli2 ay önce
    Evet kul hakkı diyince aklıma hep mülakat geliyor