Kendimi satıyorum, var mı taliplisi…
Eninde sonunda devlet ya da hükümet, beni de satışa çıkaracaktı. “Erkeklik bende kalsın” diyorum ve başkalarının komisyon alarak değerimi düşüreceğine, bedenimi ben kendim pazarlıyorum… Kendimi ben kendim pazarladığımda, az olsun çok olsun, elime geçecek para, benim kendimin olsun. Araya sülükler girsin istemiyorum. Sizler de kendinizi başkalarına sattırtmayın… Geçenlerde otoyollarımızla birlikte köprü ve viyadüklerimiz ve şebeke üzerindeki onlarca entegre ticari ve sınai işletmeler sandal bedesteninde satışa çıkarılmıştı… Kemalist gözüyle sözde Kabe yeşili olarak tanımlanan sermaye koalisyonu, bu değerlerin işletme ve kullanma haklarını devralmıştı... Hazinemizin kamuya ait bu değerleri ahara satarak kasasına para koymaya ihtiyacı var mıydı… Heyy büyüklerimiz, hazıra hazne dayanmazmış. Sizler satıp gideceksiniz, ya satılan bizlerin encamı ne olacak… Bu son para bulma telaşı yetmemiş gibi, şimdi de hükümet, sosyal güvenlik kasalarındaki rezerv boşluklarını doldurma amacıyla herhalde, milletin sağlık sıhhat arşivlerini sandal bedesteni’ne göndermiş… Bu konudaki söylentiler bu havada… Sağlık sıhhat arşivlerimizi satın alarak kullanacak sermayenin yerli sermaye olabilmesi mümkün değil… Tıp alanındaki ihtiyaçlarımızı yabancı tedarikçilerden karşılıyoruz. Yerli ilaçlarımızın yerliliğine de pek kulak asmayın. Bakın bakın, birkaç tane daha yabancı banka piyasaya çıkıyormuş. Allah’ınızı severseniz, Türkiye’nin neresi yerli yahuuu... Hem sonra Yerli sermayemizin Kabe yeşillileri, yeterli tecrübesi bulunmadığından, farmakoloji alanına pek ilgi de göstermiyorlar, biliyorsunuz… Dolayısıyle ilaç, arşiv ve istatistiklerimiz yabancıları ilgilendiriyor… Bedeni kişiliğimiz anlamındaki sağlık sıhhat arşivlerimizle yollarımız ve köprülerimizi amme mülkiyetinden alıp yerli payı düşük yabancı ellere satmayı olmazsa olmaz kılan hayati sebep nedir?.. Batıyor muyuz da, ondan mı?.. ¥ Yunanistan batıyor… Son yıllarında İT yönetimindeki Osmanlı Devleti de batıyordu ve batmıştı da... Milletin dinine ve vatanına olan bağlılığını ve dahi milli namusu üzerindeki hassasiyetini kaale alan o günlerin yöneticileri, mesela Atatürk gibi, batıştan kurtuluş reçetesini milletin kendisine yazdılar. Özellikle bu konudaki hassasiyeti daha kavi olan milletin fukara takımı, ayağındaki çift çorabının bir tekini verip tekalüf-i milliye reçetesini ödedi… Şimdi devir sür’at devri, vakitler kısıtlı ve işler yoğun. Dolayısıyle tekalüf-i milliye perakendeciliğiyle uğraşmak yerine tedarikte toptancılığa öncelik veriliyor. Yunanistan da bizi örnek alarak altın yumurtlayan tavukları arasında yer alan marinalarından üçünü beşini tek celsede satışa sunmuş ve Türkiyeli bir holdinge satıvermiş de… Oradaki alım satım aktörlerinin özel sektörlü oluşu, Yunanistan’daki iflas hastalığına bir şifa oluşturabilir mi, bilmiyoruz. Eğer namus ayaklar altında ezilmemişse, olabilir tabii… Yoksa satıcı şirket ya da devlet iflas halindeydi de, kendini kurtarmak amacıyla mı, denize düşenin yılana sarılması misali düşmanları Türklere sattı, ondan da haberimiz yok… Amma bilebildiğimiz şudur. Sıkışıp dara düşenler, kumarda kaybedenin karısını satması gibi, varını yoğunu satarlar. Ya da bolluk içinde işlerini sürdürmesine karşılık daha fazlasına sahip olma hırsıyla çevresini de ele geçirme hırsına kapılanlar borsadaki hisselerinin bir kısmını taze sermaye gelsin diye halka devreder… Bizim merakımız, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun bizlerin sağlık sıhhat arşivlerimizi, benim, karımın, çocuklarımla torunlarımın ve mahalle komşularımın hastalık hallerini, vurulan enjeksiyonlarını, neşterlenme gerekçelerini, yuttukları haplarını, kapsüllerini ve süründükleri kremleriyle temizlik için çarşı pazardan satın aldıkları tıraş makinelerinin marka ve modellerini niye elin küffarına para karşılığı toka etmeye kalkışıyor… Kendi kişiliğimi ben kendim satıyorum arkadaş. Bunun kazancı da zararı da ve utancı da doğrudan doğruya benim. Varsa taliplisi gelsin masa başına. Her bir arşiv bilgisi için fiyatlarımı ben kendim belirleyeceğim. İstemiyorum devletin benim sağlık sıhhat hallerim üzerinden komisyon almasını… Haydin gelin, seksenlik turp gibi delikanlıyım, var mı taliplisi…


