• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
..
TÜM YAZILARI
02 Kasım 2019

İbret almamız gereken yürek burkan bir tanışma

Bir süre önce Almanya’dan, Samsunlu Veli Çay ile birlikte kara yolu ile Türkiye’ye hareket ettik. Çok şükür kazasız belasız İstanbul İstinye’deki evimize gelmiştik. Ertesi gün tarihi İstinye Neslişah Sultan Camii’ne öğle namazını kılmak için gittim. İmam izinli olduğu için namazı ben kıldırdım. Namazdan sonra üç beş kelime de sohbet ettik. Caminin lokalinde oturduk. Komşularımızla hasbihal etik. Çaylar içtik... Bizler konuşurken karşı masada temiz giyinmiş, garip, mazlum ve düşünceli gibi gözüken bir insan oturuyordu. Bizleri dinlemeye çalışan insanın kim olduğunu sordum. Arkadaşlar, Suriye’den savaş dolayısı ile kaçıp gelen ve İstinye’de bir evde oturan bir Müslüman olduğunu söylediler. Ben kendisine Arapça olarak adının ne olduğunu sordum. Cevaben adının Muhammed olduğunu söyledi. Halepli olduğunu ilave eyledi. Kendisini masamıza davet etim. Sohbet etmeye başladık. Masamızın etrafı bir hayli kalabalıklaştı. Ben Halepli Muhammed’in söylediklerini elimden geldiği kadarı ile arkadaşlara tercüme etmeye çalışıyorum. (Kendisi de biraz Türkçe biliyordu.) Halepli Muhammed aynen şöyle söylüyordu: “Ben çok geniş çevresi olan ve iyi bir avukattım. Ticaretle uğraşıyordum. İşlerim çok çok iyiydi. Ofisim ve ofisimde çalışan elemanlarım vardı. Gelir düzeyim oldukça iyi idi. Üç oğlum, bir kızım var. Çocuklarımın hepsini okuttum. Büyük oğlum mühendis, İzmir’de bir iş buldu orada çalışıyor. İkinci oğlum iyi bir avukat ancak o da şu anda Türkiye’de bir yerde garsonluk yapıyor. Üçüncü oğlum ve kızım evde. Eşim öğretim görevlisi idi. İslam şeriatı üzerine doktora yapıyordu. Onun tahsili de yarım kaldı. Savaş sebebi ile hicret eyledik. Ali Bey, bilirsiniz bir sefer var bir de hicret var. Sefer kendi iradenle bir yerden bir yere gitmektir. Onun bile şartlar ne kadar iyi olsa çok çok zorlukları vardır. Bilmem bilir misiniz Peygamber Efendimizin (S.A.S.) seferin zorluğunu ifade eden: “Sefer ateşten bir parçadır” mealinde hadisi şerifi vardır. Ancak hicret öyle değil. Canlarımızı kurtarmak için, her şeyimizi, vatanımıza bırakarak mecburen doğup, büyüdüğümüz, analarımızın, babalarımızın, atalarımızın mezarlarının bulunduğu, topraklarımızdan, vatanımızdan göç etmek mecburiyetinde kaldık. Üzerimizde birer gömlek, birer pantolon ile geldik. Çok ama çok zorluklar çektik...” Ben, ona: “Üzülme, Peygamber Efendimiz bile hicret eyledi” deyince “Evet, doğru söylüyorsun. Ancak Hz. Peygamber Efendimiz (S.A.S.) Mekke-i Mükerreme gözden kaybolacağı bir noktada durup doğduğu şehir olan Mekke’ye bakarak aynen şöyle söylemişti: “Ey Allah’ım! Doğup büyüdüğüm Mekke’den senin emrin üzerine, müşriklerin baskısı yüzünden ayrılıyorum” ve üzgün üzgün son kez Mekke’ye baktıktan sonra yoluna devam etmişti. Kimse doğup, büyüdüğü ülkesinden, mecbur kalmadıkça kolay kolay hicret etmez. Hele geliri iyi olursa neden vatanını terk etsin? Tatil için dünyanın çeşitli yerlerini gezer, dolaşır, yine işine, ülkesine döner. Bizlerin üzerlerine varil bombaları, fosfor bombaları, mermiler yağdı. Çoluk çocuğumuzu zor kurtararak Türkiye’ye sığındık. Allah Türklerden ve Türk hükümetinden razı olsun. Milyonlarca Suriyeli kardeşlerine kucak açtılar. Halep nere, İstanbul İstinye nere? Bana İstinyeli kardeşlerim çok yardımcı oldular ve oluyorlar... Tarih Türk milletinin bizlere, yani Suriyelilere yaptığınız iyiliklerden mutlaka sitayişle bahsedecektir.” Ben kendisine biraz hüznü gitsin diye: “Bizler yani Müslüman Türkler Şam’ı ve Haleb’i severiz. Zaten Hz. Allah (C.C.), inananlar kardeştir buyurmuyor mu? Benim kütüphanemde Halebi isimli fıkıh kitabı vardır” dedim. “Ali Bey, ben sana çok önemli bir şey söyleyeyim. Bütün dünyanın gayreti Türkiye’de bir fitne çıkartmaktır. Bütün gayretleri Türkiye’de kardeşi kardeşe düşürmektir. Allah Türk milletini fitnelerden korusun. Pakistan, Afganistan, Irak, Libya ve Suriye’den sonra beynelmilel güçlerin hedefleri Türkiye’yi bölüp parçalamaktır. Şu anda dünya üzerindeki mazlum Müslümanlara sahip çıkan, haklarını korumaya çalışan tek ülke var. O da Türkiye’dir. Onun için Türkiye hedefte. Allah (C.C.) devletinize, milletinize zeval vermesin. Eğer Türk Milletinin başına bir kaza, bir sıkıntı ve siyasi bir istikrarsızlık gelirse bu sadece Türk milleti için değil, bütün İslam memleketleri için çok kötü olur. Dünyada Arakanlıların, Filistinlilerin, Suriyelilerin, Iraklıların haklarını savunan yeryüzünde Türkiye’den başka bir ülke var mıdır?” Daha sonra bana: “Ali Bey, ben hadis hafızıyım. Şu an için 4600 hadisi şerif ezberimdedir. Telefon numaramı vereyim. Burada bulunduğun sürece bir mevzuda hadisi şerif aradığın zaman bana telefonla sorabilirsin.”

Gerçekten yürek burkan bir konuşma oldu. Bizim de gözlerimiz doldu. Çok aziz ve değerli kardeşlerim, Akit Gazetesi’nin muhterem ve vefakâr okuyucuları, Halepli Muhammed’in anlattıklarından acaba bu ülkede yetişip mal, mülk, mevki, makam sahibi oldukları halde hâlâ PKK’ya destek veren sözde aydınlar(!), Türk ordusunun “Barış Pınarı Harekâtı”nı tenkit eden, askerimizin Suriye topraklarında ne işi var diyen bir elleri yağda, bir elleri balda, milleti gibi düşünemeyen siyasetçiler biraz olsun ibret alabilir mi? Bebek katillerine destek veren, yularları yurt dışındaki Türkiye düşmanlarının ellerinde olanlara soralım, sizin başınıza böyle bir durum gelse eviniz, işiniz, tarumar edilse ne yapardınız? Bunca mazlumları, bunca şehitleri, bunca gazileri, bunca yakılıp yıkılan yerleri gördüğünüz halde hiç vicdanlarınız sızlamaz mı? Diyarbakır’da bir aydan fazla bir siyasi partinin kapısında bekleyen gözü yaşlı anaların durumlarına neden üzülmezsiniz? Neden onların lehine iki cümle sarf edemez ve onlara sahip çıkamazsınız? Şu an Suriye’de birçokları Türklerin kontrollerine geçen cezaevlerinde Alman, Fransız, İngiliz, ABD ve daha birçok Avrupa ülkelerinden teröristlerin Suriye topraklarında DAİŞ’e katılmalarının sebebi nedir?  Çok şükür inanalar olarak bizler elimizden geldiği kadarı ile birliğimizi, dirliğimizi korumaya hep birlikte gayret gösteriyoruz. Biliyoruz ki, bizleri etnik gruplar sebebi ile olmadı mezhep ayrılıklarını öne çıkartarak birbirimize düşman etmek ve düşürmek istiyorlar. İnancı, ırkı, rengi, dili, etnik grubu ne olursa olsun bu oyunu hep birlikte bozmalıyız. Rabbim maddi ve manevi birliğimizi bozmasın. Kahraman ordumuzu içte ve dışta dünyanın her yerinde muzaffer eylesin. Gönderlerden bayrağımızı indirmesin. Minarelerimizde ezanlar susmasın. Kalplerimiz imansız, merhametsiz kalmasın. Rabbim zatının, sıfatının ve güzel isimlerinin yüzü suyu hürmetine milletimiz ve âlemi İslam için hayırları fetih eylesin. Üzerimize gelmek üzere olan veya gelebilecek bütün şerleri def eylesin. Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

klm

Rabbimiz bizi uyandırsın inşsAllah gaflet uykusundan.. Ecmain..
  • Yanıtla

Tata Tonga

Evet yürek burkan bir tanışma... BOP projesini kimler çıkardı kimler destek oldu? Evet Esad bir katil ve diktatör. Peki Suudi Arabistan demokrasi ile mi yönetiliyor? Rejim muhaliflerini konsolosluklarında dahi çiçekle karşılayıp kırmızı halı ile mi uğurluyorlar? Suriye'ye girdik bütün Arap devletleri karşımıza geçti. Bu millet başkalarının hizmetçisi mi? Arap Arap a niye bakmıyor? Mekkedekiler de araptı medinedekiler de Araptı. Gelenler çok mu müslüman? İçlerindeki birkaç örnek genelleştirilmez.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23