• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
..
TÜM YAZILARI
24 Kasım 2018

Hoşgörü ile davranmak…

Hoşgörü çeşitli şekillerde tarif edilmiştir. Birkaç tarife kısaca değindikten sonra esas konumuza dönelim. Hoşgörü; müsamaha, tahammül, katlanma, görmezden gelme, göz yumma şeklinde ifade edildiği gibi; izin verme, aldırmama, iyi karşılama manalarına da gelir. Daha çok bizim literatürümüzdeki ifadeleri ile hoşgörü; müsamaha, görmezliğe gelme, aldırmama, bir suçluya karşı şiddet göstermeme, katlanma manalarına da gelir. (Hz. Muhammed ve Evrensel Mesajı S.276)

Hoşgörü; insanlar arasında çok önem arz eden bir davranış biçimidir. Hz. Allah’ın (C.C.) yarattığı insanlar değişik inanç, görüş ve düşüncelere sahip olup bu yüzden düşünceleri, hedefleri, gayeleri farklı olabilmektedir. İnsanlar farklılıkları sebebi ile dünyevi meseleler için her zaman aynı noktada buluşamayabilirler. O yüzden insanlar birbirlerinin görüş ve düşüncelerine hoşgörü ile yaklaşmalıdırlar. Hz. Peygamber Efendimiz (S.A.S.) hoşgörü ve müsamaha konusunda da bizlere en güzel örnektir. Peygamber Efendimiz çok sözünde müsamaha sözünü kullanmış olup, hayatında devamlı olarak herkese karşı hoşgörülü olarak davranmıştır.

Birçok ülkede sömürüler yapan, kan döken, zulümler yapan batılılar; günümüzde kendilerini medeni, demokrat, insan haklarına saygılı, hak, hukuktan yana ilan etmeye çalışsalar da, batıda hoşgörü kavramı; asrı saadetten yaklaşık bin sene sonra ancak felsefi bir kavram olarak kullanılmaya başlanabilmiştir.

Hz. Peygamber Efendimiz (S.A.S.) her zaman hoşgörülü hareket ederdi. Bir hadisi şerifinde: “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız. Müjdeleyiniz, korkutmayınız” buyurmuştur. (Buhari) Müslümanlar için bu hadisi şerif bir nevi hoşgörünün temelini oluşturur. Başka bir hadisi şerifinde ise Peygamber Efendimiz (S.A.S.): “Hoşgörülü davran ki sana da hoşgörülü davranılsın.” (İbni Hanbel) Burada Peygamber Efendimiz hoşgörülü olmayı, hoşgörülü olunduğu takdirde hoşgörü ile karşılık vermeyi tavsiye etmektedir.

Hz. Aişe Validemiz (R.A.) Peygamber Efendimizin bağışlayıcı ve hoşgörülü olduğunu söylemektedir. Peygamber Efendimiz (S.A.S.) herkese karşı hoşgörü ve müsamaha göstermiş ve bu ahlakının semeresi olarak insanların kalpleri İslam’a ısınmıştır. Bir hadisi şerifinde ise şöyle buyurmaktadır: “Allah, satışın, alışın ve borç ödemenin müsamahalı olanını sever.” (Tirmizi) Bir başka hadisi şerifinde ise Peygamber Efendimiz (S.A.S.) şöyle buyuruyor: “Allah bir kavmin (milletin) devamını ya da gelişmesini dilerse, onları hoşgörü ve iffetle rızıklandırır.” (Taberanı)

Peygamber Efendimiz (S.A.S.) adaba aykırı ve kaba davrananlara karşı bile acele etmez, onları olgunlukla karşılardı. Burada mübarek Peygamber Efendimizin (S.A.S.) hoşgörü ile alakalı çok güzel, örnek bir hareketine yer vermek isterim: Peygamber Efendimiz (S.A.S.) bir gün Necran’da imal edilmiş yakası sert bir elbise giyiyordu. Yolda yürürken bir kişi Hz. Peygamber Efendimizin yanına yaklaşır, Peygamberimizin giydiği elbiseyi hızla çeker. Öyle sert çeker ki, elbisenin yakası mübarek Peygamber Efendimizin boynuna iz bırakır. Kişi bununla da yetinmez. Peygamber Efendimize: “Ey Muhammed! Senin yanındaki Allah’ın malından bana verilmesini emret!” der. Alemlerin Efendisi hiç kızmaz, öfkelenmez, hoşgörü örneği göstererek onun cezalandırılması yoluna gitmez. Kişinin isteğinin verilmesini emreder. (Buhari) Günlerden bir gün bedevilerden birisi, Mescid-i Nebevi’de küçük abdestini yapar. Orada bulunan sahabeler kişiyi cezalandırmak isterler. Hz. Peygamberimiz sahabelere müdahale eder ve o kişinin küçük abdestini yaptığı yere su dökmelerini emreder. Ve der ki: “Siz zorlaştırıcı olarak değil, kolaylaştırıcı olarak gönderildiniz.” (Buhari) Görüldüğü gibi mescidin içinde uygunsuz bir harekette bulunan kişiye bile Hz. Peygamberimiz hoşgörü ile davranmış ve orada bulunan sahabelere de hoşgörü ile davranılmasını emretmiştir.

Günümüzdeki peygamber varisleri, İslam’a, Kuran’a hizmet ettiğini iddia edenler ne derece Peygamber Efendimize bu hususta tebaiyet gösteriyorlar? Affedebiliyorlar mı? Hoşgörü ve müsamaha ile idare ettiklerine davranabiliyorlar mı? Yoksa kin tutan, buğz eden, merhametsiz ve katı bir şekilde mi davranıyorlar?

Peygamber Efendimiz (S.A.S.) kendi aile bireylerine, yakın çevresine, çocuklara, hizmetinde bulunanlara her zaman hoşgörü ile davranmıştır. Yakınlarına cinayet tertipleyenleri, kendine türlü türlü tuzaklar kuranları dahi affetmiştir.

Hoşgörü; toplumsal barış ve uzlaşmaya katkıda bulunur. Karşılıklı sevgi ve saygıya dayalı, kavgasız, çekişmesiz, birbirinin düşüncelerine, görüşlerine, inançlarına saygılı bireylerden oluşan huzurlu bir toplum oluşmasına vesile olur. Böyle bir toplum yapısı, Hz. Peygamberin en başta gelen hedefiydi.

Hz. Peygamber sadece yanlışa göz yummakla yetinmemiş, doğru olanı da göstermişti. Aynı yanlışın tekrarlanmaması için gayret göstermişti. Çünkü aksi takdirde göz yumma giderek sabrı taşıran, bireyin ve toplumun huzurunu bozan noktalara ulaşabilir. Başlangıçtaki hoşgörü daha sonrası için birikim oluşturabilir.

Hz. Peygamberin hoşgörüsü batılı araştırmacıların da ilgisini çekmiştir. Mesela onunla ilgili özel bir eser kaleme alan İngiliz Subayı Bodley, çok yönlü insan olan Hz. Muhammed’in (S.A.S.) insanların zaaflarını hesaba kattığını ve bu zaaflara karşı müsamaha gösterdiğini, insanların ihtiraslarını anladığını vurgular. (Hz. Muhammed ve Evrensel Mesajı S.279)

Hoşgörü ve müsamahada, Peygamber Efendimiz en güzel örnek olmuş ve hoşgörülü olmamızı tavsiye eylemiştir. O bakımdan şartlar zor ve çetin olsa bile karşı taraftan ağır eleştiri, hücumlar olsa bile hoşgörülü davranmak insana maddi ve manevi bakımdan çok şeyler kazandırır. Hoşgörülü olalım. Hoşgörülü olmak için gayret gösterelim.

Ünlülerin hoşgörü hakkında söyledikleri sözlerle yazımızı bitirmeye çalışalım:

“Sevdiğinin kusurlarını hoş görmeyen sevmiyor demektir.” (Goethe)

“Hoşgörü ve olgunluk ayrılmaz ikilidir. Birinin olmadığı yerde diğeri de yoktur.” (Şinasi)

“Hoşgörü nedir? Hoşgörü insanlığın bir parçasıdır. Hepimizin hataları ve eksikleri var. Karşılıklı olarak birbirimizin hata ve eksiklerini bağışlayalım. Çünkü hoşgörü doğanın ilk yasasıdır.” (Voltire)

“Dinde zorlama yoktur, isteyen dünyada pişer, isteyen ahirette.” (Necip Fazıl)

“Dertli bir adamın tereddüt ve dumanlarla dolu bir gönül evi vardır, derdini dinlersen o evde bir pencere açmış olursun.” (Mevlana)

“Hoşgörü, karşınızdakileri bizim istediğimiz gibi değil, kendi istedikleri şekilde mutlu edebilme büyüklüğüdür.” (John Robinson)

Bakınız Mevlana Hazretleri ne diyor:

“Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akar su gibi ol, hataları örtmede gece gibi ol, tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol.”

Yine Mevlana: “Pisler pisliklerini yapmaya sular da temizlemeye çalışır.”, “Nasıl olur da deniz köpeğin ağzından pislenir, nasıl olur da güneş üflemekle söner?”

Rabbim ibretler alarak hepimize; önce samimi olmayı ve herkese merhametli, affedici, bağışlayıcı ve hoşgörü ile davranabilmeyi nasip eylesin. Amin… Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23