THY- Euroleague

İnsanları affedebilmek…

09 Eylül 2018 Pazar

Afüv, Allahu Teâlâ’nın güzel sıfatı isimlerinden, Esma-ı Hüsna’dan birisidir. Sözlük itibarı ile yok etmek, silip süpürmek demektir. İslam dinine göre anlamı ise, kötülük ve haksızlık edeni, suç veya günah işleyeni cezalandırmaktan vazgeçmek ve bağışlamaktır.

Kur’an-ı Kerim’de en çok tekrarlanan sıfatı isimlerinin başında Rabbimizin bağışlayıcı ismi gelir. Kur’an-ı Kerim’de  “Kuşkusuz Allah afüvdur, gafurdur, affedicidir, bağışlayıcıdır” buyurulmaktadır. (Hac, 60)

Dinimizde affetmenin, bağışlamanın önemli bir yeri vardır. Cenab-ı Hak, Peygamber Efendimiz’e (S.A.S.) şöyle buyuruyor: “Sen af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir.” (Araf, 99) Bu ayeti kerime nazil olduğu zaman Peygamber Efendimiz kendisine vahiy getiren Cebrail’e: “Bu nedir?” diye sordu. Cebrail (A.S.) Peygamber Efendimiz’e: “Allahu Teâlâ, sana haksızlık edeni bağışlamanı, sana vermeyene vermeni ve seninle ilgisini kesenle ilgilenmeni emrediyor.” (Alusi, 9 -147)

İntikam peşinden koşmak, öç almak hiçbir zaman doğru değildir. Hz. Allah (C.C.) Kur’an-ı Kerim’de: “Bir kötülüğün cezası ona denk bir kötülüktür. (Buna rağmen kim bağışlar ve barışı sağlarsa, onun mükâfatı Allah’a aittir. Doğrusu O zalimleri sevmez.” (Şura, 40). Hz. Peygamber Efendimiz (S.A.S.) hiçbir zaman kendisine yapılan kötülüğe kötülükle karşılık vermemiştir. Her zaman affetme yolunu seçmiştir.

Dini kaynaklardan öğrendiğimize göre, Resulullah Efendimiz’e (S.A.S.) her türlü hakaretlerde bulunulmuş, Peygamberimizle alay etmişler, ölümle tehdit etmişler, yoluna dikenler dökmüşler, secdede iken üzerine pislikler atmışlar, ona büyük sihirbaz demişler, İslam’ı yayma davasından vazgeçmesini istemişler, Taif şehrinde taşa tutmuşlar. Bütün bunlara rağmen Peygamberimiz bunca haksızlık ve hakaretlere karşı intikam peşinden koşmamış, daima affedici ve bağışlayıcı olmuştur. Kendini taşa tutan Taifliler için şöyle duada bulunmuştur: “Allahümmehdi kavmi fe innehüm la yalemün” (Allah’ım, kavmime hidayet ver. Onlar benim kim olduğumu bilmiyorlar). Peygamber Efendimiz (S.A.S.) insanlara hoş görüyü tavsiye ederek şöyle söylemiştir: “Hoş görülü ol ki, hoş görülesin.” (Müsned, C.1 S.248)

Mübarek Peygamber Efendimiz (S.A.S.) bir defasında eşi Hz. Aişe (R.A.) validemize: “Ey Aişe! Anlayışlı ve hoş görülü ol. Anlayış ve hoş görünün buluştuğu yer güzelleşir. Bunların olmadığı yer çirkinleşir” buyurmuştur. (Ebu Davut, C.3 S.98)

Mekke-i Mükerreme fethedildiği gün Peygamber Efendimiz (S.A.S.) Kureyşlilere şöyle sordu:

“Ey Kureyşliler topluluğu, şimdi size ne yapacağımı, nasıl davranacağımı sanırsınız?”. Onlar hep bir ağızdan “Hayır umarız. Sen iyi bir kardeş cömert ve şerefli bir kardeşin oğlusun.” dediler. Mübarek Peygamber Efendimiz (S.A.S.) onlara: “Yusuf’un kardeşlerine dediği gibi ben de size bugün sizi sorgulamak yok, haydi gidiniz, serbestsiniz diyorum” buyurdu. (Züdül Mead, 180-181)

Âlemlerin Efendisi Peygamber Efendimiz (S.A.S.) hiçbir zaman insanlara ırk, cinsiyet, zenginlik ve makamlarına göre davranmamıştır. O insanlar arasında hak ve hukuk açısından hiçbir ayırım yapmamıştır. Peygamberimiz (S.A.S.) bu konu ile alakalı olarak: “Sizin en hayırlınız insanlara faydalı olanınızdır” buyurmuştur. (Camissağır, C.2 S.9)

Peygamber Efendimiz kendisine peygamberlik gelmeden önce ve peygamberlik geldikten sonra her zaman insan onurunun korunmasını istemiştir. Güçsüz, kimsesiz ve haksızlığa uğrayan kimselerin haklarını her ortamda savunmuştur. Savaş esirlerine dahi iyi davranılmasını emretmiştir. Kız çocukların ve kadınların aşağılanmasına karşı çıkmıştır. Hiç kimseyi asla küçük görmemiştir. Kendisi ile konuşanların sözlerini hiç kesmeden sonuna kadar dinlemiştir.

Şunu hiçbir zaman unutmayalım ki, sırf ve sadece rıza-ı ilahi için affedenleri Cenab-ı Hakk yükseltir. Zira Peygamber Efendimiz (S.A.S.) bu hususla alakalı olarak şöyle buyurmaktadır: “Allah rızası için affedeni Allahu Teâlâ yükseltir.” (Müslim)

Günümüzde özellikle tasavvuf ve tarikatlar zincirinde öyle insanlar vardır ki, bağlıları tarafından kendilerine insanüstü hasletler yüklenir. İşi o kadar ileriye götürüler ki, bağlı oldukları zat, kişi bütün kararlarını “Divanı salihin” toplantısından kendisine verilen emirler, talimatlar (!) gereği yaparlar. Onlar kendi başına emir veya herhangi bir karar vermezler. Aynı zamanda insanüstü sıfatlarla donatılmış kişi keramet ehli oldukları düşünüldüğü ve inanıldığı için verdikleri kararlar hiç bir surette sorgulanamaz, bağlıları tarafından en basit bir şekilde kendilerine itiraz edilemez. Aksi halde aforoz edilir. Af etmek, sevgiyle yaklaşmak şöyle dursun. Yirmi dört haziran seçimlerinde bir kısım dini cemaatlerin divanı salihinden gelen emirdir (!) diyerek nasıl saf ve temiz bağlılarını aldatarak şerle ittifak ettiklerini ve şer’i desteklettiklerini milletçe üzülerek gördük.

İşin daha feci tarafı bu bir kısım din istismarcısı zatların kendi istekleri doğrultusunda şer’i desteklemeyen Müslümanları cuma namazı kılmak için geldikleri idareleri altındaki camilerden nasıl kovduklarını basından gördük ve izledik. Anadolu sathında yüzlerce Müslümanın adı deşifre edilerek falanca zat “Büyüğümüzün verdiği emri dinlemediği için bizim idaremizdeki camilerde cuma namazı kılamaz, hiçbir programımıza katılamaz” diye yayınlanan sekreterya bildirileri basında ve internet ortamında dolaşıp durmaktadır. Yazık ki, ne yazık… Mukaddes değerler birileri tarafından ne hallere düşürüldü? “Sen nasıl büyüğümüzün işaret ettiği partiye oy vermezsin? Öyle ise senin bağını kestik. Senin bizimle alakan yoktur.” Elbette ki bu tip insanların yukarıda bahsettiğimiz ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerin beyan ettiği affedici olanların alacağı mükâfatlardan uzakta kaldıkları apaçıktır.

Cenab-ı Hakk’tan af bekleyenler af edebilmelidir. Resulullah Efendimiz: “Affedin ki, Allahu Teâlâ da sizi affetsin ve şerefinizi yükseltsin” buyuruyor.(İsfehanı)

Musa Aleyhisselam bir mukalemesinde Cenab-ı Hakk’a şöyle bir soru sorar: “Yarabbi senin indinde en aziz kimdir?”. Allahu Teâlâ, Musa Aleyhisselam’a şu şekilde cevap verdi: “İntikam almaya gücü yeterken affedendir.” (Herati). Affedebilmek, merhametli olabilmek insan için bir güzel sıfat, erdemliktir. Cenab-ı Hakk bizleri rızasından ayırmasın. Affedici ve merhametli olabilmeyi cümlemize nasip eylesin. Âmin…

YORUM YAZ

  • HukukçuHukukçu2 ay önce
    Sayın Cumhurbaşkanımız; Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesindeki öğrenci kıyımına müdahale edip, kıyımı durdurmanızı, saygılarımızla, istirham ediyoruz.
  • Mustafa KöseMustafa Köse2 ay önce
    Kim kimi afedecek . Kur'an'da seksen yerde geçen Allah cc Rab ismiesmaulhusnada yok O Rab ki ilk inen ayette geçiyor O Rab ki onun adıyla oku emrediyor . Sorum şu Rab ismi Esmaulhusnaya konulmayinca bilinçli veya bilinçsiz İslam dünyası bu sebeple mi okumuyor ve ya İslam dünyası okumasın diyemi Rab ismi esmaulhusnadan çıkarıldı ? Araştırmamanizi arz ediyor derdi iman olanlarla ortak bir çalışma bekliyorum