• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
..
TÜM YAZILARI
12 Ocak 2019

Cemaatin (birliğin) önemi…

Bu yazımda kısaca İslam’da cemaatin yani birlik ve beraberliğin öneminden bahsetmeye çalışacağım. Hz. Allah (C.C.) Müslümanların birlik ve beraberlik içinde yaşamalarını emretmiş, tefrikaya düşüp dağılmalarını ise yasaklamıştır. Kur’an-ı Kerim’deki bir ayeti kerimesinde Rabbimiz mealen şöyle buyurmaktadır: “Hep birlikte Allah‘ın ipine (İslam’a) sımsıkı yapışın. Dağılıp parçalanmayın.” (Ali İmran 103) Geçmiş ümmetlerin bir kısmı tefrikaya düşerek dağıldıklarını hatırlatarak Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır: “Kendilerine apaçık ayetler geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. Böyleleri için büyük bir azap vardır.” (Ali İmran 105) Ümmeti Muhammedi Hz. Allah (C.C.) bu ayet-i kerimesi ile bir nevi uyarmakta birlik ve beraberliğin önemini ve ayrılığın çok çok zararlı olacağını hatırlatmaktadır.

Peygamber Efendimize hitaben Cenab-ı Hakk bir ayetinde şöyle buyuruyor: “Dinlerini parça parça edip gruplara ayrılanlarla senin hiçbir ilişkin yoktur. Onların hesabı Allah’a aittir. Allah onlara yaptıklarını bildirecektir.“ (En’am 159) Görüldüğü gibi dinde ayrılık yapanlar için Hz. Allah, Peygamber Efendimizi uyarıyor ve onlarla hiçbir ilişkisinin olmadığını ifade ediyor.

Huzeyfe bin Yeman (R.A.) şöyle anlatır: “Herkes Allah‘ın Resulünden hayır konusunu sorardı. Ben de bilmeden içine düşmek korkusuyla şerri sorardım. Onun için bir seferinde Peygamber Efendimize: “Ya Resulullah! Biz cahiliyet ve şer içindeydik. Allah bize bu hayrı (İslam’ı) getirdi. Acaba, bu hayırdan sonra şer var mıdır?” diye sordum. Allah Resulü (S.A.S.): “Evet, vardır” dedi. Ben: “O şerden sonra hayır var mıdır?” dedim. “Evet, vardır. Fakat bulanıktır” dedi. “Bulanıklığı nelerdir?” diye sordum. “O dönemin topluluğu benim öğrendiğim şekilde davranmayacaktır. O toplulukta doğru olan ve doğru olmayan şeyleri birlikte göreceksin” dedi. “O bulanık hayırdan sonra bir şer daha var mı?” diye sordum. Allah Resulü (S.A.S.): “Evet cehennem kapılarında durup insanları oraya davet edenler olacaktır. Kendilerine inanıp icabet edenleri o kapılardan cehenneme atacaklardır” dedi. “O döneme yetişirsem nasıl davranmamı emredersin?” diye sordum. “Müslümanların cemaatine ve onların imamına uymanı emrederim” dedi. “Müslümanların cemaat ve imamı yoksa ne yapacağım?” diye sordum. Allah Resulü (S.A.S.): “Parçalanan bütün grup ve fırkaları bırak. Onlardan uzak olmak için başka çare kalmazsa bir ağacın altında oturup ölümünü bekle” buyurdular.” (Buhari Fiten)

Hz. Peygamber Efendimizin cemaat ile alakalı yani birlik ve beraberlik üzere birçok hadis-i şerifi vardır. Burada, mesele daha iyi anlaşılsın diye bir kaç tanesinin mealine yer vereceğiz.

İbni Abbas (R.A.) şöyle rivayet eder: “Sizden kim emirinden (cemaatin başı) hoşlanmadığı bir şey görürse sabretsin. Çünkü cemaatten bir karış uzaklaşıp o halde ölen kimse, cahiliyet ölümü ile ölmüş olur.” (Buhari Fiten)

Ebu Zer (R.A.) rivayet ettiği bir hadisi şerifinde: “Kim cemaatten bir karış miktarı ayrılsa, İslam bağını boynundan çıkartıp atmış olur.” (Tirmizi)

İbni Ömer (R.A.) ise şöyle rivayet ediyor: “Allah benim ümmetimi dalalet üzerinde toplamaz. O’nun eli (yardımı, rızası) cemaatle beraberdir. Cemaatten ayrı bir yol tutan, cehenneme giden bir yol tutmuş olur.” (Tirmizi Fiten)

Ömer (R.A.) ise şöyle rivayet ediyor: “Cemaate uyun ve ayrılıktan uzak durun. Çünkü şeytan ayrılanla beraberdir. O, birlikte olan iki kişiden tek başına kalana göre daha uzaktır. Cennetin orta yerini isteyen cemaate uysun.” (Tirmizi Fiten)

Cemaatle alakalı Peygamber Efendimizin birçok hadisi şerifi vardır. Cemaate uymak, birlik ve beraberlik içinde olmak bir Müslüman için çok hem de çok önemlidir. Ayet-i kerimeler, hadis-i şerifler bunu işaret ediyor. Hem Peygamber Efendimiz hem de ashab-ı kiram meseleyi böyle anladıkları için cemaate uymak için her zaman tavsiyelerde bulunmuşlardır.

Peki, uyulması gereken cemaat nedir? Yeryüzünde özellikle İslam aleminde çeşitli devletlerde, çeşitli yörelerde çok çeşit cemaatler, hizipler ve gruplar vardır. Bunların hangisine uyulacak veya doğrusu hangisi? Ebu Hureyre (R.A.) rivayet ettiği bir hadisi şerife göre Peygamberimiz: “Yahudiler yetmiş bir fırkaya bölündü, Hristiyanlar yetmiş iki fırkaya bölündü. Benim ümmetim de yetmiş üç fırkaya bölünecektir.” Bazı rivayetlerde ise şu şekilde ilavelerde vardır: “Bunlardan yetmiş iki fırkası ateştedir (cehennem), bir fırka cennettedir.” (Ebu Davud)

Cennetlik olan fırkanın tayini hususunda hadis alimleri şu şekilde açıklamalarda bulunmuşlardır.

a) Bir fırka cennettedir. Bu fırka cemaat fırkasıdır.

b) Bütün fırkalar ateştedir. Sevda-i a’zam yani büyük çoğunluk bundan hariçtir.

c) Cennette olan fırka, benim ve ashabım gibi davrananlardır.

Bu açıklamaların hemen hemen üçü de aynı manayı ihtiva ediyor. Bundan çıkan netice şudur: “Fırka-ı naciye (kurtulan ve cennete giden fırka) Allah Resulünün ve O’nun ashabının vasıflarını taşıyanlardır.“Buna göre cemaatte esas olan kuru bir insan topluluğu değil Hz. Peygamber Efendimiz ve O’nun ashabının yolu üzere toplanmak ve o yol üzere yürümektir. Hz. Peygamber Efendimizin sünneti seniyyesi üzere İslam’ı Peygamberimizin tebliğ ettiği gibi yaşamaktır. Burada Resulullah Efendimizin şu hadis-i şerifine yer vermekte fayda vardır: “Benim ashabım gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine uyursanız hidayete erersiniz.” O halde cemaate uymanın emredilmesinden maksat, Hakk’a uymak ve O’na ittiba etmektir. Hakk’a uyanların az, O’na aykırı gidenlerin çok sayıda olması önemli değildir. Nitekim hak üzere olan Allah Resulünün ashabı daha sonra sapıtanlara göre daha azdır. “Ancak o şerefli ashab Allah’ın Resulünden öğrendikleri İslam’dan hiç bir şekilde taviz vermediler. Bid’at ve batıllara sapmadılar.” (Ebu Şame B-22)

Peygamberimiz bir başka hadis-i şerifinde ise şöyle buyurmaktadır: “Ümmetimden bir taife Allah’ın emriyle hareket etmeye devam edecektir. Onları dışlayanlar ve onlardan farklı davrananlar onları etkileyemeyecektir. Allah’ın emri (olan kıyamet) gelinceye kadar kendileri üstün bir pozisyonda varlıklarını sürdüreceklerdir.” (Buhari) İşte tam bu noktada birlik ve beraberliği sağlamak için cemaatlere, Müslümanlara çok büyük görevler düşmektedir. Bugün darmadağın vaziyette olan Müslümanların, hatta İslam devletlerinin durumları ortada… Kan var, gözyaşı var, açlık var, sefalet var. İşkence ve zülüm var, bid’at ve İslam’dan, sünneti Resulden sapma var. Cemaat şuuru yok… Birlik ve beraberlik yok… İnsanlar o mezhep bu mezhep, o tarikat bu tarikat diye bölünmüş paramparça olmuş ve birbirlerine amansız düşman olmuşlar. (Hak mezhep mensuplarını ve gerçek tarikat ehlini tenzih ederim.) Eğer insanlar veya cemaatler ille de ben ille de biz derseler birlik nasıl sağlanacak? Hani müminler birbirlerinin kardeşi idi? Kardeşlik nerede? Birlik nerede? Cemaat şuuru nerede? Öfke ile, Müslüman kardeşine ateş püskürerek, hiçbir surette birlik ve beraberliğe yanaşmamakla, kendi taifesini, kendi liderini beğenmekle, ille de benim demekle cemaat şuuru gelişmez, birlikte olmaz. Bakınız Peygamberimiz bu hususla alakalı olarak ne söylüyor: “Yumuşaklık işleri süsler güzelleştirir; sertlik ise onları kötüleştirip çirkinleştirir.” (Müslim) Buradan her Müslüman ders çıkartmalıdır.

Hristiyanlarda olan mezhep savaşlarını ve kavgalarını biliyoruz. Hâlâ yirmi birinci asırda bile İrlanda’da sürüp giden amansız mezhep kavgaları bütün dünyanın gözü önünde cereyan ediyor… Müslüman pek tabi bir cemaate, bir tarikata mensup olabilir. Amelde ve itikatta hak olan mezheplerden birine mensup olmakta hiçbir beis yoktur. Esasında bir mezhebe bağlı olunmalıdır bile. Bu bağlılık ve tabilik bir ayrılık vesilesi değil, birlik ve beraberlik için bir rahmet vesilesidir.

Benim yürüdüğüm yol en doğrusu benden başka yeryüzünde doğru yok dendiği zaman kavga başlar, ayrılık başlar, bölünme ve parçalanma ister istemez kendiliğinden olur. Bundan hangi meşrepten olursa olsun bütün Müslümanların, cemaat önderlerinin kesinlikle kaçınması lazımdır… Bu tip hareketlerden topyekûn Müslümanlar, özellikle İslam zarar görür. Geçmişte bunun çok acı örneklerini yaşadık. Neredeyse Müslümanlar benim partimden değil, benim tarikatımdan değil diye birbirlerine selam bile vermiyorlardı. Peki, İslam bundan bu ihtilaftan, bu ayrılıktan ne kazandı? Elbette kocaman bir sıfır… O halde hepimizin dikkatli olması gerekir.

Bir kafada göz var, kulak var, burun var, ağız var. Hepsinin salgıladıkları sular ayrı ayrı, tatları ise başkadır. Ancak hepsinin bağlı olduğu yer beyindir. Göz olsun, kulak olmasın derseniz o zaman noksanlık olmuş olur… Bir başka misalle, bir ordunun kara, hava, deniz kuvvetleri, piyade ve jandarması vardır. Bunların gayesi vatan müdafaasıdır. Kara kuvvetleri olsun deniz kuvvetleri olmasın diyebilir miyiz? Bir başka misalle; mesela Müslümanlar hacca gidiyor kimisi karadan gider, kimisi havadan gider, kimisi deniz yolu ile gider kimisi de kendi özel arabası ile gider. Burada gaye hacca gitmektir. Orada Beytullah‘ın etrafında birleşmek ve buluşmaktır. Siz havadan gidene; sen erken gittin, zahmet çekmedin senin haccın olmaz diyebilir misiniz?

Yazımızın başına dönersek Müslümanlar için cemaat, birlik çok önemlidir. Herkes elinden geldiği kadarıyla bu birliğin oluşması için gayret göstermelidir. Bunun için de Müslümanlar birbirlerine yardımcı olmalıdırlar. Hz. Allah (C.C.) Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor: “İyi işler ve takva konusunda yardımlaşın; günah ve düşmanlık hususunda yardımlaşmayın. Allah‘ın azabından sakının. Allah’ın azabı şiddetlidir.” (Maide 2)

Konu oldukça hassas ve uzundur. Bu kadarla iktifa edelim. Cenab-ı Hakk bütün Müslümanlar arasında sevgi, kardeşlik, dostluk, samimiyet, rıza-i ilahı ve ihlas rüzgârlarını estirsin… Hep birlikte Allah’ın ipine sarılalım… Nifak ve tefrikadan inşallah uzakta kalalım. Şu günlerde ülkemizin en çok birlik ve beraberliğe ihtiyacı vardır. Elimizden gelen gayreti göstermeye çalışalım. Mevla bu hususta hepimizin yardımcısı olsun.

TEBRİK:

Eski KİPTAŞ Genel Müdürü, inşaat mühendisi dostumuz Sayın İsmet Yıldırım Beyefendi AK PARTİ Ümraniye Belediye Başkan Adayı olmuştur. Kendisini tebrik eder, çalışmalarında başarılar temennisiyle hayırlı olsun derim inşallah.

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı