Doktorun mutsuzluğu...
Doktorum bir mektup daha göndermiş. Mektubunda dokunduğu konuları bir süre evvel İstanbul’daki bir eczacı dostumuzla konuşuyorduk.
Yeni bakanın “geri dön” çağrılarına eski bakanın gitmeye zorladıkları acaba olumlu karşılık verebilir miydiler…
Mesela bendeniz efendim kovulmuş kovalanmış bir hoca olsaydım, dışarıda iş bulamasam dahi çağrıya icabet etmezdim…
Her ne kadar icraatlarında farklı şahsiyetler olmalarına rağmen, iki bakanın da vekaleten işlem koydukları etken güc, devlet idi. Bu durumda devlet adına bana yapılacak olan “halka hizmet görevine geri dön” davetini kabul etmediğimde acaba, milletime ödemekle yükümlü olduğum borcumdan yan mı çizmiş olacaktım.
Hem bizi kovalıyorsunuz, sonra da yapılan yanlışlıktan rucu ederek, belki de utanarak, geriye çağırıyorsunuz…
Eczacı dostlarım da, üniversitedeki görev yerleri için ve lutuf anlamında kendilerine davetiye çıkarılan hocaların bunu kabul edebileceklerini pek ummadıklarını söylediler…
Sağlık hizmetlerinin metalaştırıldığı şu özel hastane bolluğunda kapılanan yüksek kazançlı ticari kapıları terk edebilmek kolay mıdır…
Doktorumun mektubundan da bahsedelim biraz. Birkaç noktalama işaretlerine müdahale etmekle yetineceğimiz tesbitlerini ortaya koyan mektubu aynen şöyle…
¥
“Sağlıktaki 10 yıllık dönüşümün söylentiye göre halkta %78 memnuniyet oluşturmuş olması (bizim internet sitemizde %48), biz hekimlere mutsuzluk,umutsuzluk ve yorgunluk olarak yansıdı. Bunu geçenlerde İzmir tabip odasının internet üzerinden yaptırdığı ankette “giden bakana” hakkını helal etmeyen hekim oranının %89 olmasıyla da görmek mümkün.
“Halkımız için iyi olduğu söylenen her yenilik aslında onlarında kötülüğüne sebep oldu. Üniversitedeki hocaların özel sektöre ayrılarak gitmesiyle orada kalan meslektaşlarının iş yükü daha da arttı ve vatandaş onlara ulaşamaz oldu.Vatandaş, üniversitede belki 100-200 tl.ye yaptıracağı bir ameliyatı özel hastanede 2000-3000 tl.ye ve oradan ayrılan hocaya yaptırmak zorunda kaldı. Şimdi o hocaları geri getirmek çok zor, devletin özelin verdiği fiyatı vermeyeceği açıkken, özelde çok kazanan hoca neden geri dönsün ki?
“Bu arada biz devlet hastanesi doktorları örneğin 5-6 yıl öncesine göre gelirlerimiz birtakım kriter katsayılarıyla kırpılıp azaltılırken, çeşitli yönerge, yönetmelik ve genelgelerle iş yükümüz artırılırken, hergün hasta yakınlarının saldırıları ile bazılarımız ölüp bazılarımız yaralanırken nasıl mutlu, umutlu ve sevecen olabiliriz? Bizden bu ortamda bunları istemek insanın fıtratını inkar etmektir. Yayınlanan yeni yönetmelikte hekime verilen bazı haklar da ellerinden alınmış, kiminin 1500, kiminin de 7500 tl. döner sermaye almasının yolu açılmıştır. Bu ortamda 1500 alan 7500 alanı, yaptığı işleri abartmakla suçlarken; 7500 alan da 1500 alanı “yan gelip yatmakla” suçlamakta ve iş barışı temelden bozulmuş olmaktadır.
“Bu adaletsiz ortamda hekimlerden moral ve motivasyonla güler yüzlü hizmet beklemek tam anlamıyla safdillik olacaktır. Umarım yeni bakanımız bu durumumuzdan haberdar olur ve bu yönetmelikte çok acil revizyon yaparak en kısa zamanda moral ve motivasyonumuzu artıracak icraatlar yapar.
Bu arada yıpranma payı acilen sağlık personeli için de çıkarılmalıdır”….
¥
Süt bankası üzerine…
Devlet laikse, devlet işlerinde dini referansları kılavuz edinemez. Tabii bu demek değildir ki, hangi dinden olursa olsun vatandaşın, dininin kurallarına uygun davranışı için kolaylık ve açıklık talep ettiğinde, bunlara kayıtsız kalacaktır…
Ana sütü yetmezliğini anneler arasında süt transferi yoluyla önleme gibi bir hizmet de aslında böyle bir kolaylığa örnektir. Bu örnek davranış da, laikliğin icabından olarak, Müslümanların, süt kardeşler arasındaki evlilik hususundaki hassasiyetlerini kaale almasından geliyor…
Yeni Sağlık Bakanı’nın bu konuda gösterdiği hassasiyet, ‘Atatürk’e maledilen laik cumhuriyet’in ancak şimdilerde yavaş yavaş yerine oturmakta olduğuna işarettir…
Hükümetin yapmak istediği devletin resmi nikah kurallarında süt kardeşler arası evliliği yasaklamak değil, bu dini kurala uymak isteyenlere bir kolaylık olmak üzere kimin kiminle süt kardeşi olduğunu belirtir bir sertifika ile kardeşler arasındaki yakınlaşmaya zemin hazırlamaktır.
Bu zaviyeden baktığımızda, hükümeti tebrikleyip kutlamanın boynumuza borç olduğunu görüyoruz…


