• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
..
TÜM YAZILARI
17 Ağustos 2019

Kabirleri ziyaret etmek

Bu yazımızda kısaca dinimizde kabir ziyaretinin nasıl olması gerektiğine bir bakmak istiyorum. Mutlaka konu ile alakalı çok yazılar yazılmış, siz değerli kardeşlerim elbette ki okumuşsunuzdur. Yani konu ile birçoğunuzun hem bilgisi hem de alakası vardır.

Bilindiği gibi ilk zamanlar Peygamber Efendimiz (S.A.S.) kabir ziyaretini yasaklamıştı. Ancak sonraları Müslümanların kabirleri ziyaret etmesine izin verdiler. Peygamberimiz bir hadisi şerifinde şöyle buyuruyor: “Size kabir ziyaretini yasaklamıştım. Artık kabirleri ziyaret edebilirsiniz.” (Müslim Cenaiz-106) Bir diğer hadisinde Peygamber Efendimiz (S.A.S.) şöyle buyurmaktadır: “Kabirleri ziyaret etmek insana ölümü ve ahireti hatırlatır ve ahireti için ibret almayı sağlar.” (Müslim Cenaiz-108, Tirmizi Cenaiz-59) Peygamber Efendimiz (S.A.S.) bir başka hadisi şerifinde ise şöyle buyuruyor: “Kim beni öldükten sonra ziyaret ederse, sanki hayatımda iken ziyaret etmiş gibi olur.” (Camiul Usul II-190)

Hayatta olanlar için kabirleri ziyaret etmelerinin önemli bazı faydaları vardır.

a)                   İnsana ölümü ve ahireti hatırlatır ve ahiret için ibret almayı sağlar. (Müsned 1- 145)

b)                  İnsanı züht ve takvaya yöneltir. Aşırı dünya hırsını ve haram işlemeyi engeller. Kişiyi iyilik yapmaya yöneltir. (İbni Mace-47)

c)                   Salih kişilerin kabirlerini özellikle Peygamber Efendimiz (S.A.S.) ve ashabı kiramın bilinen kabirlerini ziyaret etmek ruhlara ferahlık sağlar, yüce duyguların oluşmasına sebep olur.

d)                  Kabir ziyareti insanın geçmişi, dini kültürü ve tarihi ile bağlarının gelişmesine sebep olur.

Peygamber Efendimiz (S.A.S.) bizzat kendi annelerinin kabrini ziyaret ettiler, ağladılar ve yanında bulunanları da ağlattılar. Buyurdular ki: “Rabbimden ona mağfiret dileme konusunda izin istedim alamadım. Kabrini ziyaret etme konusunda izin istedim izin edildi. Siz de kabirleri ziyaret edin. Çünkü bu ölümü hatırlatır.” (Müslim, Ebu Davud, Nesei) Kabri ziyaret edilen bir Müslüman kendisi için yapılan dua, istiğfar ve sadakalardan faydalanır. Enes bin Malik, Peygamber Efendimizden (S.A.S.) şöyle bir hadisi şerif rivayet etmektedir: “Her kim kabristana girer de Yasin okur ve sevabını ölülere bağışlarsa, o gün Allahu Teala onların azabını hafifletir. Kendisinin de bu kabristandaki ölüler sayısınca sevabı olur.” (İbni Mace Sünen Cenaiz-24)

Ölülerin diri olanları işitmesi, kabir ziyareti sırasında konuşulanları kabirdeki kişinin duyduğu ve kabir ehlinin verilen selamları aldığı hadisi şeriflerle sabittir. Abdullah b. Ömer’den (R.A.) rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber Efendimiz (S.A.S.) Bedir gazvesinden sonra yerde yatan Kureyş büyüklerini bir kuyuya doldurttu. Cesetlerine karşı: “Ey filan oğlu filan ve falan oğlu falan! Allah ve Resulünün size vaat ettiklerini gerçek buldunuz mu? Ben Allah’ın bana vaat ettiklerini gerçek buldum. Rabbimizin vaat ettiği azabın doğru olduğunu anladınız mı?” diye seslenince, Hz. Ömer (R.A.): “Ey Allah’ın Resulü! Bu duygusuz cesetlere mi hitap ediyorsunuz?” deyince, Resulullah Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Siz bunlardan daha fazla işitici değilsiniz. Fakat bunlar cevap veremezler” buyurdular. (Ahmet b. Hanbel II-121, Müslim Cennet-76-77)

Ziyaretçi mezara veya mezarlığa varınca yüzünü mezarlara döndürerek, Peygamber Efendimizin (S.A.S.) selam verdiği gibi şöyle selam verir: “Ey Müminler ve Müslümanlar diyarının ahalisi, sizlere selam olsun. İnşallah biz de size katılacağız. Allah’tan bize ve size afiyet dilerim.” (Müslim Cenaiz 36) Hz. Aişe Validemizin (R.A.) rivayet ettiği hadisi şerif ise biraz daha farklıdır: “Ey kabir ahalisi, size selam olsun! Allah bizi ve sizi mağfiret eylesin. Sizler bizden önce gittiniz, biz de sizin ardınızdan geleceğiz.” (Tirmizi Cenaiz-58)

Kadınlar da kabirleri ziyaret edebilir. Önceleri yasaklanmış olmasına rağmen Peygamber Efendimiz sonra yasağı kaldırarak kadınların da mezarları ziyaret etmesine izin vermişlerdir. İbn Ebi Müleyke diyor ki: “Bir gün Hz. Aişe Validemiz kabristandan geliyordu. Kendisine: “Ey müminlerin annesi nereden geliyorsunuz?” diye sordum. “Kardeşim Abdurrahman’ın kabrini ziyaret ettim” dedi. Ben kendisine: “Kabir ziyareti yasaklanmış değil miydi?” dedim. “Evet yasaklanmıştı ama sonra ziyaret edilmesini emretti” söyledi. (Müstedrek, İbni Mace)

Kadınlar ve erkekler mezarları nasıl ziyaret edecekler? Hangi hususlara dikkat edecekler? Yatak kıyafeti ile, plaj kıyafeti ile, dekolteli bir vaziyette mi? Dinimizin bize emreylediği uymamız gereken haya ve edep kuralları vardır. Yarı çıplak olarak kadınların mezarları ziyaret etmeleri doğru mudur? 11 Ağustos Pazar, Kurban Bayramının ilk günü Karacaahmet’te bulunan Üstadım Süleyman Hilmi Tunahan (KS) hazretlerinin, 17 ay önce vefat eden eşimin, birkaç ay önce vefat eden kardeşimin ve hizmet arkadaşlarımın mezarlarını ziyaret maksadı ile oğullarımla beraber Karacaahmet Mezarlığına gittim. İçeri araba almıyorlardı. Ben belimden ameliyatlı olduğum için bize bir engelli kâğıdı vererek sağ olsunlar araba ile içeri girmemize izin verdiler. Kabristan oldukça kalabalıktı. Fırsat bulunca yıllar yılı Karacaahmet Mezarlığına giderim, samimi olarak söylüyorum şimdiye kadar böyle bir rezalet görmedim. Mezarlıkta mıyız, sosyete düğününde miyiz, plajda mıyız, herhangi bir eğlence yerinde miyiz belli değil. Kadınların, genç kızların büyük bir kısmı tamamen açık. Hayâ yok. Edep yok. Ölülerden utanma yok. Dirilerden ar etme yok. Allah’tan (C.C.) korkmak da yok. Çıplak olarak kabir ziyaretine gitmişler. Böyle kabir ziyareti mi olur? Elbette isteyen istediği gibi giyinebilir. Ancak burası bir mezarlık, yapılan da mezar ziyareti. Eyvah! Şu milletimizin anaları, bacıları ne hale geldi ve getirildi? Yazık! Çok çok yazık! Bu gidiş iyiye alamet değil. Allah (C.C.) bizleri gelebilecek bilumum semavi ve arazi felaketlerden korusun, muhafaza eylesin.

Bizden önce beka âlemine göç edenlere Cenab-ı Allah’tan (C.C.) sonsuz rahmetler diler, vakit geldiğinde bizlerin de bu âlemden ebedi aleme imanı kâmil ile göçmemizi nasıp eylemesini dileriz. Ölüm mutlaka bir gün bizim de kapımızı çalacaktır. O gün gelince Rabbim hepimizin yardımcısı olsun.

Muhterem Diyanet İşleri Başkanlığımıza, Muhterem İstanbul İl Müftülüğümüze, Muhterem Mezarlıklar Müdürlüğüne, Kadıköy ve Üsküdar Müftülüklerine, tüm ilgili ve yetkililere sesleniyorum. Bu yazıyı yazmamın sebebi bayramın ilk günü ziyaret için gittiğim Karacaahmet Mezarlığında karşılaştığım manzaralardır. Bir Müslüman olarak üzüldüm. Bir Türk olarak üzüldüm ve utandım. Dün saçının bir telini dahi göstermekten sakınan Türk anası, Türk kızı ne hale getirilmiş? Bir gün kendinin de o mezara gideceğini düşünmeden anasını, babasını veya bir yakınını yarı çıplak olarak ziyarete gitmesi ne garip bir manzara. Hani edep, hani hayâ? Hani İslamî manada gerçek tesettür? Türk ailesini kurtaracağım beyanları ile yola çıkan kademeciler ne derler acaba? Türk anasını, Türk kızını soyup sokağa atmakla mı kurtaracağız? Eyvahlar olsun. Türk ailesi çatırdıyor, dinamitleniyor, daha doğrusu kökünden yıkılıyor. Bizler ise basit hesaplar peşinde koşuyoruz ne yazık. Bir de bazı kızlar hem çıplak hem de kucaklarında kedi ve köpekleri ile mezar ziyaretine gelmezler mi? İnanın insanın aklı almıyor. Nasıl olur bu kadar vurdumduymazlık? Ölülere ve dirilere karşı saygısızlık? Yıllardan beri süre gelen başörtüsü mücadelesini kazandık, ancak İslamî tesettürü kaybettik. İslami tesettürden eser yok. (Tesettürlü analarımızı, bacılarımız tenzih ederim.) Başları sıkıca kapalı vücut hatları tamamen belli olan güya tesettürlü kızlar da kabir ziyaretlerinde idi. Bu mevzu üzerine başta Diyanet İşleri Başkanlığı Teşkilatı olarak ülkemiz çapında görev yapan bütün il, ilçe müftüleri, tüm din görevlileri, tarikat ehilleri, cemaatler, cemiyetler, dini kurum ve kuruluşlar en azından Kurban Bayramı’nda kurban toplamak için yaptıkları gayret kadar bu milli ve manevi yaralarımıza değinmeleri gerekmektedir. Cenab-ı Hakk akıbetimizi hayır eylesin. Ölüm gelip bizleri uyandırmadan uyanarak Allah’ın (C.C.) emirlerine, Peygamber Efendimizin (S.A.S.) sünnetlerine, İslam dininin akidelerine inanarak yaşamak nasip eylesin. Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

emekli

bu işin aslının yaşadığımız dinle bir ilgisi yok hani şunuda artık söylemek istemiyordum amma yazdıklarınızın içinde bir adet bile mezarla ölüyle ilgili KURAN ayeti yok çünkü Kuran defteri dürülenlerden bahsetmez çünkü diriye ders ve öğüt için gelmiştir sonuçda aslında mezar bir TÜRK geleneğidir
  • Yanıtla

Rıfkı Köse

Bende Mezarlığı ziyaret ettim ama,senin gibi Kadınların kılık kıyafetiyle ilgilenmedim. Bildiğim duâları okudum. Öyle dillendirmişin ki zannedersiniz 18 Yıldır Chp iktidarda Mezarlıklar Müdürü de sanki Müjdat Gezen. Aynayı eline al kendi iktidarınızın Marifetlerini bir incele.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23