• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
..
TÜM YAZILARI
29 Haziran 2019

Çakmakçılar var oldukça…

Burada geçmişte yaşadığım bir hatıramı okuyan kardeşlerimle paylaşmak istiyorum. Merhum babamın arkadaşı Müteahhit Mehmet İslamoğlu görmüş geçirmiş, zamanında oldukça varlıklı bir insandı. Sayın Bozbeyli ile milletvekili olmadan önce kendisini tanışırdı. Milletvekilliği, meclis başkanlığı ve DP Başkanlığı müddetince dostlukları Mehmet Amca ile devam etti. Zaman zaman Bozbeyli İstinye’ye gelerek Mehmet İslamoğlu’nu ziyaret ederdi. Hastalığı sırasında da Mehmet Amcayı sık sık ziyarete gelmişti. Yani sayınBozbeyli bir vefa örneği sergilemişti. İstinye’ye geldiğinde de hemen hemen o zamanlar kardeşimin işlettiği çay bahçesine uğrar Mehmet Amca ile çok tatlı, çok güzel sohbetler ederlerdi. Bu sayede Sayın Bozbeyli ile merhum babam, ben ve kardeşlerim de çok iyi bir şekilde tanışmış olduk.

Bir defasında Sayın Bozbeyli yine bahçemize gelmişti. Ankara’da ikamet eden babam da o an için İstanbul’da idi. Mehmet Amca da geldi ve sohbet koyulaştı. Ben de uzun yıllar kaldığım S. Arabistan’dan yeni dönmüştüm. On iki eylül sonrası yeni yeni parti kurma çalışmaları oluyordu. Sayın Bozbeyli’ye “Bir parti de siz kursanız olmaz mı?” deyince Bozbeyli şunları söyledi: “Ali Hoca, biliyorsun ben önce milletvekili oldum. Sonra da meclis başkanı oldum. Ben sigara kullanırım. Meclis başkanı olduğum zaman herhangi bir ortamda sigara içmek için cebimden sigara paketini çıkarttığım zaman etraftan yerin durumuna göre beş on tane çakmak çıkartan insan oluyordu. Sigaramı yakmak isteyen çakmakçılar… Bazen evde ya da tek başıma olduğum bir yerde sigara paketimi çıkarttığım zaman bende bir alışkanlık olduğu için hemen gözüm sigaramı yakacak çakmakçıları arıyordu. Çakmakçılar var olduğu müddetçe şu anda siyaset yapmak bana göre uygun değildir.” Esasında o zaman Sayın Bozbeyli; bütün okuyan kardeşlerimden özür dileyerek söylemek zorundayım ki; her zaman, her devirde, her zengin ve her makam sahibinin etrafına pervaneler gibi dolaşan “yağcıları” işaret ediyordu. Bu tip insanlar yani çakmakçılar her devirde var olmuştur. Günümüzde de elbette ki vardır. Çakmakçıların hallerini şimdilerde ibretle ve hayretle seyrediyoruz.

Önemli olan sayın idarecilerin, sayın makam ve mevki sahiplerinin çakmakçıların hareketlerine aldanmadan adil olabilmeleri, hak ve hukuku gözetebilmeleridir. Şu son senelerde her kademede çakmakçıların nasıl başarılı olduklarını görmekteyiz. Yahut başarı elde edebilmek için, dünyevi bir menfaat sağlamak için ne vaatler ne koşmalar ne eğilip büzülmeler yapıyorlar… Aman Allah’ım! Nasıl da sigara yakmak için çakmak çıkartıyor, çakmaklar çakıyorlar... Günümüzde bu tip basit insanlar, yani menfaat çakmakçıları saymakla bitmeyecek kadar çoktur. Siz bir de makam sahiplerinin, siyasi nüfuzu olan insanların, kazanan başkanların etrafında kelebekler gibi uçuşan çakmakçılara bakın. Olur efendim, baş üstüne, peki efendim, en iyisini siz bilirsiniz, isabet buyurdunuz gibi cilalı laflar ederek, eğriye ve doğruya evet diyen, alkış tutan çakmakçılar… Bir yerden bir şey kapmak veya bir koltuğa oturabilmek için sürekli çakmak çakanlara günümüzde lütfen bir bakınız. İnsan üç günlük dünya çıkarı için nasıl bu kadar alçalabiliyor? Lütfen beni mazur görünüz bir kısım insanlar dün şiddetle tenkit ettikleri insanlarla bugün nasıl menfaat için kol kola giriyorlar? Nasıl birbirlerine çakmaklar çakıyorlar? Son İstanbul seçimi gösterdi ki bir siyasi partinin oylarının biraz düşmesi, bir kısım çakmakçıları daha ilk akşam “Ne yapalım, nasıl yapalım, bu gemiden öteki gemiye nasıl atlayalım?” hesapları yapmaya başladılar. Bir kısım çakmakçılar kendilerini sütten çıkmış temiz kaşık gibi sayıp, dün çakmak çakabilmek için etrafından dört döndükleri insanlara bugün çeşitli kusurlar yüklemeye başladılar. “Ben dememiş miydim, şöyle şöyle olacaktı. Şunların yapılması lazımdı. Bizim görüşlerimize yer verilmedi. Bizi kimse kale almadı. Bu yüzden kaybetmek kaçınılmaz oldu. Bizleri dinleselerdi asla sonuç böyle olmazdı.” gibi… Bir kısım muhteris insanlar, makamlar elden gidince zaten gemiyi terk etmiş, sipere yatmış, kimden makam teklifi gelirse hemen onun gemisine atlayarak baş olmaya çalışacak… Bu çile çekmeyen insanlar, hazıra konmuşlar. En ufak bir sarsıntıda gemiyi terk etmeye, arkadaşlarını satmaya ve onların aleyhlerine konuşmaya başlamışlardır. Unutmayalım ki, bu tip tabansız insanlar her devirde var olmuştur ve var olmaya da devam edecektir.

Değerli kardeşlerim, omurgasız insan omurgasızdır. Affedersiniz bir insanın cibilliyetinde döneklik, karaktersizlik varsa ondan gerçek manada dost olmaz. Hizmet adamı da hiç olmaz. AK Parti kurulurken il ve ilçelerde görev yapan insanlar çok kere biliyorum ki, içtikleri çay paralarını, bardak paralarını aralarından toplamışlardı. İl ve ilçeye sandalye, masa veya herhangi bir kırtasiye ihtiyacı olduğunda parası hizmet için orada bulunanlar tarafından ceplerindeki harçlıklarından verilir, eksikleri öyle tamamlarlardı. O gün hizmet edenler orada almak için değil, ihale kapmak veya iş takibi için değillerdi. AK Parti’nin kuruluş esnasında herkesin gönlünde ülkeme, şehrime, vatandaşıma nasıl hizmet edebilirim aşkı ve sevdası vardı. Dava arkadaşları arasında saygı vardı, sevgi vardı, gerçek bir muhabbet vardı. Bir benzetme yapmak istersek o gün parti bir gül bahçesi, hizmet edenleri de birer bülbüldü. Ne yazık ki zaman içinde gül bahçesine çakmakçı kılığı altında bir kısım kargalar da giriverdi. İlk dönem AK Parti’yi kuranlar ülke genelinde birçokları tarafından horlanırlarken, şunlara bakın parti kurmuşlar başarılı olma şansları yok denirken, hiç kimse kendilerine şans vermezken AK Parti’ye katılanlar çok azdı. Sonraları bir kısım insanlar (ömürleri partilerde asalak olarak yaşamaya alışmış kişiler) bir anda ben de belki Medine hurmalıklarından bir şeyler kaparım diye AK Partili olmuşlar. Hemen de çakmak çakmaya, üstlerinin yanında eğilip, bükülmeye başlamışlardır. Meşhur bir söz vardır “Batan gemiyi ilk olarak fareler terk eder.” diye. Bu çakmakçılardan hiçbir zaman millete, memlekete bir hayır gelmez. En kısa zamanda Muhterem parti büyükleri eski dava arkadaşlarını, hizmet ehlini bulup yola onlarla devam etmelidirler. İmkanlar ölçüsünde tespit edilebilen çakmakçılar temizlenmelidir. Ümitsizliğe gerek yoktur. Bazen hayır zannettiğimiz şey şer, şer zannettiğimiz şey hayır olabilir. İbrahim Hakkı Hazretleri şöyle diyor: “Mevla görelim neyler / Neylerse güzel eyler…”

İnşallah anlattığım bu kıssadan hepimiz, özellikle siyasilerimiz kendilerine göre dersler çıkarırlar. Ne diyelim, çakmakçıların daha az olduğu, saygı, sevgi, hak ve hukukun ön plana çıktığı, ihlas ve samimiyet ehlinin her kademede çoğaldığı ve değer verildiği günlerin yakın olması temennisiyle… Bu arada Merhum Mehmet İslamoğlu ve Merhum Babam Ali Sandıkçı’yı rahmetle anarken, Sayın Bozbeyli’ye de sağlık ve mutluluklar dilerim.

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23