• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
..
TÜM YAZILARI

Günümüzdeki haşhaşilere sıra ne zaman gelecek? (1)

30 Eylül 2023
A


Ali Sandıkçıoğlu İletişim: [email protected]

Değerli kardeşlerim, Hz. Peygamber Efendimiz (SAS) bir hadisi şerifinde: “İslam dini garip olarak başlamış ve garip olarak avdet edecektir.”, “Allah’ın dinine, hizmet eden gariplere müjdeler olsun” buyuruyor. Peygamber Efendimiz zamanında, daha sonra zaman zaman İslam ordusu için yardımlar toplanmıştır. Sahabe-i kiram (Salavatüllahi aleyhim ecmain hazaratı) imkânları ölçüsünde dünyanın ilk Kur’an Kursu olan (Peygamber Efendimizin idaresindeki) Ashabı Suffe’deki okuyan fakir talebelere yiyecek, giyecek yardımlarında bulunmuşlardır. Birçok sahabe-i kiram Müslüman olduktan sonra zengin mal varlıklarını dağıtmışlardır (İslam’ın güçlenip yayılması için.). Hz. Peygamberimiz (SAS) Aişe Validemize (R.anha): “Ya Aişe yarım hurma dahi olsa, tasadduk ederek cennetin kapısını çal.” buyurmuşlardır. Kur’an-ı Kerim’de birçok ayeti kerime, Peygamber Efendimizin birçok hadisi şerifleri sadakayı, Allah rızası için vermeyi teşvik etmektedir. O bakımdan İslam dininin tebliğ edildiği ilk günden günümüze kadar Müslümanlar vakıflar kurmuşlar, meyvelikler, araziler, su kuyuları, mezarlıklar ve çok daha değişik vakıflar yaparak Allah yolunda tasaddukta bulunmuşlardır. Bunun yanında yetimlere, yoksullara sahip çıkılmış keza onlar için de çeşitli isimler altında vakıflar kurulmuş, kız ve erkek çocuklar okutulmuş, hastalar tedavi edilmiş, evlenemeyen kız ve erkek çocukların evlendirilmelerine yardımcı olunulmuştur. Hatta şehirlerin temizlenmesi, sakat kuşların tedavileri ve kışın yabani hayvanların yiyeceklerini temin için çok değişik isimler altında vakıflar kurulmuştur. Allah rızası için yapılan bu gibi hizmetler ancak takdir edilir. Yapanlardan Allah razı olsun söylenir. Pek tabi günümüzde de çeşitli isimler altında vakıflar, dernekler, cemiyetler hizmet gayeleriyle kurulmuş ve hizmet etmektedirler (Bu hizmetleri günümüzde Allah rızası için değil, gizli maksatları için yapanlar da vardır maalesef.). Bunun yanında dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de birçok dini cemaat ve tarikat grupları vardır. Bunların başlarında kendi isimlendirmelerine göre Şeyhler, Seydalar, Ağabiyler, Emirler, Emirül Müminler(!) bulunmaktadır. Zaman zaman bu zatı muhteremler bağlılarını “Divanı Salihinden emir geldi”(!) diyerek istedikleri yöne doğru sevk ederler. Bu büyük(!) zatların verdikleri kararlar bağlıları tarafından hiçbir zaman sorgulanamaz, acaba, niçin, neden soruları yöneltilemez. Hafif itiraz edecek olanlar olursa da onların cemaatle bağları hemen kesilir. O insanlar için “Onlara bakmayın. Onların nasibi kesilmiş, onlar itaatsiz insanlardır, onların ipleri kopmuş, selam vermeyin, selamlarını almayın, cenazelerine katılmayın, onlar nefislerinin esirleri oldular” diyerek akıl almaz iftira, kötüleme, belden aşağı atışlar ve çirkin uydurma kampanyalar başlatılır… Mutlak itaat isterler... Mesela ülkemizdeki bir cemaat lideri Ayasofya Camii Kebiri ziyaret edilmeyecek emri vermiş iken; siz bu emre muhalefeten Cami-i Şerifi ziyarete giderseniz, Çamlıca Camiine gidip iki rekât şükür namazı kılarsanız en yakın arkadaşınız aferin alabilmek için gider sizi gammazlar, hemen şikâyet eder: “Falanca Ayasofya Cami-i Kebirini ziyarete gitti. Filanca Çamlıca Camiinde şükür namazı kılıp, Kur’an-ı Kerim okudu” derler. O zaman vicdanlar hiç sızlamadan, Allah’tan (CC) korkulmadan hakkınızda hemen işlemler alelacele yürütülür. Size hiçbir şey sorulmadan kendileri hem savcı hem de hâkim oldukları(!) için hakkınızda hüküm verilir, acilen infazınız yapılır (Şu an ülkemizde sayılamayacak kadar örnekler vardır). Siz büyüğünüzü dinlememiş, emirlere karşı gelmiş bir hainsiniz artık. Eline taş alan herkes, yerin altını hiç hesaba katmadan sizi taşlamaya başalar (Örnekler sayılamayacak kadar çoktur.). İnsanları iman noktasından, İslam ahlakı, edep, hayâ üzere, kendine, anasına, babasına, ailesine, millet ve memleketine faydalı bir şekilde yetiştirmeye gayret edip kalplerine dokunmaya, daha doğrusu Nuri ilahi ve feyzi Muhammediyeyi sırf Allah rızası için yerleştirmeye çalışanlardan Rabbim kat kat razı olsun. Onları takdirle, tebrikle, şükranla karşılarız. Ellerinden öperiz… İhlas ehlini her zaman tenzih ederiz. Burada bizim kastettiklerimiz elbette ki onlar değildir. Divanı salihin toplantılarına katılan, iki nebi kuvvetinde olan, günümüzde Hz. Ali’nin (RA) Zülfikar isimli kılıcının kendinde olduğunu vehmeden ve böylece birçok saf, temiz Müslümanlar aldatılarak, inandırılan bu sahtekârlıklara alet olan insanları kastediyoruz. Alçak 15 Temmuz kalkışması ve darbe teşebbüsünden, ondan sonra 14 Mayıs Tükiye’nin var oluş yok oluş mücadelesinde gördük ki, hizmet ediyoruz, imanlı gençlik yetiştiriyoruz diyenler; Türk Devletini yıkmaya kalktılar. Din, mukaddesat, ezan, Kur’an, Bayrak ve Vatan düşmanları ile birlik olup alnı secdeye gelenlere karşı savaş açtılar. Bu hainler 15 Temmuz’da o kadar ileri gittiler ki, kendi vatandaşını (anasını, babasını, kardeşini) ve TBMM’sini dahi bombalar hale gelmişler. Bu alçaklar ve bunun gibi devleti, milleti, vatanı, bayrağı, dini, ezanı aleyhinde olanlar zamanımızın Haşhaşileri durumundadırlar. Yalancıdırlar, sahtekârdırlar, yüzlerini İslam dinine hizmet gayesi perdesi altında gizlemiş, amansız bir din düşmanı ve Türk ve İslam düşmanlarının piyonları, ajanları haline gelmiş birer zavallılardırlar. Bu tip insanlara ancak menfaat ehli, çıkar ehli, ahiretini satıp dünyayı alan beyinsizler destek verebilir… Onlarla olabilirler… Günümüzdeki bu din istismarcıları zavallılar zamanla Osmanlıyı arkadan vuran birer İmam Yahya’dır. Onlar birer Lawrence gibidirler. Düşünebiliyor musunuz hizmet hizmet diyenler, sözde tarikatçılar son seçimde din, vatan, ezan, bayrak düşmanlarıyla ve kırk bin vatan evladını şehit edenlerle beraber olmuşlar. Bağlılarını Türkiye’mizin çeşitli vilayetlerine göndererek kefere ve fecereleri desteklemek üzere yönlendirmişlerdir. Propagandalar yaptırmışlar, oy istemişlerdir. Küfre rıza küfürdür hükmünü nereye koyacağız? Günümüzdeki sözde Emirler(!) emirlerini vermişler… Emre uymayanları söz de cezalandırmışlar… Ceza nedir? Müslümanların yaptırdıkları özel camilere, özel yurtlara girmelerinin (O binalar yapılırken bugünkü emirler, abiler, şeyhler, seydalar nerelerdeydi?) yasaklanması, selam verilmemesi ve selamlarının alınmaması gibi… Bunlar asla şer-i olmayan, abuk sabuk cezalardır… Şeriata uyan tasavvufta böyle cezalar örneği yoktur. Son seçimde yaşı doksanı aşmış, birçok kitabı bulunan çok değerli hizmetler gören bir emekli vaiz, değerli insan “Vatandaşlık görevimizi yaptık, AK Parti’ye oyumuzu attık” dediği için ertesi gün iki tane dar pantolonlu genç gelip kendisine selam dahi vermeden “(……) Hoca seni muhterem büyüğümüz yasakladı. Bundan sonra yurtlarımıza giremez ve hatimlerimize katılamazsınız… Büyüğümüzün kesin talimatı ve yasağı var.” dedi. Bu mu dine hizmet etmek? Bu mu İslam kardeşliği? Binlerce yazıklar olsun… İşte bunlar zamanımızın Haşhaşileridir. Mutlaka devlet hiç zaman kaybetmeden, tezden üzerlerine gitmeli. Bizim inancımız, devlet unutmaz. Bir kenara not eder. Mutlaka bu sahtekâr istismarcılara da bir gün sıra gelecektir. Devlet; günümüzdeki, ALAMUT kalelerini hiç zaman geçirmeden dağıtmalıdır. Belli zaman dilimleri arasında ciddi ciddi teftişler edilmelidirler (Buna bütün cemaatler, gruplar, tarikat mensuplar dahildir. İşini şeriata ve kanunlara göre bi hakkın yapanların önleri açılmalıdır. Onları bir kere daha tenzih ederiz.).

Kısaca geçmişteki Haşhaşilere ve onların başı Hasan Sabbah’a da bir bakalım:

HASAN SABBAH KİMDİR?

Haşhaşi tarikatının lideri Hasan Sabbah'ın asıl adı Ali bin Muhammed bin Cafer bin Hüseyin bin Sabbah el-Hamari'dir. Tarihi kaynaklara göre Kum Kentinde dünyaya gelmiştir. Rivayete göre Sabbah'ın 1046-1047 ile 1053-1054 yıllarında doğduğu söylenmektedir. Hasan Sabbah'ın mantık, fıkıh, kelam, felsefe ve riyaziyyat alanlarında oldukça başarılı olması ve iyi bir eğitim almasında babası Ali bin Muhammed'in katkıları vardır. Keskin zekâsı ile farklı askeri taktikleri ile 35 yıl boyunca yaşadığı Alamut Kalesi'ne düşmanlarının girişini engellemiştir (İnternetten alıntı.)

HAŞHAŞİLER NEREDE YAŞADILAR?

Farklı bir dini ekole dayalı üst düzey dini bilgi birikimine ve otoriter bir liderlik karakterine sahip olduğu bilinen Hasan Sabbah tarafından kurulan Haşhaşiler; İran, Irak ve Suriye'de yaşamışlardır. Haşhaşinler veya Haşhaşin tarikatı 1090 yılının Eylül ayında İsmaili din adamı Hasan Sabbah tarafından kurulmuş bir dini tarikat ve siyasi bir örgüttür. Tarikat 11. yüzyılda İsmaililik mezhebi esaslarına dayanan Fatımiler devleti içindeki dinsel bir hizipleşme sonucu ortaya çıkmıştır. En önemli saldırıları arasında başta Nizamülmülk olmak üzere Büyük Selçuklu yetkililerinin, Abbasi din görevlilerinin ve bazı Haçlı liderlerinin öldürülmesi, Selahaddin Eyyubi'ye suikast girişimi yer alır. Haşhaşiler, sarp bir kayalığın tepesinde, ulaşılmaz Alamut Kalesi'nde yaşamışlardır.

HAŞHAŞİLERİN YAŞADIĞI ALAMUT KALESİ NEREDE?

Haşhaşiler, sarp bir kayalığın tepesinde, ulaşılmaz Alamut Kalesi'nde yaşamışlardır. Alamut kalesi, İran’ın kuzey taraflarında yer alan Kazvin’deki Elbruz Dağları’ndadır. Bu kalenin önemi, orada 34 yıl boyunca yaşayan ve kaleden hiç ayrılmadan Abbasiler ve Büyük Selçuklu gibi devlet adamlarına ve hükümdarlara veya din adamlarına suikast düzenleyen bir sapık mezhep uydurucusu Hassan Sabbah’tan kaynaklanmaktadır.

Değerli kardeşlerim; nasip olursa inşallah gelecek hafta Haşhaşi tarikatının bazı kurallarını yazmaya, zamanımızdaki devlet ve kural tanımaz din istismarcıları ile mukayese etmeye çalışacağım… Bu Müslüman milletin yardımları ile beslenen, ülkemizde genişleyen, çevresine insanlar toplayan, nice tarikat ve cemaatler 14 ve 28 Mayıs seçimlerinde nasıl da milletin karşısında yer aldıklarını, bayrak, ezan, vatan, din ve mukaddesat düşmanları ile nasıl da bir olduklarını, söyledikleri partilere oy vermeyen imanlı kadın ve erkekleri nasıl da saflarından kovduklarını ibretle, hayretle seyreyledik. Dünkü haşhaşiler nasıl devlete düşman olmuşlardı… Bugünkü haşhaşiler de nasıl devlet düşmanları ile birlik olup, ayna safta yürüdüler, nasıl da aynı gayeleri paylaştılar… Birçokları gizli emellerini sinsi sinsi beyinleri yıkayarak yetişen gençlerimize cennet veya şefaat vaad ederek devletine düşman hale getiriyorlar. Kendilerine çok büyük maddi destekler veren Müslümanlar Türkiye’de onlardan neler görecekti neler?... Nice dini cemaat mensupları nasıl da ezan düşmanı, bebek katilleri, aşırı solcular ile birlik olup onlara oy verdiler… Veya bağlılarını o yöne doğru kanalize ettiler… Allah nasip ederse haftaya bu konuyu işlemeye devam edeceğiz. Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Mustafa TÜYLÜOĞLU

Allah sizlerden razı olsun Ali hocam.

Molla.

Fitneden uzak durun Hoca. Bu metotla kime yardimci oluyorsun? Fetocular veKemalisler yanaklarin öpüyorlar. Bütün cemaatlari töhmet altinda birakiyorsun.Yaziktir.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23