Övme ve övülme hastalığı

26 Ocak 2019 Cumartesi

İnsan nefsine çok hoş gelen, esasında hiç de hoş olmayan hallerden bazıları da övmek ve övülmek arzusudur. Övünmek kişinin kendisi tarafından, övülmek ise bir başkası tarafından yapılandır. Esasında övülen kişi etraftan itibar görmeyi, öven de iltifat edilmeyi beklerler. Övme ve övülmeyi arzulayan insanların her ikisi de esasında dünyalık için çıkar elde etme peşinde olanlardır. Bazen de övme ve övülmede ölçü kaçırılıyor; memur amirini, işçi işverenini, talebe hocasını, her kademede idare edilen idare edenini; mürit mürşidini daha doğrusu her kesimde insanlardan alttakiler üsttekileri över över dururlar. Pek tabi bu övmelerde maksat çıkar ve menfaat temin etmektir. Böyle bir övme ve övülmede Allah rızası olmaz. Hani meşhur bir sözümüz var: “Şeyh uçmaz, müridi uçurur” diye. Sahte şeyhlerin en çok hoşlandıkları sahte müritleri tarafından çeşitli kerametler izafe edilerek medh edilmektir. Burada da taraflardan beklenen yine çıkar ve menfaattir. Sahte şeyh müridini kestirme yoldan cennete koyacak (!) müritler tarafından sahte şeyhlere de dünyalıklar akacaktır.

Bir insanı yüzüne karşı medh etmek ileride övülen insanın felaketine sebep olabilir. Eğer insan hiç sevmediği insanı yalandan övüyorsa, bu sevme riyaya dönüşebilir. İnsanın fıtratında vardır, övülen kimsenin övülme hoşuna gider ve sevinir. Yerilen insan da üzülür. Övülen insan övülmekle kendini diğer insanlardan üstün görebilir. Böylece de kibre ve gurura kapılabilir. Kendini aciz, zayıf, eksik, günahkâr gören insan ise kolayca gururlanmaz, kibirlenmez, övülmek de pek hoşuna gitmez. Elinden geldiği kadarı ile hayırlı ameller yapmaya çalışır. Ebedi alem için yatırım yaparak Cenab-ı Hakk’ın rızasını kazanmaya çalışır.

Resulullah Efendimizin (S.A.S.) yanında birisini övdüler. Peygamberimiz o kimseye: “Onun boynunu kestin, duyarsa iflah olmaz” buyurdu. (Buhari, Müslim). Başka bir hadisi şerifinde Peygamber Efendimiz (S.A.S.) şöyle buyurmaktadır: “Meddahların (herkesi övenlerin, yağcıların) yüzüne toprak saçın!” (Müslim, Tirmizi) “Övülmeyi sevmek, insanı kör ve sağır eder. Kusurlarını görmez olur. Doğru sözleri verilen nasihatleri işitmez olur.” (Deylemi) “Din işlerine, insanların sizi övmeleri arzusunu karıştırmaktan sakının. Sonra amelleriniz boşa gider.” (Deylemi)

Hz. Ebubekir (R.A.) birisi veya birileri tarafından övüldüğü zaman Allah korkusundan ve utancından dolayı şöyle dua ederdi: “Ey Rabbim! Sen beni benden daha iyi bilirsin. Ben de kendimi başkalarından daha iyi bilirim. Ey alemlerin Rabbi! Halkın bende zannettiği iyilik ve faziletleri bana nasip et ve bende onların bilmedikleri günahları affet! Söyledikleri güzel özellikleri karşısında beni kendini beğenmişlik ve gurur gibi şeylerden koru.”

İmam-ı Ebu Yusuf hazretlerinin huzuruna şahitlik yapmak üzere devrin veziri  Caferi Bermeki gelmişti. İmam-ı Yusuf kendisine: “Sen geçen gün Halife Harun’un huzurunda köleniz diye konuşuyordun. Bu sözün doğru ise senin şahitliğin makbul değildir. Söylediğin doğru değilse, yalancının şahitlik yapması doğru değildir, yalancının şahitliğini kabul edememem” diyerek şahitliğini kabul etmemiştir. Zamanımızın ilim adamlarına, her kademedeki din adamlarına (Gerçek manada imanlı, ihlaslı, doğru, dürüst olan insanları tenzih ederim.) övülmekten hoşlanan ve çokça üstünü öven insanlara ithaf olunur. “Cennetin ebedi nimetlerini isteyen övülmekten hoşlanmasın.” (Deylemi)

Övmenin kötülüklerinden bahsederken takdiri aynı kefeye koymamak lazımdır. Takdir, övmek gibi değildir. Bunun için de haset etmemek gerekir. Örneğin güzelin güzelliğini, doğru insanın doğruluğunu, cömert insanın cömertliğini, ilmiyle mağrur olmayan gerçek peygamber varisi alimlerin ilimlerini, herhangi bir konuda veya işte başarı gösteren insanın başarısını medh etmek övgü kısmına girmez. Bu gibi insanlar için “Maşallah” deme tavsiye olunur ki, her şeyi yaradan Hz. Allah (C.C.)’dur. Muvaffakiyet ve başarının esas sahibi de Cenab-ı Hakk’tır.

İlmiyle amil olup başkasına hak ve hakikat yolunu gösteren ilim adamları ile Hakk yolunda harcamaktan çekinmeyen zengin ve cömert insana gıpta edilebileceği hadis-i şeriflerle ifade edilmektedir.

Hz. Miktad (R.A.) anlatıyor: “Bir adam Hz. Ömer (R.A.) efendimizi övmeye başlayınca Hz. Miktad dizleri üzerine kalkarak medh eden kişinin yüzüne çakıl taşları atmaya başladı. Bunun üzerine Hz. Osman (R.A.): “Ne yapıyorsun öyle?” diye sordu. Hz. Miktad (R.A.): “Resulullah (S.A.S.) “Meddahları (yağcılık yapanları) gördüğünüz zaman yüzlerine toprak serpin” diye buyurdu” cevabını verdi.

Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki bazı dünyalık menfaatler elde etmek için, dairesinde veya işyerinde terfi edebilmek için, hiçbir üstün meziyeti olmayan makam sahipleri yahut zenginleri aşırı derecede medh edenler, övmekle bitiremeyenler yani övücüler, meddahlar şiddetle kınanmıştır. Bu şekilde layık olmadığı halde insanları aşırı derecede medh edenlere yağcı, çığırtkan veya dalkavuk adı verilir.

Son olarak Peygamber Efendimizin (S.A.S.) mevzuumuzla alakalı bir hadis-i şerifine yer vererek yazımızı bitirelim. Yalandan ve haksız yere insanları övenler için Peygamberimiz: “İnsanları övmekte aşırı gidenin kıyamette dili o kadar uzun edilir ki, yere yayılır. Üzerine basar ve ayağı kayıp düşer.”

Rabbim cümlemize övme ve övülme hastalığından kurtulmayı, sırat-ı müstakim üzere yaşamayı nasıp eylesin. Amin… Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • MustafaMustafa4 ay önce
    Siz hiç duydunuz mu hacı Rasulullah sav ,hacı Ebu Bekir, hacı Ömer, hacı Osman , hacı ALİ ranh . Hacılık ibadettir makam değildir . Yapılan hayırlarin üzerindeki hacı ibaresini silin
  • MustafaMustafa4 ay önce
    Hacı olmak ibadettir . İbadet övünme veya makam değil dır. Bir kişiye nasılsın hacım demek nasılsın namaz kılan nasılsın oruç tutan demek gibidir.
  • MahmutMahmut4 ay önce
    Hz.Ömeri övenin yüzüne toprak saçılıyorsa, buradan gerçekten ilim sahibi doğru dürüst insanlar övülebilir demek yanlışdeğil mi?Zaten herkes o ara cümlenizi bahane ederek insanları övüyor.

Günün Özeti