• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
..
TÜM YAZILARI
19 Ekim 2019

Önce iğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır...

Bizim “İğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır” diye güzel bir atasözümüz vardır. Türkiye otuz yılı aşkın bir zamandır bütün hür dünyanın gözü önünde terörle mücadele ediyor. Bu zaman zarfında binlerce askerimiz, polisimiz, yaşlı, genç ve sivil vatandaşımız terör sebebi ile can vermişlerdir. Şehit olmuşlardır. Binlerce aile doğup büyüdüğü topraklarından yine terör sebebi ile göç etmişler, orada burada zor şartlar altında hayatlarını idame ettirmeye çalışıyorlar. Bu arada dünyaya demokrasi dersi veren(!) birçok batılı devletler Türkiye’de olan terörü hiçbir zaman inanarak ve gür bir sesle kınayamadılar. Teröre karşı ciddi tavır alamadılar. Vaziyeti kurtarmak için iki üç boş cümle ile güya kınama yaptık diye geçiştirmişlerdir. Ülkemizde sürüp giden terörün sonlandırılması için hiçbir batılı devlet ciddi bir adım atmamış, bilakis teröre destek çıkmışlardır. Karşılıksız binlerce tır silah yardımı yapmışlardır. Zaman oldu teröristleri meclislerinde konuşturdular. Birçok Avrupa ülkesinde teröristlere kucak açıldı. Evler, işler, iş yerleri verildi. Avrupa ülkelerinde teşkilatlanmalarına göz yumuldu. Kanunsuz birçok ülkede zorla para topladılar, halen topluyorlar... Kanunsuz gelirler elde ettiler. Teröristlerden ele geçen silahların birçok batılı ülkelerin malları olduğu belli... Türk istihbaratı hangi seri numaralı silahın hangi ülkeden geldiğini biliyor... Yine de demokrasi havarisi(!) batılı ülkelerden teröristlere istihbarı bilgi ve lojistik destek vermeye devam ediyorlar... Gelmiş geçmiş bütün Türk hükümet yetkilileri devletlerarası yaptıkları görüşmelerde batılı dostlarımızı(!) hep uyarmışlar. Masa başında hepsi söz vermiş, teröre karşı olacaklar diye. Ancak teröre verilen destekte batılılar için bir değişiklik yok. Desteğe, silah hibe etmeye devam ediyorlar. Hiçbir dost ve müttefik ülke(!) Türkiye’nin kalkınmasını istemiyor da ondan… Bir de ülkemizin güneyinde Suriye’nin kuzeyinde yeni bir İsrail devleti kurma hesaplara ve planları var… Bütün destekler bu hayali gerçekleştirmek için.

Süper güç ABD ve Avrupa ülkeleri bir DEAŞ ile başedemiyorlar. İnsanın gülesi geliyor… DEAŞ’ı kimler kurdurdu? Bu terör örgütü gücünü nereden ve kimlerden alıyor? Kullandığı modern silahları nereden buluyor? Yoksa DEAŞ denen terör örgütünün çölde silah fabrikaları mı var? Kullandıkları silahlar çölde mi imal ediyorlar? Bu silahların hepsi hangi ülkelere ait oldukları belli... İkiyüzlü batı bir nevi tavşana kaç, tazıya tut diyor. Binlerce yıldır dünyaya adalet ve insanlık örnekleri veren, devletler ve imparatorluklar kuran, onların bakiyesi Türk devletini ve Türk milletini aldatacaklarını mı zannediyorlar? Allah’ın (C.C.) izni ile bu asla mümkün olmayacaktır. Hiçbir zaman unutmayalım ki, Hz. Allah’ın (C.C.) da bir hesabı vardır.

Bir süre önce internete düşen bir Alman parlamenterin söylediklerine dikkat edelim: “Terör örgütleri kurarak eğiten, silahlandıran ve kendi kurmuş oldukları terör örgütlerine karşı sözde savaşan milyonlarca sivil insanın ölümüne ve mülteci konumuna düşmesine sebep olan NATO ve batılı ülkelerdir.” (SEHRA WAGENNECHT) Geçmişte terör Fransa’yı vurunca batılı ülkeler uyandılar. Bir fatura çıkarmak lazım deyip hemen de faturayı Müslümanlara utanmadan çıkarmaya çalışıyorlar... Arkadaşlar! Daha dün sınırlarda hayvan muamelesi yapılan göçmen insanları görmediniz mi? Denizin kıyısına vuran insanlık ayıbı Aylan bebeği ne çabuk unuttunuz? Nerede ise üç buçuk milyona yakın Suriyeli Türkiye’de yaşıyor. Neden elinizi taşın altına koymadınız ve koymuyorsunuz? Vaat ettiğiniz paraları daha göndermediniz? Bütün Avrupa ülkelerinde barınan mülteci sayısı kaçtır? Sizler kendinizi akıllı, tüm dünya insanlarını geri zekâlı mı zannediyorsunuz? Karşındakine çuvaldızı sokmaya çalışırken bir gün gelir hesaplar tersine döner bu defa iğne de çuvaldız da sana batabileceğini düşün. Önce iğneyi kendine batırmayı bir dene... Şimdi ülkemiz Suriye topraklarında Barış Pınarı Harekâtı yapıyor. Dünya Türkiye’nin yanında yer alması gerekirken kendi eli ile yetiştirdikleri isimleri ne olursa olsun teröristlerin yanında yer alıyorlar. Türk ordusu ve milli Suriye ordusu tabir caizse Kuzey Suriye’de yeni bir destan yazıyorlar. Terör sevicisi Avrupalı liderlerin uykuları kaçtı, yüzlerinden düşen ecdadımızın tabiri ile bin parça. İstenilseydi yıllardır devam eden Suriye’de akan kan durdurulamaz mıydı? Elbette ki durdurulurdu. Ancak batılı ülkelerin hepsinin kendine göre bir hesabı var. Kimileri silah satacak. Kimileri besledikleri teröristleri, bebek katillerini fitne çıkartmak için istedikleri yerlerde, istedikleri ülkelerde istedikleri zaman kullanacaklardı. Barış Pınarı Harekâtı devam ederken Suriye’de Amerika’nın teröristlere hibe ettiği, ancak teröristlerin bırakıp kaçtıkları türlü türlü daha hiç kullanılmamış silahları gördük. Bu silahları teröristler kimlere, hangi devlete karşı kullanacaklardı? Şunu kesin söyleyebiliriz, batılılarda vefa denen bir şey yoktur. Sadece ve sadece çıkar ve menfaat hesapları vardır… Lütfen Kore Harbi’ni bir hatırlayalım. Yaşı müsait olmayanlar tarih kitaplarından baksınlar. Dost ve müttefik(!) dediğimiz ABD için Türk askeri ne kahramanlıklar yaptılar. Peki, karşılığı ne? Otuz seneden fazla Türkiye içinde bebek katillerini beslemek ve onlara katkılar yapmak… 15 Temmuz’dan sonra TBMM bombalama emrini veren, masum sivil insanları, asker, polisleri öldürten, hükümeti devirmeye kalkan vatan haini, kanun kaçağı şu anda nerede kalıyor? Hangi şartlarda malikanelerde yaşıyor? Desteği kim ya da kimler veriyor?

Bu ülkede doğmuş, bu ülkede okumuş, belli makamlara, mevkilere gelmiş ilim adamı, işveren veya sanatçıların bazılarının hâlâ Kahraman Mehmetçiği tebrik edemediklerini üzülerek görmekteyiz… 1070 yılından beri bu ülkede birlikte yaşadığı, okuduğu, kazandığı, iş, güç sahibi olduğu halde hâlâ teröristlerden yana olup, Türk vatandaşı olmaya, Türk bayrağı altında kardeşçe huzur içinde yaşamayı hazmedememiş, devletimizin, bayrağımızın düşmanlarını dost edinenlere binlerce yazıklar olsun. Bu arada Meclisteki dört siyasi partimizin, meclis dışındaki partilerimizin, mesleki kuruluşlar, sendikaların askerimize ve harekata destek veren gazetecilerimizi, ilim adamlarımızı, sanatçılarımızı, sporcularımızı, tüm medya gruplarını, elinde Türk bayrağı ile sokaklara dökülen yurt içindeki vatandaşlarımızı, Türk bayrağını eline alarak sokaklara dökülen gurbetçi Türk vatandaşlarımızı, beni askere alın diye şubelere koşan genç ve yaşlı vatandaşlarımızı, harekatın başladığı sabahtan itibaren camilerimizde Fetih Sûresi okunması talimatını veren Diyanet İşleri Başkanı ve tüm Diyanet mensuplarımızı gönülden tebrik ediyoruz. Şu anda nöbette, sınırda elinde silah olduğu halde yurt içinde ve yurt dışında bebek katilleri, vatan ve bayrak düşmanlarını temizlemeye çalışan, askerlerimize, polislerimize, istihbarat elemanlarımıza, tüm devlet güçlerimiz ile Suriye milli ordusuna başarılar diler, Cenab-ı Hakk yardımcıları olsun derken seksen küsur sene önce yazılmış bir şiiri kahraman askerlerimize hediye etmek isterim. Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.

SİPERDEN MEKTUP

Allah’a dua et, düşman tırpanı,

Devlet ağacını yolmasın anne!

Altında dökülsün oğlunun kanı,

Bayrağın gül rengi solmasın anne!

 

Köyden biri geldi taburumuza,

Meğer söz kesilmiş muhtarın kıza,

Gece efkârlandım baktım yıldıza,

Artık söyle o iş olmasın anne!

 

Düşünme boş gelse posta katarı,

Siperden akın var yarın dışarı;

Kadere razı ol, uzun yolları,

Bekleyen gözlerin dolmasın anne!

 

İbrahim Alaettin Gövsa

(Yeni Mecmua, yıl 1917, sayı 20, sayfa 388 / Osmanlıca baskı)

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

mhmt

"Sizler kendinizi akıllı, tüm dünya insanlarını geri zekalı mı zannediyorsunuz?" Bu sözü sevdim. Maalesef böyle zannediyorlar. Demokrasimiz demogojilik yaptığı sürece düzelme olmaz. Demokrasimiz birilerini beslerken demogojiyi de yaymıyor mu, güveni yok etmiyor mu, insanları birbirine düşürüp çarpıştırmıyor mu? Dış güçlerinde istediği bu uyutmak, uyumaya devam ettirmek. Daişte, fetö de, YPG PKK ve adı ne cehennemse hepsi dış güçler tarafından kurduruluyor ve oyun oynanıyor. Vatandaşta oyun içinde kırdırılıyor. Birileri girdikleri yerlerdeki başta petrolu cukkalarken diğer yerüstü ve yeraltı kaynakları da çaktırılmadan sömürülüyor ki kimsenin ruhu duymuyor. Köşeyi dönen yardakçılar ve dış güçler oluyor. Diğerleri ise şehit olduklarıyla kalıyor. O zaman ne yapılmalı. 3. Muratın tavsiyesine uymak. Uyanmak. Uyan ey gözlerim!: Uyan ey gözlerim gafletten uyan!… Uyan uykusu çok gözlerim uyan… Azrail’in kastı canadır, inan. Uyan ey gözlerim gafletten uyan!… Uyan uykusu çok gözlerim uyan… Seherde uyanırlar cümle kuşlar… Dill-u dillerince(1) tesbihe başlar… Tevhid eyler dağlar taşlar ağaçlar… Uyan ey gözlerim gafletten uyan!… Uyan uykusu çok gözlerim uyan… Semâvâtın kapuların açarlar. Mü’minlere rahmet suyun saçarlar… Seherde kalkana hülle biçerler. Uyan ey gözlerim gafletten uyan!… Uyan uykusu çok gözlerim uyan… Bu dünya fanidir sakın aldanma. Mağrur olup taç-u tahta dayanma. Yedi iklim benim deyu güvenme. Uyan ey gözlerim gafletten uyan!… Uyan uykusu çok gözlerim uyan… Benim, Murad kulun, suçumu affet. Suçum bağışlayub günahım ref’ et. Rasûl’ün sancağı dibinde haşret. Uyan ey gözlerim gafletten uyan!… Uyan uykusu çok gözlerim uyan… (III. Murat)
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23