İyi bir idareci olabilmek için…

02 Mart 2019 Cumartesi

Eskilerimiz; “İdareciliğin mektebi yoktur” derlerdi. İdarecilik kabiliyet sahibi olan insanların hadiselerle pişip, yoğrulması ile olur. İyi bir idareci olmak için tek başına diploma sahibi olmak yeterli değildir.

İdareci; becerisi olan, elinden iş gelen, usta, maharetli, mahir, mahirane olan kimselere verilen addır. İyi bir idareci olunabilmesi için o insanın şöyle olması lazımdır: adaletli, akıllı, cesur, yumuşak huylu, vefalı, şefkat ve merhametli, sabırlı, affedici, şükür edici, itidalli, bilgili,  namuslu ve vakarlı. Esasında bu saydığımız sıfatları tek tek açmak ne manaya geldiklerini anlatmak mümkün. Yazımız çok uzamasın diye açıklamalarına giremiyoruz.

İdareci ile alakalı Kur’an-ı Kerim’de ayet-i kerimeler, Peygamberimizin hadis-i şerifleri vardır. Bir kaç tanesine kısaca değinelim. Bilindiği gibi bir iş yaparken ehline sormaya “meşveret” veya “istişare” denir. Kur’an-ı Kerim’de Hz. Allah (C.C.) mealen şöyle buyuruyor: “Yapacağın işi önce meşveret et.” (Ali İmran, 159). Burada idare mevkiinde olanlara yani her kademedeki idarecilere ve amirlere önemli bir uyarı vardır. Ehline danışmak, ehlinden yapacağı iş veya hareket hakkında gerekli ve doğru bilgi alarak, en az hata yapmakla işi veya işleri yürütmek. Bir başka ayet-i kerimede Mevla’mız: “İstişare ederek iş yaparlar.” (Şura, 38). Âlemlerin Efendisi Peygamberimiz bir hadis-i şerifinde şöyle buyuruyor: “İstişare etmek pişmanlığa karşı kaledir.” (Maverdi)

Her kademedeki idarecilerimize; ister dünyevi işleri idare eden bir makamdaki idareci veya manevi işler, tasavvufi değerlerle alakalı bir ağabey veya idareci olsun idarecilerin, amirlerin daha başarılı olmaları bakımından onlara ışık tutacak tarihi bir hadiseye kısa olarak burada yer vermek isterim. Rivayet edilir ki; Rum Kayseri, İran Kisrâsı’na bir mektup yazarak “İdaren altındaki, ülkeni nasıl düzenli yürütüyorsun?” diye sorar. Kisrâ verdiği cevapla “Ülkemi sekiz şeye dikkat ederek yönetiyorum” der. Kısaca maddelere başlıklar halinde bir bakalım:

1-                  Ciddi konuşurken de şaka yaparken de yalan söylemem.

2-                  Vaat ettiğim iyiliğin veya yaptığım tehdidin yerine getirilmesinden asla vazgeçmem.

3-                  İşleri yürütürken güçlüklerden yılmam, oyun ve eğlenceye dalmam.

4-                  Hiddet ve kızgınlığımın etkisinde kalıp hiç kimseye ceza vermem. Her suçluya terbiye için hak ettiği cezayı veririm.

5-                  Halka şiddet ve zulüm göstermeden kendimi sevdiririm.

6-                  Kin ve nefretimi karıştırmadan, idarem altındakilere devlet idaresine karşı saygılı olmalarını aşılarım.

7-                  Halkımın ihtiyacını karşılamada fedakârlıktan çekinmem. İsraf da etmem. Daha müreffeh bir seviyeye ulaşabilmeleri için gayret gösteririm.

8-                  Gereksiz harcamalardan, birbirlerinin hakkını yemekten herkesi men ederim.

Mevzuumuzla alakalı Resulullah Efendimizin 4. Halifesi Hz. Ali’den (R.A.) bir hatıra nakledelim: Hz. Ali (R.A.) Mısır Valisi Malik bin Eşter’e gönderdiği emirnamede şöyle demektedir: “Şimdi bilmiş ol ey Malik, ben seni öyle memleketlere gönderiyorum ki, birçok hükümet idarecileri oralarda adaletle hüküm sürdü veya zülüm etti. Sen vaktiyle, nasıl senden evvelki valilerin yaptıkları icraatları gözden geçiriyordun, halk da şimdi öylece senin icraatını gözden geçirecektir. O zaman senin onlar hakkında söylediğin şeyleri; halk da şimdi senin için söyleyecektir. Kimlerin iyi olduğu Allah’ın kendi kulları vasıtasıyla söylettiklerinden anlaşılır. Onun için biriktireceğin en sevimli azık, güzel işler ve iyi ameller olsun.”

Hz. Muaviye (R.A.) şöyle anlatıyor: “İnsanlarla aramda incecik bir kıl olsa, o kıl kopmaz.” Nasıl kopmaz diye hayretle soranlara şu cevabı vermiştir: “Onlar bir taraftan çekerlerse, ben öbür taraftan gevşetirim. Onlar bir taraftan gevşetirse ben öbür taraftan çekerim. Böylece alaka ve münasebetler, hep muvazenede (dengede) kalır.”

Mevzuumuzla alakalı birkaç hadis-i şerif mealine bakalım. Resulullah Efendimiz (S.A.S.) şöyle buyuruyor: “Muhakkak ki, Allah lütuf sahibidir, (kullarına kolaylık diler, güçlük dilemez) Yumuşak hareket etmeyi sever. Ve sertlikten dolayı vermediği kazancı, yumuşak sebebi ile verir.” (Edebul Müfred) Başka bir hadis-i şerifinde: “Kıyamet günü azabı en şiddetli olacak kimse zalim idarecidir.”(Camius’sağır) Bir başka hadis-i şerifinde Peygamberimiz: “Allah’ım ümmetimin yönetimini üstlenip de onlara zorluk çıkarana sen de zorluk çıkar. Ümmetimin yönetimini üstlenip de onlara yumuşak davrananlara sen de yumuşaklık göster.”(Müslim) Bir diğer hadis-i şerifinde: “Bir idareci ümmetimin idaresini üzerine alır da kendi şahsına iyi niyet besleyip gayret gösterdiği kadar, onlar içinde iyi niyet besleyip gayret göstermezse, Allah onu kıyamet günü yüz üstü cehenneme atar.” (Camius’sağır terc.) Bir başka hadis-i şerif mealinde İbni Ucre (R.A.) şöyle bir hadis-i şerif rivayet etmektedir: “Şunu iyi dinleyip kulak verin. Benden sonra başkanlar gelecektir. Kim onların yanlarına girip de yalanlarını doğrulayıp, zulümlerine yardımcı olursa, o benden değildir, ben de ondan değilim. Bu kimseler cennetteki havuzumun başına, yanıma gelemezler. Kim de onların yanına girip, zulümlerine yardımcı olmaz, yalanlarını da doğrulamazsa, o bendendir, ben de ondanım. Ayrıca bu kişiler havuzumun başına, yanıma da gelecektir.” (Tirmizi)

İdareci kendini idare ettiği insanlardan hiçbir zaman üstün görmemeli, alçak gönüllü olup, onların dertleri ile dertlenebilmelidir. Âlemlerin Efendisi Peygamberimiz (S.A.S.) bu hususla alakalı olarak da şöyle buyurmaktadır: “İdareci halktan kopuk vaziyette yaşamamalı, onlarla iç içe olup dertlerini sıkıntılarını öğrenip yardımlarına koşmalıdır. Topluma kapılarını kapayan, onlarla ilgilenmeyen idareciler kıyamette Allah’tan hiçbir yardım göremeyeceklerdir.” (Riyazüs Salihin terc. S.220)

Sonuç olarak şöyle söyleyebiliriz, en korkunç suç ve cinayetlerden mahkûm olan bir suçlu bile kendini suçsuz kabul eder. Yaptığı kötülükleri kendisi için normal bir çıkara bağlamaya çalışır. Elbette ki insanları idare ederken herkesi memnun etmek zordur. Çünkü eskilerimiz: “İdarecilik ateşten bir gömlektir” derlerdi. Basit bir örnek vermek isterim. İnsanlar için Allah’ın izni ile binlerce çiçekleri dolaşıp şifa kaynağı bal yapan arıların kovanlarına duman üflerseniz (tütsü yaparsanız) arılar kovanı terk eder, siz de kovandaki balın tamamını alabilirsiniz. Ancak arılar, kovanda arıların yiyeceği bal kalmadığı için de arılar ölür bal yapamazlar. Balı alırken arıların yaşamasını da hesaba katmak gerekir, devamlı bal alabilmek için. İdare mevkiinde olanlar idare ettiklerinden hizmet alırken arı misali onların hak ve hukuklarını çok iyi hesap etmeli ki, verim olsun. Yoksa kovan arısız ve balsız kalır. Hizmetler yürümez. Yasaklar üstüne yasaklar koyarak, idare edilenlere bir kısım vicdan ve hukuk dışı engeller konularak idareci kendini “Lâ-yüs'el ammâ yef'al” sayamaz. İdarecilerin kendilerini hem hâkim hem de savcı yerine koyarak dediğim dediktir diyerek insanlara yahut idare ettiklerine eziyet etmeye asla hakları yoktur.

Sözlerimizi Hz. Ömer’in (R.A.) bir sözü ile bitirelim: “Kenar-ı Dicle’de bir kurt kapsa koyunu, Adli İlahi gelir de Ömer’den sorar onu.” Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz…

GEÇMİŞ OLSUN:

Uzun yıllar Almanya’da kendisi ile birlikte olduğumuz aslen Adanalı olan; Türkiye’de ve Almanya’da birçok hayra imza atan; yaptığımız Külliye’ye, arsasının alımı (6000 metrekare) ve inşaatı için (üç dönüm üzerine oturan dört kat, on iki bin metrekare kapalı alanı olan külliyemiz için) çok büyük maddi yardımları olan; fakir, yetim ve garip babası Hacı GANİ BARUTÇU Almanya’da büyük bir trafik kazası geçirmiştir. Hamdolsun nekahet dönemini atlatmıştır. İyiye doğru gittiği haberlerini almaktayız. Eli açık, cömert dostumuz Hacı Gani Bey’e geçmiş olsun der, Cenab-ı Hakk’tan kendisine acil şifalar dilerken AKİT Gazetesi aracılığı ile en kısa zamanda eski sağlığına kavuşmasını gönülden temenni ve niyaz ederim.

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Yaşlı DoçentYaşlı Doçent3 ay önce
    Sayın Cumhurbaşkanımız;Malumunuz, Profesör olmak için Doçent olarak 5 yıl beklemek gerekmektedir. Oysa 25-30 yıl boyunca Üniversitelerimizde öğretim elemanı olarak çalışmış; 10 binlerce öğrenci mezun edip deneyim kazanmış Yaşlı Doçentler olarak, koskoca 5 yılı boşu boşuna tüketip biyolojik ve psikolojik olarak ezilme sürecine girmemek adına; yaşlılıkta beklenmesi bir ömür kadar uzun olan söz konusu bu 5 yıllık bekleme süresi belasından, EMEKLİLİK HAKKINI ELDE ETMİŞ Yaşlı Doçentleri kurtarmanızı saygılarımızla istirham ediyoruz.
  • memetmemet3 ay önce
    acaba kimi bahsediyorsunuz
  • Mesut SarpMesut Sarp3 ay önce
    İşte Reiz bu yazdıklarınıza tamamen uymakta !
  • BiçareBiçare3 ay önce
    Ne güzel ve doğru bir yazı...Yönetime oy vererek getirdiğimiz insanlar da İslamı referans aldıklarını söylüyorlar.Bu da güzel... Yani yukarıdaki konuları benden iyi biliyorlar.Ancak, kamuda müdür olmak için 10 yıl tecrübe şartı vardı. Onu niye kaldırdılar anlamadım.İşi ehline verecektik hani... Vallahi benim başıma bir amir atadılar ve sonra dediler ki, bu senin işinin nasıl yapıldığını hiç bilmiyor. Bunu eğit...Allah üzerine yemin ederim ki bizzat ben bunu yaşadım.El insaf, el insaf...İyi bir yönetici nasıl olur bilmem de...Yönetici olmak için ne gerektiğini, o kişinin geliş şaklenden öğrendim.Bir yere yönetici olmak ya da bir şeye sahip olmak için boyun eğersem şerefsizim.Makamlarınız sizin olsun.Sandığa gidersem de namerdim. Başka partilere oy vermeye elim gitmez...Çünkü onlar sizden daha kötüler...
  • Mehmet AslanMehmet Aslan3 ay önce
    Muhterem Hocam,Kaleminize be yüreğinize sağlık.Okurlarınızı değişik konularda aydınlattığınız için , sizin yazınızıda okuyararak hatalarımızı düzeltmeye bizleri sevk ettiğinizden dolayı çok teşekkür ederim.Allah C.C. hayatınızı uzun ve hayırlı eylesin İnşaAllah.Selam ve Hürmetlerimle Mehmet Aslan /Almanya

Günün Özeti