“Kara Kitap”tan bir sayfa...

15 Mart 2019 Cuma

Ülkemiz 31 Mart’ta mahalli idarecilerin belirlenmesi için seçime gidiyor. Seçime çok az bir zaman kaldı. Mecliste temsilcisi bulunan veya bulunmayan birçok siyasi parti seçime girecek ve milletimizden oy isteyerek birbirleri ile yarışacaklardır. Yüksek Seçim Kurulu tüm hazırlıklarını yaptı, yapmaya devam ediyor. Her parti kendine göre çalışmalar, hazırlıklar, mitingler, toplantılar yapıyor. Yıllardır yapılan bütün seçimlerde hep yenilgi ile çıkan bir kısım muhalif partiler, kendi fikir ve görüşlerine taban tabana zıt olan partilerle ittifak kurarak kazanabilmek için seçime hazırlanıyorlar. Bu arada iktidar partisi de kendine en yakın bir partimizle ittifak yaparak seçime hazırlanıyor. Vatandaş olarak bizim temennimiz ülkemiz için hayırlı olanın tecelli etmesidir. Demokrasi ile idare edilen ülkelerde elbette ki siyasi patiler olacak. Zamanı geldiğinde usulünce seçimler de yapılacak. Vatandaş da serbesttir. Bakar, inceler; sonunda tercihini yapar, kararını verir, ona göre oyunu kullanır.

Elbette ki seçimler için sandıklar çok önem arz eder. Sandıktan çıkana millet olarak, siyasi partilerin yöneticileri ve mensupları olarak saygı duymaktan başka bir seçenek yoktur. Hani bir atasözümüz vardır: “Yenilen pehlivan güreşe doymazmış.” Şimdiden bazı siyasetçiler mazeret geliştirmeye ve seçimlere gölge düşürmeye çalışıyorlar. Bahane üretmek yerine daha çok çalışınız. Milletle barışınız. Milletin inanç, örf ve âdetlerine saygılı olunuz. Asla vatandaşı hor görmeyiniz, vatandaşı göbeğini kaşıyan insanlar olarak görmekten vazgeçiniz ve vatandaşa tepeden bakmayınız. Milletin ezanı, selası, başörtüsü, takkesi, tesbihi ve mukaddes değerleri ile uğraşmayınız. Neden millet sizleri tercih etmiyor? Onun sebeplerini araştırınız. Laik sistem, laik sistem deyip duruyorsunuz. Öyle ise bırakın insanlar nasıl inanırsa inansın, nasıl giyinirse giyinsinler. Sizler bu milletten oy istiyorsanız lütfen geçmişinizle yüzleşin.

Gençlerimiz, geçmişte siyasi iktidarların nasıl zulümler yaptıklarını bilmezler. Büyüklerimizden ezanın nasıl yasaklandığını, Kur’an-ı Kerim okutan hocaların nasıl işkencelere tabi tutulduklarını, dini kitapların nasıl toplanıp yerlere atıldıklarını, yakılıp çöp kamyonlarına atıldıklarını dinledik. Nice din adamının haksız ve hukuksuz olarak asıldıklarını günümüzde az sayıda da olsa doğru yazan tarih kitaplarından okuyoruz. (Çok küçük yaşta camimizin imamından Kur’an dersleri almaya giderken, benim elimden de Kur’an alındı. Hemen ağlamaya başladığımı bugünkü gibi hatırlıyorum. Bir esnaf araya girdi. Kur’an’ımı alıp bana verdi. Beni sevip, okşadı, yoluma devam ettirdi.) Yakın geçmişte başörtüsü sebebi ile ülkemizde estirilen demokrasi dışı, insan haklarına aykırı, polis ve YÖK zulümlerini bilmeyen var mıdır? Nice kızlarımız tahsillerini yarıda bırakmak zorunda kaldılar. Ne analar ne babalar, nice genç kızlarımız güçleri yetmediği için, dış ülkelerde okuma imkânı bulamadıkları için gözyaşı döktüler. Şimdi ebedi âleme göç etmiş ünlü, eski bir siyasetçi “Başı kapalı okumak isteyenler S. Arabistan’a gitsinler” dediğini bugünkü gibi hatırlıyorum. Herhalde hatırlayanlarınız çoktur.

Şimdi vatandaşlarımızdan oy talebinde bulunan bir siyasi partimizin geçmişte sergiledikleri zulümlerinden belgeli olarak bahsetmek isterim. Takdir milletimizindir. Takdir muhterem okuyan kardeşlerimizindir. Lütfen cilalı nutuklara kanmayalım, aldanmayalım. Hatta bölünmeyelim, parçalanmayalım. Oylarımızı ve partilere yapacağımız harcamalarla paralarımızı çöpe atmayalım. Çok iyi düşünüp, iyi hesap ederek, ülkemiz aleyhine içten ve dıştan tertiplenen oyunları fark ederek oy kullanalım. Kim, kiminle birlik ediyor? Bu birlikler kime karşı ve niçin? Birlik olun emri nereden geliyor? Avrupa ülkeleri neden bizim ülkemizdeki bir mahalli seçim ile bu kadar ilgileniyorlar? Değerli kardeşim eğer kendine bir ölçü istiyorsan en basitinden Avrupa ülkeleri hangi siyasi grubu destekliyorsa sen vatanının, ülkenin geleceği için onların destekledikleri grubun karşısındaki grupta yerini al. Şunu hiçbir zaman unutma, Avrupa ve ABD dostlukları hiçbir zaman gerçek dostluk olmamıştır. Çeşitli vakıflar aracılığı ile milyon dolarlar, milyon eurolar sadece ülkemizi çökertmek için gönderildiği artık bugün mahkeme kanalları ile tescil edilmiştir. Milletçe uyanık olmamız, oyunları bozmamız lazımdır.

İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinde 26.4.1966 tarihinde beraat eden merhum Eşref Edip Bey’in yazdığı “Kara Kitap”ın 20. sayfasında yer alan bir kaç satırı noktası ve virgülüne dokunmadan aynen vermek istiyorum. Hep birlikte okuyalım. Hafızalarımız tazeleyelim.

“Cümlece malumdur ki, halkçılar evvela memlekette din müesseselerini kapatmakla dine karşı, İslam dinine karşı taarruza başladılar. Din müesseselerinde kırk bin din talebesi, yatakları omuzlarında, sokaklarda perişan bir halde, gözyaşları dökerken onlar iyş-ü işret sofralarında rakılar, viskiler, şampanyalarla, zevk ve kahkahalarla sabahlara kadar icra-yi şadumani eylediler. Maarif vekillerinin, şampanya kadehini kaldırarak: “Bugün kırk bin yobazın yuvalarını tarumar ettim diye attığı naralar, hâlâ milletin kulağında çınlamakta, kalbini tutuşturmaktadır.” (Bu insanın bilahare bağırsağı patlayarak kazuratı ağzından gelerek vefat etmiştir.) Din müesseselerinin kapıları üzerine vurulan kara ve kızıl kilitler, uzun yıllar, bir çeyrek asırdan fazla zaman kaldı. Bu zalimane, bu mulhidane hareket karşısında din adamı yetişmesine imkân kalır mıydı? Bu suretle mabetleri imamsız, minareleri müezzinsiz, köyleri hocasız bıraktılar. Ölüleri gasledecek (yıkayacak), defnedecek imam kalmadı. Cenazeler ortada tefessüh edecek hale geldi. Hâlbuki din müesseseleri, Şeyhul İslam Hayri Efendi zamanında “Darul-Hilafe Medresesi” namıyla yepyeni bir tarzda teşkilatlanmış, modern bir hale gelmişti. Bilhassa ahlak ve terbiyeye ehemmiyet verilmiş olmak itibari ile millet nazarında fevkalade teveccüh ve rağbete mazhar olmuş, çok büyük bir mevki kazanmıştı. O derece ki, birçok vatandaşlar, hatta hayli mebuslar, çocuklarını liselerden alarak Darul-Hilafe Medreselerine vermeye başlamışlardı. Maddi manevi böyle mütekâmil bir şekilde meydana çıkan ve ilerlemekte olan bu din müesseseleri halkçıların bozuk ideolojisi için büyük bir tehlike teşkil ediyordu. Din müesseselerinin bu inkişafından, devlet ve millet menfatına, memnun olmak icap ederken, kırk bin din talebesini bir anda sokağa döktüler. Memleketteki bütün din müesseselerini kapılarını zincirlediler.”

Merhum Eşref Edip Bey’in Kara Kitap’ından bir kaç satırı birlikte okuduk. İyice düşünmeliyiz. Kim nerede, ne yapmak istiyor? Çok iyi incelememiz ve analiz yapmamız gerekiyor. İyice araştırdıktan sonra; kim, kiminle ne için birlik yapıyor bunu tam ve net olarak anlayıp çözdükten sonra, kararımızı verelim. Unutmayalım ki ülkemizde bebek, kadın, erkek, asker, polis, imam, öğretmen, hemşire olarak otuz binden fazla masum insanın kanı dökülmüş şehit edilmişlerdir. Kandil’le işbirliği içinde kimler var? Dikkat etmeliyiz. Necip Türk Milleti’ne günü gelince memleketimizin geleceğini düşünerek, dışı yeşil, içi kırmızı görünümlü eski ve yeni siyasetçilere aldanmadan Kandil, FETÖ, iç ve dış düşmanlarımızın bütün hesaplarını alt üst edecek şekilde ferasetle oylarını vakti gelince kullanmalarını Rabbim nasip eylesin. Şunu da aklımızdan çıkarmayalım; neden Batılı ülkeler bu seçime ehemmiyet vererek, belli gruplara destek veriyorlar? Acaba neden bir bardak suda fırtınalar kopartmaya çalışıyorlar? Bu nedenler üzerinde biraz olsun düşünürsek oynanmak istenen oyunları fark edebiliriz. İnşallah günü geldiğinde necip milletimiz, milletimiz ve memleketimiz aleyhine tezgâhlanan tüm oyunları Hz. Allah’ın (C.C.) izniyle boşa çıkaracaktır. Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Abdulkâdir CeylanAbdulkâdir Ceylan4 ay önce
    Yâ Rabbi, bize seâdet-i dâreyn ihsan eyle..

Günün Özeti