• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
..
TÜM YAZILARI
12 Ekim 2019

Gerçekten işsizlik var mıdır?

Muhalif siyasetçilerimiz açıklamalar yapıyorlar. İşsizlik oranı arttı, millet fakirleşti… Elbette ki muhalefette olan siyasetçiler tenkitlerini yapacaklar. Biz iktidarın çalışmalarını beğenmiyoruz, şayet iktidar olursak, işsizliği sıfıra indireceğiz, fakirliği yeneceğiz, hayat standardını yükselteceğiz diye. Bir zaman bazı siyasetçilerimizin vatandaşa “iki anahtar” vaat ettikleri gibi… Son mahalli idareciler seçiminde neler vaat edilmedi neler… Her sabah her kapının önüne bir şişe sütten tutun da daha neler neler vaatlar arasında idi… Bilmiyorum, ülke çapında bu vaatler gerçekleşti mi? Haberlerde en çok izlediğimiz, yeni belediyelerin öyle veya böyle bir sebep bulup insanları işlerinden ederek kapı önüne koyduklarıdır. Umarız ülkemiz genelinde hangi siyasi görüşten olurlarsa olsunlar bütün belediyelerimiz vatandaşa en güzel hizmetleri sunarlar.

Ülkemizde istatistik kurumu var. Elbette işsizlik rakamlarını açıklar, açıklıyor. Biz ülkemizdeki işsizlik mevzusuna başka bir pencereden bakmak istiyoruz. İş mi yok? Yoksa çalışacak işçi mi yok? Yahut iş ve işler olduğu halde işleri beğenmeyip çalışmayanlar mı çok?
Bizim gibi çocuklukları köyde geçenler çok iyi bilirler ki analarımız, babalarımız nerede ise bağ ve bahçelerinde 24 saat devamlı çalışırlardı. Bizim Karadeniz yöresinde sırtta yük taşımak vardı, halen de var. Analarımız, ninelerimiz o engebeli, dik arazilerde hem insan ve hem de hayvan yiyeceklerini sırtlarında taşırlardı. Sonraları çay çıktı. Aileler biraz para gördü ancak sırtta bu defa çaylar taşınıyor, satılmak üzere çay evlerine sırtlarla götürülüyordu. Çünkü arazi çok dik, yollar dardı. Başka türlü taşıma imkânı yoktu. Çocukluk yıllarımızda babalarımız, dedelerimiz, amcalarımız gurbete çıkarlardı. Çok çok zor şartlar altında çalışmak için iş ararlar, her ne iş bulurlarsa çalışıp kışlık için birkaç kuruş biriktirmeye çalışırlardı. Gurbetçiler kışın köylerine döner, kıt kanaat geçinmeye çalışırlardı.
Eskiler bilir; Ankara’da, İstanbul’da ve birçok şehirde “amele pazarları” vardı. İşi olanlar sabahları o pazarlara uğrar işine göre işçi alıp bağında, bahçesinde veya herhangi bir işinde çalıştırmak için götürürlerdi. İşçiye yemek yok, yatacak yer yok, sigorta yoktu. Bugün burada yarın bir başka yerde iş bulabilirlerse süresiz, saate bakılmaksızın çalışırlardı. Rahmetli dedemden dinlemiştim: “İş bulmak öyle kolay değildi. Şayet iş bulabilirsek sabah sekizde başlar, akşam geç saat paydos ederdik. Bizler ekseri taş ocaklarında iş bulurduk. Çok zor şartlar altında çalışırdık. Şimdiki gibi çeşitli teknik makineler yoktu. Bizler kendimizi iple taş ocağının kayalarına bağlardık. Orada birimiz murcu tutar, öbürü tokmak vurur, delik delerdi. Ustası olan dinamit koyar patlatırdı. Bütün işler bilek gücü ile yapılırdı. Tam olarak karnımızı da doyuramazdık. Çünkü karne devri idi. Ekmeği karne ile alırdık. Çarşıda atılmış bir teneke bulduk. Onu alıp kaldığımız barakaya götürdük, kestik, temizledik. Çok kere arkadaşlarımızla o tenekede çorba pişirirdik. Tenceremiz yoktu. Normal kap kaçağımız yoktu. Bizde bir arkadaş vardı. Zeytin çekirdeği çıkarmazdı. Sorduk, karnım daha çabuk doysun ve tok dursun diye çekirdeği çıkamadığını söyledi.” Bunları dedem bizlere anlatırken nasıl da duygulanırdı…
Zaman zaman televizyon haberlerinden duyuyoruz 4-5 bin lira aylıkla sürü sahipleri ülkemizde çoban bulamıyorlar. Birçok işveren, işinde veya fabrikasında çalıştırmak için işçi arıyor, vasıflı ya da vasıfsız işçi bulamıyor… İş yok, iş yok diye bağıran zevatın bir de işverenlerle konuşup işçi bulmakta nasıl zorlandıklarını sorup öğrenebilseler.
Şahsi kanaatim iş çok… Ancak gençlerimiz iş beğenmiyorlar. Elinde en pahalı telefon, cebinde en pahalı sigara, üzerinde marka gömlek, ayağında marka ayakkabı… Yokluk görmemiş, açlık çekmemiş, pek tabi kolay kolay bu gençler iş beğenmezler. Zamanımızın gençlerine bahçe kazdırabilir misiniz? Yük, eşya veya kömür taşıtabilir misiniz? Eskiye göre konuşalım. Diyelim ki bir ton kömür aldınız, kömürlüğe taşıtacaksınız, serbest çalışanlar kömür parasından fazla taşıma parası isterler. Birçok işveren günümüzde kalifiye işçi bulamadığından şikâyetçi.
Günümüzün birçok insanı, daha doğrusu gençleri merdivenleri birden tırmanmak istiyor. Birinci basamağa basmadan en son basamağa geçmek, çok çabuk çile çekmeden zorluk görmeden zengin olmak istiyorlar. İşçi olmadan, sıkıntı çekmeden birden patron olmak istiyorlar. Nasıl olacaklarsa? Bugün ülkemizde birçok işverenin nasıl zorluklarla mücadele edip bugünkü konumlara geldiklerini biliyor muyuz? Birçoğu eskilerimizin deyimi ile: “Cama tırnak tutturarak” bugünkü hallerine gelebilmişler, zengin olmuşlardır. Öbür taraftan da memlekette iş yok diye herkes avaz avaz bağırıyor. Bugün gençlerimizin büyük bir kısmı ya kahvelerde yahut internet kafelerde, bilgisayar karşısında gençliklerinin en güzel vakitlerini yarınlarını düşünmeden işsiz güçsüz öldürüyorlar. Zamanımızın gençlerinin hiçbiri yamalı pantolon giymemiş, çorapsız, delikli kara lastik veya ayakkabı giymemiş, okulda okurken defter, kalem, silgi ve kitap yokluğu çekmemişlerdir. Çokları okullarına servislerle gidip gelmişler. Şimdi de çalışmak için iş beğenmiyor iş yok diyorlar. Çok şükür ülkemizin varlıklı olduğu senelerde yetiştiler. Onun için de kolay, parası çok, çalışma saati az olan işler (!) arıyorlar.
Kısa bir örnek vermek isterim. Bu sene memleketim Rize’de idim. Kardeşim Mehmet, çay toplamak için kadın veya erkek işçiler aradı. 200 TL yevmiye, öğlen yemeği, öğleden sonra beş çayı dâhil inanın işçi bulamadı. İkinci kısa bir örnek vermek isterim. Almanya’da on beş sene altlı üstlü beraber oturduğumuz Gümüşhaneli bir arkadaş iki defa çalıştığı fabrikada 2-3 dakika geç kart basmış, fabrikadan kendisine ikaz mektubu geldi. Üçüncü defa işe geç kalırsan iş akdini feshederiz diye. İşte çoklarının imrendiği Almanya, Avrupa…
Şunu iddia diyorum; Türkiye’de iş de var tüm Avrupa’ya göre en üstün işçi hakları da vardır. Avrupa’da şayet bantta çalışıyorsanız çok affedersiniz yerinize birisini bulup koymadan tuvalete bile gidemezsiniz. Otuz kırk sene çalışırsınız. Bizdeki gibi toplu ikramiye yoktur. Yıllara göre kesintiniz hesap edilir ve emekli maşınız bağlanır. İşe gitmek için servis, iş yerinde ekstra yemek böyle bir şey yok. Zehirli yerlerde çalışanlara yoğurt veya süt ikram ederler o kadar. Herkes çalıştığı fabrikaya yemeğini, çayını yahut kahvesini evinde hazırlanan yemek çantası ile götürür. Ülkemizde çalışmak isteyen insanlara az çok iş var ancak gerçekten gönül rızası ile çalışacak insanlar yok… Şu an benim oturduğum İstanbul’un bir mahallesinde dokuz tane kahve var. Yaşlısı, genci, işi olan, işi olmayan, emeklisi hepsi oturuyorlar… Ondan sonra da iş yok, aç kaldık diye bağırıyoruz. Kur’an-ı Kerim’de Cenab-ı Hakk bir ayetinde: “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır” buyurmaktadır. Çalışmadan hiçbir şey olmaz. Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Ferit

Işsizlik yok muhterem , herkesin 2 işi var , hatta Norveç den gelip bizim apartmanda kapıcılık yapan karı koca var.
  • Yanıtla

Yasin

Sayın yazar, istihdam yaratmak devletin görevidir. Bunu yaparken de kalifiye eleman yatiştirmek için lise ve üniversite düzeyinde eğitim verir. Söz gelimi 1000 dişçiye ihtiyacın varsa özelle birlikte 2bin dişçi eğitmek gibi. Her işi beğenmek ne demek yahu. Verim alabilir misiniz. Nitelikli eleman diye birşey var. İşsizlik rakamları sadece iş aramak için başvuruda bulunanlar, toplamda o rakamın en az 3 katı. Enflasyon oranı gibi TÜİK yüzde 9 diyor ama gelen zamlara bakınca o da en az 3 kat fazla. Şu an ekonomi daha iyi olsa Ak partinin MHP ye ihtiyacı da kalmaz. Reis Suriye sınırından sonra bu konuyu ele almalı.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23