Seçilecek belediye başkanlarının dikkatine… “Normalde seni mahkemeye vermem gerekirdi

08 Mart 2019 Cuma

Ülkemiz şu an 31 Mart seçimlerine endekslendi. Siyasi partiler il, ilçe ve belde adaylarının büyük bir ekseriyetini tespit edip açıkladılar. Meclis üyeleri de hemen hemen tespit edilmiş, kanuni süre içinde onlarda açıklanacak. YSK seçimle alakalı olan ne varsa onları art arda yapıyor ve açıklanması gerekenleri açıklıyor. Milletimizin ufku geniş, feraseti çok ileridedir. Oy verme günü geldiğinde vatandaşlık görevini yapıp, kimilerine devam diyecek, kimilerini de tasfiye edecektir. Seçilecek belediye başkanlarımızı ilgilendirecek Almanya’da yaşadığım bir hadiseyi önemli bulduğum için buradan paylaşmak isterim.

Benim oturduğum şehre yakın Erlenbach beldesinin papazı Jurgen kendi vatandaşlarının isteği üzerine beni kiliseye davet etti. İslam dini hakkında bana sorular soracaklardı. Anlaştığımız gün gelince Yalovalı Şaban Külüşlü Beyi tercüman olarak yanıma alarak belirtilen gün ve saatte kiliseye gittik. Kilise salonunu çok güzel hazırlamışlardı. Epeyce kadınlı ve erkekli katılım vardı. Bizlerden sebep o akşam masalara bira dahi koymadılar. Asitli içecekler, su, meyve suyu ve tereyağı ile çeşitli ekmekler koydular. Kilisede bulunanlar kadın-erkek karışıktı. Yaşlı olanlar da vardı. Bize hem İslam dini hakkında hem de ülkemiz hakkında sorular yönelttiler. Elimizden geldiği kadarı ile cevaplamaya çalıştık. O akşamki toplantıya benim oturduğum ve vazife yaptığım Neckarsulm şehrinin yabancılar müdürü Lamminger de toplantıdaydı. Kendileri ile tanıştık. Ben de kendilerini camiye davet ettim. Belirtilen günde bir grup bay ve bayan camiyi ziyarete geldiler. Türk komşularımız çok güzel hamur ve et çeşitleri ile tatlı türleri hazırlamışlardı. Yediler, çok beğendiler. Giderken de arkadaşlarımız kendilerine ufak birer paket yapıp verdiler… Gerçekten hayran kaldılar. İslamiyet hakkında doğru bilgileri yoktu. Kulaktan dolma bilgilerle de İslam’a ve Müslümanlara içlerinde düşmanlık besliyorlardı. Bu karşılıklı davetlerden sonra şehrimizin yabancılar müdürü Lamminger ile aramızda bir sıcaklık oluştu. Esasında şunu söyleyebilirim, Almanya’da belediye yetkilileri ve polis teşkilatı, daha doğrusu şehrin bürokratları ile aramızda çok sıcak ilişkiler oldu. Karşılıklı ziyaretlerde bulunduk. Kendilerini kermeslerimize davet ettik ve onlar da geldiler. Bu sıcak ilişkilerin gelişmesinde en büyük sebeplerden birisi de o gün yönetimde bulunan at gözlüklerini atmış ufku açık, çok büyük hizmetlere imza atan arkadaşlarımız ile aslen Sivaslı olan ve şehrimizde eczanesi bulunan Mustafa Kara’dır. İki dönem orada belediye meclis üyeliği yapmıştı. Bizlerin, camimizin tanıtılmasına, yeni cami yapmak için belediyeden altı dönüm araziyi satın almamızda çok emeği geçti. Buradan kendisine teşekkür ederim. Yönetimdeki arkadaşlarımız bütün menfi konuşmalara kulaklarını tıkayarak kendilerini Külliye yapmaya şartlandırdılar. Cenab-ı Hakk da yardım etti. Ve bugün Neckarsulm’da her Müslüman Türk’ün göğsünü kabartacak devasa bir külliye meydana geldi. Burada iki kişiye teşekkür etmeyi insani ve vicdani bir borç bilirim. Birisi merhum Fuat Balin Hoca, ikincisi de o zor zamanda bize destek veren, bizler gibi senetlere (caminin borç senetlerine) imza atan zamanın bölgemiz sorumlusu Mustafa Toprak’tır. Rabbim en küçük emeği geçenlerden razı olsun. Bu arada ben Türkiye’ye izne geldim. Dönerken yabancılar müdürüne ve eşine Beykoz’dan deri terlikler aldım. (O zamanlar Beykoz Kundura açıktı.) Kendisine Türk Malı kaliteli bir kravat eşine de küçük Cumhuriyet altınından bir küpe... İzinden döndükten sonra tercüman arkadaşım Şaban Külüşlü Beyle Lamminger’i ziyarete gittik. Hediyemizi sunduk. Aldı, açtı, teşekkür ederek masasının kenarına koydu. Bir süre sonra biz izin isteyip ayrıldık. Orada ziyaretçilere çay, kahve ikramı pek fazla yok. Ertesi sabah kapımı bir bayan polis çaldı. Buyurun dedim. Elindeki bir poşeti bana uzattı. Açtım bir gün önce benim yabancılar müdürüne hediye ettiğim hediyelerin bir kısmını geri göndermiş. Bir de mektup yazmış. Bir satırı Almanca, bir satırı Türkçe… Mektupta kısaca şunlar yazıyordu: “Ali Bey, seni arkadaşının yanında mahcup etmedim. Hediyelerini aldım. Ancak bizim kanunlarımız ve geleneklerimize göre belli bir miktar hediye kabul edebiliriz. Senin hediyelerin o miktarı aştığı için bir kısmını iade etme mecburiyetinde kaldığım için üzgünüm. Şayet senin samimiyet, dürüstlük ve iyi niyetine inanmasaydım seni mahkemeye vermem gerekirdi, rüşvet teklifi sebebi ile. Ben Külüşlü’yü telefonla aradım. Ertesi gün tekrar Lamminger’e gittik. Bu asil hareketinden dolayı kendisine teşekkür ettik. Böyle bir ölçüyü bilemediğimiz için hediyeleri getirdik. Kendisinden ismi ile Cuma Sohbetinde bahsetmem için izin aldım. Cuma sohbetinde bu hadiseyi anlattım. Ekserisi Türklerden oluşan cemaatimiz gerçekten hayretler içinde kaldılar.

Allah rızası için soruyorum, bizde dini hizmetlerde bulunanlar dâhil, çeşitli devlet birimlerinde ve özellikle belediyelerde, emniyette bu şekilde hassasiyet gösteren kaç memurumuz, görevlimiz veya belediye başkanı ve başkan yardımcıları, idareciler çıkar? Bu yazıyı yazarken niyetim asla kendi vatandaşımı küçülterek bir gayrimüslimi yüceltmek değildir. Ancak anlattığım gerçek ibret alınacak bir vakadır. Belediye başkanı, belediye meclisi üyesi hatta muhtar seçilmeden önce normalin altında bir hayat yaşayanların seçildikten sonra servetlerine servet kattıkları hepimizin gözü önündedir ülkemizde. Zaten aday olmak, aday olamamak için siyasi partilerde sıkıntılar olmuyor mu? Hangi partiden olursa olsun aday olanların hepsi vatandaşa hizmet için mi aday oluyor? Yoksa?

Beytülmale, fakir ve fukaranın, garip ve gurebanın haklarına el uzatmadan vatandaşa hizmet etmek maksadı ile yola çıkan ve seçilecek olan bütün belediye başkanlarının yolları açık olsun. Hz. Allah (C.C.), millet ve memleket hizmetinde yardımcıları olsun. Şayet milletin, devletin sahibi olduğu makamlara oturup helal, haram düşünmeden servet yığma peşinde koşacaklarsa, belediye hizmetlerini teröristlere aktaracaklarsa eskilerimizin deyimi ile: “Tüysüz yetimin haklarını yiyeceklerse” onlara o makamlar nasip olmasın. Binlerce kez de kendilerine yazıklar olsun. Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.

TEBRİK:

Din kardeşlerimin mübarek üç aylarını ve geçirdikleri Regâib kandillerini tebrik eder, Milletimiz ve Âlemi İslam için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hakk’tan temenni ve niyaz ederim.

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Hasan civelekHasan civelek2 ay önce
    Yazılarını ilgi ile takib ediyorum.Kelamın belağatı malumu aliniz olduğu üzere Muktazai hale mutabakatıyla (yerinde ve zamanında)olmasıyla anlaşılır.işte yazılarını bu bakımdan takdire şayan buluyorum.kalemin ve nefesin kurumasın benim dostum ve arkadaşım.Hasan civelek
  • Yaşlı DoçentYaşlı Doçent3 ay önce
    Sayın Cumhurbaşkanımız; Malumunuz, Profesör olmak için Doçent olarak 5 yıl beklemek gerekmektedir. Oysa 25-30 yıl boyunca Üniversitelerimizde öğretim elemanı olarak çalışmış; 10 binlerce öğrenci mezun edip deneyim kazanmış Yaşlı Doçentler olarak, koskoca 5 yılı boşu boşuna tüketip biyolojik ve psikolojik olarak ezilme sürecine girmemek adına; yaşlılıkta beklenmesi bir ömür kadar uzun olan söz konusu bu 5 yıllık bekleme süresi belasından, EMEKLİLİK HAKKINI ELDE ETMİŞ Yaşlı Doçentleri kurtarmanızı saygılarımızla istirham ediyoruz.
  • Mehmet Aslan Mehmet Aslan 3 ay önce
    Saygıdeğer Ali Hocam,Almanya’nın nasıl Almanya olduğunun en güzel örneğini yazınızda belirtmişsiniz.Vergi kaçıranlara 7 yıldan başlamak üzere hapis cezasıverildiği ülkedir Almanya..!Vergi affının hiç olmadığı ülkedir Almanya.Sokağa tükürmenin,izmarit atmanın, klakson çalmanın ayıp sayıldığı yerdir Almanya.Rüşvetin adının dahi bilinmediği ülkedir Almanya.İşine,aşına,ürettiği mala hile katmayan ülkedir Almanya .Komşum kardan buzdan kayıp düşer diye, evinin önündeki kaldırımı kendi parasıyla tuz alıptuzlayan insanların yaşadığı ülkedir Almanya.!Darısı inşaallah güzel memleketimizin başına olsun.Saygı ve Hürmetlerimle..
  • Cemalettin KarakocCemalettin Karakoc3 ay önce
    Ali hocam, iyi anilarin var. Bizim Ayasofya ne olacak ? onunlada ilgilenirmisin?Sevgilerimle!

Günün Özeti