Mehmet amcalar neredesiniz? Mehmet amcalar, Ayşe teyzeler görev başına!

24 Mayıs 2019 Cuma

Bu yazımı bundan beş-altı sene önce Almanya’da yazmıştım. O zamanki başlık “Mehmet Amcalar Neredesiniz?” idi. Şimdi ise başlığa ilave olarak “Mehmet Amcalar, Ayşe Teyzeler Görev Başına” başlığını da ekleyerek yazımı yeniden revize ederek meramı ifade etmeye çalışacağım.

Ne acı bir tecelli ki 15 Temmuz 2016’da bu milletin beslediği, sevdiği, değer verdiği, Peygamber ocağı dediği Türk Ordusu’nun içine sızmış hain bir azınlık, akıl almaz bir alçaklıkta bulunarak, yabancıların kuklası olarak kendi vatandaşına; o vatandaşın vergisi ile satın aldığı silahları çevirdiler. Yüzlerce sivil insanı şehit ettiler. Kadın erkek ayrımı yapmadan öldürdüler. Çok önemli yerleri bombaladılar. Kısacası ülkemize darbe yapmaya kalkıştılar. Ülkemizin insanı; kadını, erkeği, yaşlısı, genci ile vatan sathında sokaklara dökülüp, satılmış hainlere gereken dersi verdiler. Çok şükür daha fazla kardeş kanı akıtılmadan darbe önlenmiş oldu. İkiyüzlü batıya, demokrasiye sahip çıkma bakımından şerefli milletimiz gereken dersi vermiş oldu. Böylece de Mehmet amcalar ülke genelinde “Biz buradayız” dediler. Çanakkale ruhu ile siyasi düşünce farkı gözetmeden, etnik köken ayırımı yapmadan, dil, din, mezhep farkına bakmadan bizler vatana, bayrağa sahip çıkıyoruz dediler ve uçakları hangarlarına, tankları kışlalarına geri gönderdiler. İhtilal önlenmiş oldu. Allah (C.C.) birlik içinde ülkemizi felaketlerden önlemek için gayret gösteren herkesten razı olsun. Şehitlerimize rahmet, gazilerimize hayırlı ömürler ihsan eylesin.

Lütfen evvelki yazımı birlikte okuyalım. Seksenler öncesi yıllardı. Ülkemizde kardeş kardeşi öldürüyor, sağ ve sol çatışmaları alevlenmiş, her akşam televizyon haberlerinden hava raporu dinler gibi sağ ve sol görüşlü talebeler veya vatandaşların ölüm haberlerini diniyorduk. Tabir caizse ülkemizin üstüne kara bulutlar çökmüştü. Öğretmenler, polisler, sendikalar bölünmüş, insanların birbirlerine tahammülleri yoktu. Onlar da sağcı ve solcu olarak ayrılmışlardı. Birbirlerini dinlemiyor, hoşgörü ile karşılamıyorlardı. Her tarafta kan, cinayet ve sabotaj vardı. Şimdi az çok öğreniyoruz ki, o zamanlar sağcıya da solcuya da silahları verenler aynı gizli ellerdi. Maksatları güzel vatanımızda kardeşi kardeşe düşman ederek bölüp, parçalatmaktı. (O eller bugün de işbaşında, vatanımızı bölüp, parçalamak istiyorlar.)

Lütfen değerli kardeşlerim o seksenlerin öncesindeki yılları yaşı müsait olanlar bir hatırlayınız. Ülkemiz, polisimiz, meslek kuruluşlarımız, derneklerimiz, sendikalarımız, üniversitelerimiz, işyerlerimiz, fabrikalarımız ne hale gelmişti? Mal ve can emniyeti diye bir şey yoktu. Her yerde anarşi vardı… Kan vardı… Yakmalar, yıkmalar, insan kaçırmalar vardı. Huzur ve sükûn adına hiçbir şey yoktu.

Anarşinin en üst noktalarda olduğu dönemlerde İstanbul’un Sarıyer ilçesinin İstinye mahallesinde hemen İstinye Meydanında bulunan sahipleri Rizeli olan (Çaplar’ın kahvesi) vardı. O zaman İstinye’de taş ve mıcır ocakları vardı. Hem işletenleri hem de çalışanlarının birçoğu Rize, Trabzon ve Artvinli idi. Ayrıca Türkay Kibrit Fabrikası, Kavel Kablo Fabrikası, Taylı Mensucat, İstinye Tersanesi, Termo Teknik Fabrikaları vardı. Daha çok işçiler oturuyordu İstinye’de. İşçilerin oturduğu o zamanlar da İstinye hareketli ve canlı bir mahallemizdi. Ekseri insanlar birbirlerini tanırdı. Akşam olunca kahvenin içi ve dışı dolardı. O tarihler ben de İstinye Kur’an Kursu’nda öğretmenlik yapıyordum. Zaman zaman hem köylülerimi görmek hem de çay içip, sohbet etmek bahanesi ile Çaplar’ın kahvesine giderdim. Yine bir akşam kahveye gitmiştim. Kahve tam doluydu. Karadenizliler ağırlıkta olmak üzere her taraftan insanlar vardı. Kahve iki bölümlüydü. Arka bölümünde isteyenler, daha çok gençler, oyun oynayabiliyordu. Ön tarafta daha çok esnaf ağırlıklı ve oyun oynamayanlar, çay içip sohbet eden yaşlılar oturuyordu. Bizler çay içerken, kahveye iki üç genç girdi. Bir kısım parkalı arkadaşları da dışarıda etrafa bakıyor gözcülük yapıyor, içeridekileri bekliyordu. Ellerinde sol içerikli dergiler vardı. Sol propagandası yapacaklardı. Onun için kaba bir şekilde oradaki insanlara “Susun! Bizi dinleyin!” dediler. Sol fikirlerden, emeğin hakkından, faşistlerin (onlara göre bütün sağcılar faşistti) durumlarından bahsetmek istediler. Bir müddet de konuştular. Bir anda kahvede bir sessizlik meydana geldi. İnsanlar ne olduğunun farkında bile olamadılar. İki-üç genç nerede ise bütün kahvedekileri teslim almıştı. Kimse ne yapacağını, nasıl bir tavır koyacağını bilemiyordu. Biraz sonra aynı masada oturduğumuz Rize ili, Kalkandere ilçesinin Yokuşlu köyünden taş ocağı işletmecisi aynı zamanda da namazında, niyazında ve sağ görüşlü olan merhum babamın da arkadaşı Mehmet İslamoğlu, o zamanlar yaşı ellinin üstünde, eline bir sandalye alarak tek başına o gençlerin üzerlerine yürüdü. Aynı zamanda bilmem ne çocukları diye bağırıyordu. Kahvedekilere de “Neden korkuyorsunuz, siz erkek değil misiniz?  İki-üç baldırı çıplak, bilmem ne çocuğu bizleri teslim mi alacak?” dedi ve solcu gençlere “Siz burayı Rusya mı sandınız? Buranın İstinye olduğunu, bu kahvede de daha çok Karadenizlilerin oturduğunu bilmiyor musunuz? Defolun! Bir daha da buraya uğramayın” şeklinde konuştu. Mehmet Amca böyle tek başına ve cesaretle solcu gençleri kovalamaya başlayınca kahvedeki insanlar da bir anda ayaklandı ve solcu gençlerin üzerlerine yürüdüler. O idi… Ondan sonra bir daha dergi satmak veya propaganda yapmak için aşırı solcular İstinye’ye gelemediler. (Mehmet Amca gibi vatanını, milletini, bayrağını, kitabını, ezanını sevenleri rahmetle, minnetle, saygı ile anıyoruz. Mekânları cennet olsun.)

Evet, aynı gizli eller ülkemizi yine karıştırmak istiyorlar. Türk, Kürt, Alevi, Sünni, Arap ve Acem diyerek insanımızı ayrıştırıp birbirleri ile düşman haline getirmek, memleketimizde kan akıtmak istiyorlar. Maalesef bir kısım insanlar bu hain tuzaklara kanarak ülkemizin bir bölgesinde kan döküyorlar. Daha doğrusu Türkiye’nin kalkınmasını istemeyen güçler, Türkiye’yi bölmek, parçalamak, kardeşi kardeşe kırdırmak istiyorlar. Bir kısım beyinsizler de bu oyuna alet oluyorlar... Gerekçe daha çok insan hakları ve demokrasi (!) istemekmiş. Sevsinler sizin demokrasinizi! Askerlerimiz şehit ediliyor. Öğretmenlerimiz kaçırılıyor, insafsızca öldürülüyor... Okullarımız, öğrenci yurtlarımız yakılıyor... Demokrasi diyenler, demokrasi nimetlerinden faydalanıp bugün TBMM’de olan bir siyasi parti maalesef sükûnet telkin etmesi gerekirken, insanları isyana teşvik ediyorlar. Sokaklara döküyorlar.

Dünyanın hangi ülkesinde askerine, polisine kurşun atan milletin okulunu, hastanesini yakan insanlara müsamaha ile davranılır? Böyle bir ülke varsa lütfen adını açıklar mısınız? Hukuk diyorsunuz da herkese lazım olan hukuk sizden yana, anarşiden, terörden yana karar vermezse o zaman da kıyamet koparıyor, hukukçularımızı yerden yere vuruyorsunuz.   Burada bile ikiyüzlülük yapıyor bazı siyasetçiler. Bir de yalanın daniskasına bakın, dağdakilerle ittifak eden bazı siyasetçiler yaptıkları bütün siyasi ve gayri siyasi çalışmalarını güya Kürt halkının haklarını korumak için yapıyorlar. Hayret… Yabancı bir ülkede olan Kürtlerin haklarını savunmak için kendi ülkendeki Kürt kardeşinin iş yerlerini yakmak, yıkmak akılla izah edilebilir mi? Üstelik Kürtlerin haklarını savunuyorum diyenlerin büyük bir kısmının ırk olarak Kürtlükle uzaktan yakından alakaları yok. Sadece siyasi istismar, anarşiye destek, yabancı ağababalarının emirlerini yerine getirmek ve birçoğu Müslüman olan Kürt kardeşlerimizi aldatmak. Böyle saçma şey olur mu? Bu nasıl yardım, bu nasıl dayanışma? Bu nasıl iş gerçekten akıl almıyor. Bölgeye, bölge halkına hizmet götüren iş makineleri yakılıyor, yollar tahrip ediliyor. Milletin resmi binaları, araçları yakılıyor. Neden? Kürtlerin haklarını savunmak için(!) Böylece Kürt halkının hakları savunulacak. Kocaman bir yalan... Niyet tamamen başka. Bütün istek ve arzuları anarşi çıkartarak ülkedeki huzuru bozmak...

Arkadaşlar, İslam dininde ırkçılık yoktur. Allah’a (C.C.) inananların ırkları, renkleri, dilleri ne olursa olsun, Cenab-ı Hakk onları Kur’an-ı Kerim’inde din kardeşi olarak ilan ediyor. Aynı Allah’a inanan, aynı kıbleye dönen, aynı kitabı okuyan, aynı peygambere ümmet olanlar, nasıl olur da kardeşini öldürür? Kardeşinin iş yerini yakar? Kur’an; bir insanı öldürmek, bütün insanlığı öldürmek kadar günahtır buyuruyor bizlere. Hz. Allah (C.C.) “Ben insanları en güzel surette eşrefi mahlûk olarak yarattım” buyurmuyor mu?

Şimdi o bölgedeki din kardeşlerimize sesleniyorum. Analara, babalara, müftü efendilere, vaizlere, imam, müezzin ve mollalar ile kanaat önderlerine bir din kardeşi olarak sesleniyorum. Askeri vurmakla, polisi vurmakla, okul yakmakla, yurt yakmakla, çocukları kahpece vurmakla, camiden çıkan, namazdan dönen imamı arkadan kalleşce vurmakla, her zaman hürmete layık anaları, kadınları, kız öğrencileri, küçük çocukları hem de Kürt çocuklarını vurmakla hak elde edilir mi? Bu yollar çıkmaz sokaktır. Yanlış yollardır. Asla mubah sayılmaz. Yazıktır, günahtır… Tam anlamı ile oyuna gelmektir. Kâfirin ekmeğine yağ sürmektir. Dedelerimiz dün bu vatanı omuz omuza düşman çizmesinden kurtarıp bizlere emanet etmediler mi? Geliniz şehitlerimizin kemiklerini daha fazla sızlatmayalım. Kürtlere destek(!) bahanesi ile yapılanlar terör olayları, cana kıymalar, yakmalar, yıkmalar asla doğru değildir. Hiçbir surette masum gösterilemez.

Şu günlerde İstanbul seçimleri bahane edilerek ülkemiz için yeni yeni oyunlar, sahtekarlıklar, alçakça adi kampanyalar yürütülmekte, algı operasyonları yapılmaktadır. Batılı bazı para babaları isteklerinin olması için para muslukların açtılar. Ülkemizin ekonomisini çökertmek için her türlü hileye başvuruyorlar. Bizler Londra’nın, Berlin’in, Zürih’in veya bir başka Avrupa veya ABD şehrinin belediye başkanı seçimleri ile ilgileniyor muyuz?

Mehmet amcalar, Ayşe teyzeler, gençler, yaşlılar bütün bu iğrenç oyunları bozmak için Mehmet amca gibi sandalyeni kapıp yakmadan, yıkmadan “Ben buradayım! Benim ülkemde istediğiniz gibi at oynatamazsınız. İstanbul Konstantiniyye değil, İslambol’dur (İstanbul). Sultan Fatih’in milletimize emanet ettiği bir şehirdir. Allah’ın (C.C.) izniyle de böyle kalacaktır” deyip, iş başa düştüğünde imanlı ve cesur bir şekilde ben buradayım diyerek, birlik ve beraberlik içinde kutsal davanın muvaffakiyeti için yürüyebilecek misin? Öyle ise İstinye’deki Mehmet amca gibi doğu ve güneydoğu bölgemizdeki ve Türkiye’nin her bölgesindeki Mehmet amcalar, hacı amcalar, hacı anneler, tarikat mensupları, şeyhler, müritler, din görevlileri, öğretmenler neredesiniz? Haydi, sizler de Allah rızası için inanarak ve çok samimi bir şekilde ayağa kalkarak, kanın durması için, birlik için, beraberlik için, iç ve dış düşmanların oyunlarını boşa çıkartmak için, ülkemizin doğudan batıya, güneyden kuzeye her köşesinin kalkınması, insanlarımızın müreffeh bir hayat sürmesi, çocuklarımızın rahat rahat eğitim görmeleri, gençlerimizin iş bulmaları için hep birlikte kalkınız! Anarşiye karşı çıkınız. Dur deyiniz. Diyelim. Huzuru bozanların önüne el ele, gönül gönüle olarak ancak kan dökmeden, ateşle baruta yaklaşmadan, kanı kanla değil, kanı su ile yıkamak için bir duvar gibi dikilelim. Gür ve imanlı sesinizle haykırın! Yeter artık deyin! Bu millet bu filmleri çok seyretmiştir. Bir daha böyle alçaklıklarla dolu bir film seyretmek istemiyor. Dış güçlerin oyunlarını bozunuz artık.

Milletimiz, bölge insanının anarşiye karşı bir an önce ayağa kalkmasını sabırsızlıkla beklemektedir. Malazgirt’ten bu yana Türk, Kürt, Arap, Acem, Laz, Abaza, Çerkez ve diğer bütün etnik guruplar et tırnak gibi olmuşuz. Kız alıp, kız vermişiz. Hısım, akraba olmuşuz. Kahraman ecdadımız; Sakarya’da, Çanakkale’de, Yemen’de, Libya’da, Galiçya’da, Dumlupınar’da ve daha dünyanın birçok yerinde aynı ot yatakta yatarak, aynı mataradan su içerek, hatta aynı tahta kaşıkla yemek yiyerek bu vatanı kurtarmış, cumhuriyeti kurmuş ve bizlere emanet eylemişlerdir.

Herkese sesleniyorum ve diyorum ki, artık ellerimizi taşın altına koymanın zamanı gelmiştir. Birlikte akan kana dur diyelim. Mehmet amcalar, Ahmet amcalar, Ayşe analar, Fatma analar hep bir ağızdan yeter artık deyip anarşinin durması için çağrılarımızı yapıp elimizden gelen haykırışı hep birlikte yapalım. Demokratik haklarımızı akıllıca kullanalım. İçi kırmızı, dışı yeşil gözükenlere aldanmayalım. Anaların gözyaşlarını dindirelim. Birçok gencin yetim, birçok genç hanım kardeşimizin dul kalmasının önüne geçelim ve bunu hiç vakit kaybetmeden hep birlikte yapalım. Son çağrımı da siyası partilerimize yapmak istiyorum. İster meclisin içinde olsunlar ister meclisin dışında olsunlar, milli değerler için, siyası çıkarlarınızı bir kenara bırakarak vatanın selameti için birleşiniz. Üç-beş oy devşirmek için terörle iş birliği yapmayınız. Siyasi parti sözcülerimizin demeçlerini verirken ağızlarından çıkan cümlelerini kendi kulakları da duysun. Ayırıcı değil, birleştirici olsunlar.

Anarşinin son bulduğu, kardeşliğin öne çıktığı, birlik ve beraberlik içinde herkesin işinin, aşının, huzurunun ve can emniyetinin olduğu bir Türkiye’de en yakın zamanda buluşmak ve kavuşmak üzere… Cenab-ı Hakk milletimizi, memleketimizi iç ve dış düşmanların şerlerinden, semavi ve arazi felaketlerden korusun... Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Allah GörüyorAllah Görüyor4 ay önce
    Nerede hata yapıldı?. Yapılıyor?. Kim küstürüyor acaba? Suçluysam asın ama haksızlık yapılıyor. Darbecinin, soru çalanın, yargıya, polise fesat karıştıranın canı cehenneme! Ama hiç alakası olmayanları yakanlar bu vebalin altından da nasıl kalkacaklardır? Gerçekten Allah’tan korkulmuyor mu? Allah gelsin de seni kurtarsın mı, deniyor. "Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste" denerek ah almaya devam ediliyor. 3 yıl oldu halen adı ADALET olan partimden ADALET bekliyorum. Bu nasıl bir adalet ki komisyon bile sözde KHK sırasına göre dosyalara bakacağına 701 den bile kararlar verirken 679 KHK olan benim dosyama sıra gelmiyor. Milleti küstürmek için elinizden geleni yapıyorsunuz, farkında mı değilsiniz? Başörtü zülmünde bu kadar üzülmemiştim. Ama desteklediğimiz adı adalet olan partimden adaletsizlik görünce çok üzülüyorum. Dünya tersine dönmüş. Şüpheler her yerde. Namaz kılan çocuklarım namaz kılmaz duruma geldi. Dindarlara artık güvenmiyor. Dinimiz doğru yaşanmıyor , dinde yanlışlık yok desemde inandıramıyorum.Yapılan yanlışlar dinden değil insanların yanlışı diye anlatmaya çalışsamda anlatamıyorum. Adı gibi olup Müslümanlık yaşanmıyorsa, daha çok yanlışlarımız olur. Adımız Müslüman yaşayışımız ise ecnebiden farksız. Dini söylemlerimiz kitaptan ama yaşayışımız şeytandan olunca düzelme yerine bozulma artıyor. Allah görüyor."Aklı öldürürsen ahlak da ölür. Akıl ve ahlak öldüğünde millet bölünür. Kadıyı satın aldığın gün adalet ölür. Adaleti öldürdüğün gün, Devlet de ölür. (Fatih Sultan Mehmet)"
  • SaygınSaygın4 ay önce
    Hocam çok emek harcamışsınız kısaca ver bir oy yada atıver bir oy desen daha etkili kafa karışınca olmuyor bazen birde hocam seçimden sonra sizi görüp konuşsak bu meseleleri dinlermisşniz anlatırmı sınız yoksa dur evladım dur ilaç vakti hava sıcak deyip oradan uzaklaşırmı sınız işte o yüzden hocam avlama işlerinegirmeyin ramazan gün
  • kuntakintekuntakinte4 ay önce
    sayın abim yazını okudum yani saldırgan kesime diyorsun ki sizin bidon kafa geri kalmış hatta biz onların efendisiyiz diyenlere karşı neredesinizo iman gücü gerektiği zaman sahneye çıkmıştır evelallah yine gerekirse çıkar öyle zırt pırt çıkarsa bu ülkenin iktidarı mecli ne işe yarar savcılar hakimler ne işe yarar toplum kuruluşları ne işe yarar bu işleri onlar yapar onlara çağrı yap özellikle iktidara siyaset işi bu iş Ayşe teyzeler idamı bekliyor Ayasofyanın ibadete açılımını bekliyor, hain eylem ve söylemlere karşı tedbirin ağırlaştırılması hatta vatana ihanet ile eşdeğer yasa yargı bekliyor bunlar yapılmadığı için Ayşe teyzeler bekaa tehlikeye girdiğinde yada tehlike içinde nene hatun oluyorlarkaleminin hedefini şaşırmışsın umarım doğru yola istikamet verirsin korkma AK parti seni işinden etmez sonra düşünmeden Ayşe teyzeyi sokağa çağırma bu da tehlikeli iş Ayşe teyze neyi ne zaman yapacağına kendi karar verir sen kalemini hedefe doğrult yasa teklifini Ayşe teyze mi verecekbana kızma yarının Osman dedesiyim biz öyle gaza gelmeyiz Menemende de gelmemiştik, İskilipli Atıf hocazamanında da gelmemiştik Şeyh sait zamanında da gelmemiştik Dersim de de gelmemiştik, 28 şubat ta da gelmemiştik ama suçlu hep biz bulunduk utanmadan bunları birde çocuklarımıza tarih kitaplarında isyancı olarak okuttuyorlar düzeltmediler hale gerçekleri yazan tarih kitaplarımızı istiyoruz Ermenilere Arşivi açma çağrısı yapılıyor halka tarihimize de Arşivler açılsında tek partinin verdiği zararı Yunan domuzu bile vermediği görülsün 24 yıldır cezaevinde yatan 28 şubat mazlumları niye tutuluyor failleri suçlu bulundu da mazlumlar içeride al sana kaleminin istikameti yaz da göreyim öyle işkembeden Ayşe nineyi sokağa çağırmabana da kızma
  • UnkownUnkown4 ay önce
    E kardeşim ogünler dönmek istemiyorsankendi düşüncenden,dininden olmayan insanları hor görmeyeceksin,terörist demeyeceksin ,Sn.Reis-i Cumhurumuz gibi siyasi rant için insanlara bölücü,fetöcü demeyeceksin.

Günün Özeti