--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İnanamıyorum, kusura bakılmasın…

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Maliye Bakanı, spor kulüpleriyle futbolculara vergi affının söz konusu edilemiyeceği açıklamasında bulunmuş. Bu açıklamayı, Türkiyeli politikacıların klasik repertuvarına vurduğunuzda politika ve politikacılarla organik bir bağınız yoksa, inandırıcı bulmayabilirsiniz. Bendeniz mesela, Bakanın bu meyandaki sözlerine inanmıyorum…
Politikacıların söz ve vaadlerine inanıp inanmamak, insan hakları ve demokrasi  bağlamında, Allah’a inanıp inanmamakla eş seviyededir. Kimse kimseyi Allah’a inanıp inanmamaya zorlayamayacağına göre, niye birileri beni Maliye Bakanı’nın futbol kulüpleriyle futbolcuların vergi borçlarını af etmeyerek benzin fiyatlarında indirimin gerçekleştirilebileceğine inandırıp sevinmeye zorlayabilir ki…
İktidarlısı olsun muhalefetlisi olsun, politikacının sözlerine gülüp geçmek ne tahkirdir ne tezyif ne de, küfür ve hakaret…
Niye gülüp geçiyorum, anlatmaya çalışalım bu uzun ve karmaşık hikayeyi…
•••
Spor kulüpleri, Dar-ül Aceze misali, kamuya yararlı dernek statüsüne sahip kılınmışlar. Milletin birbirini kırdığı, çarşılarda, cadde ve sokaklarda cam ve çerçeveleri indirterek kaldırım taşlarının yerlerinden sökülüp ortalığı harman yerine çevirten derbilerin ana aktörleri de dahil, bu kulüplere; aynen Kızılay gibi, Çağdaş Yaşamı Destekleme Dernekleri gibi, şu veya bu isimdeki camiyi yapma ve yaşatma derneği gibi ve Atatürkçü Düşünce benzeri  birtakım derneklere tanındığı gibi, veraset ve intikal vergilerinden, harçlardan, KDV’lerle pul paralarından ve şundan bundan istisna ve muafiyet ayrıcalığı verilmiş…
Ülkemizi demokratik veya antidemokratik usullerle yönetirken karar süreçlerinde yer alan asker büyüklerimizle sivil büyüklerimiz, üretim araçlarının kontrol ve denetimini elinde tutan serbest piyasa büyüklerimizden tutunuz geçimleri bunların ağızlarından çıkacak iki kelimeye bağlı milyonlarca yarı aç yarı tok yaşamaya çalışan pabucu yarım zavallılarımızın yanında, ayrı ayrı bu ayrıcalıklı kulüplerle, kendilerine milyarlarca değer biçilen futbolcuları için her an varlıklarını fedaya hazır holiganları, halkın yüzde doksan dokuzunu oluşturduğundan, bunların hepsi iyi kötü bütünüyle Müslüman…           
Kendisi için istediklerini başkaları için istemekten kaçınanların, Peygamberimiz nezdinde itibar kaybına uğrayacağına dair kulaklarda kalmış birkaç bilgi kırıntısını hatırladıklarında, bu Müslüman aşıkların maşukları için yapıp istemeyeceği her hangi bir fedakarlığı düşünebilir misiniz...
GS’liler, şampiyonluk için kulüplerinin ve oyuncularının borçlarından temizlenmesini istediklerinde; aynı desteği hükümet üyesi FB’lilerin yanında, intibak uygulamasında avucunu yalayan kanaryacılar için de arzulayacaklar…
Ayni arzuların ters taraftan fışkırıp kaynayarak karar süreçlerinde etkinlik sahiplerini harekete zorlaması da, birlik  beraberlik ve kardeşlik adına mümkün…
İstanbul’un canı can da Ankara ile Bursa’nın canları patlıcan mı…
Devlet Başkanımız istemez mi Kayseri’nin de sırtındaki borç kamburundan kurtularak, kupalar kulvarında yeni baştan atağa kalkmasını…
•••
Büyüklerimiz benzini ücretsiz kullanıyorlar. Seçilenlerle atananlar da akaryakıt harcamalarından muaf tutuluyorlar. Üretim araçlarının kontrol ve denetim imtiyazına sahip küçüklü büyüklü burjuvazi ise, muhasebe defterleri kendi ellerinde, akaryakıt harcamalarını sokaklarda sürten amigolara yükleyebiliyorlar. Dolayısıyle spor kulüpleri ve futbolcuların vergi borçlarıyla benzin fiyatları arasındaki organik ilişki, bunları pek ilgilendirmiyor…
Amma odun kömür ile et ve domates fiyatlarındaki artışa bağlı beslenme bozukluğu ve raşitizm, doğrudan futbol ve futbolcu alemine yapılan devlet ve hükümet kıyaklarıyla ilgili.
Raşitizm, özellikle fikri raşitizm, kimyevi reaksiyonların aksine, kendini olgunlaştıran kuluçka süresi pek hızlı değil. Bundan ötürü olsa gerek, yüksek eğitimin devlet elinden alınarak şirket vakıflarına kaydırılmasında da özellikle, yavaştan yavaşa uygulamaya sokulan bu tedrici metod kullanıldı… Daha sonra “böyle olmuyor, iyi gitmiyor bu işler, yüksek eğitime profesyonel şirketler doğrudan el atmalı” denildi. Ve şimdi, ancak ve ancak, akaryakıt fiyatlarından etkilenmeyenler yeterli ve kaliteli eğitim alarak fikri raşitizme yakayı kaptırmayabilecekler.
Devletin gelir damarı kuruyunca fikri ve bedeni raşitizm, yukarıdan aşağıya yaygın amigoluğun desteğiyle yeşil sahalarda filizlendirilen aptal yoksulların önlenemez sonu olup çıkacak…
Bendeniz efendim, Maliye Bakanı’nın, Türk işi  politikada pek geçerli olan klasik repertuvarıyla bu “son”u alt edebileceğine inanamıyor, inanmıyorum…

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle