Bu askerler ne yapıyor?

11 Ağustos 2019 Pazar

Değerli kardeşlerim, bugün sizlerle eski bir hatıramı paylaşmak istiyorum.

Yıllar öncesiydi, İstanbul’un Sarıyer ilçesinde İstinye İtfaiye Camii’nde Cuma namazında sohbet ettim. Namazdan sonra emekli Kıdemli Albay Ali Rıza Güç Bey ile tanıştım. Israrla beni o zamanlar İstinye ana caddedeki Akbank’ın üzerinde satın alıp yerleştiği yeni evine davet etti. Birlikte evine gittik. Evde sadece yaşlı bir hanımı vardı. Merdivenlerden çıkarken hanımına: “Sana bugün pırıl pırıl bir genç getiriyorum” diye seslendi. Eve çıktık, hanımı: “Evladım hoş geldin” dedi. Ben de hoş bulduk dedikten sonra oturduk. Ve yine Albay, eşine: “Bir şeyler hazırla da evladımızla birlikte yiyelim” dedi. O zaman Albay bana göre çok yaşlı beyaz sakallı bir insandı. Sohbete koyulduk. Bana nereli olduğumu sordu. Kendisine Rizeli olduğumu söyledim. O zaman “Evladım seni bu yaşta kürsüde yaptığın konuşmandan dolayı çok sevmiştim ama şimdi sevgim bir kat daha arttı” dedi. Ben de kendisinden bunun sebebinin ne olduğunu sordum. Sanki gözleri dolar gibi bir hal alarak anlatmaya başladı. “Evladım ben Sakarya Savaşı’nda genç bir subaydım. O yıllar zor yıllardı. Bir yanda savaş öbür yanda fakirlik. Çok çok fakirdi askerlerimiz… Üzerlerinde normal giyecekleri yoktu. Elbiselerin ekserisi yırtık ve yamalı idi. Askerlerimiz yeterince beslenemiyorlardı. Bırakın normal sıcak yemeği, askerlerimize normal ekmek vermekte bile zorlanıyorduk. Ama bütün Anadolu evlatları olarak doğulusu, batılısı, güneylisi, kuzeylisi, Kürdü, Lazı, Türkü, ülkede bulunan değişik etnik grup ve mezhep inancında olanlar vatanımızı savunmak için herkes askeri, subayı sivili elinden geleni yapıyordu. Söylediğim gibi elbiselerimiz muntazam değildi. Normal beslenemiyorduk, silah ve cephanemiz düşmana göre çok az ve yetersizdi. Ancak düşmanda olmayan bizde olan iman ve cesaret, birlik ve beraberlik vardı. Sahradaydık. Bir akşam epeyce karanlık olmuş yani etrafı tam karanlık bastırmıştı. Elektriğimiz yoktu, idare lambalarımız vardı. Ben kendi çadırıma çekildim. İdare lambamın karşısında biraz Kur’an-ı Kerim okuduktan sonra, yarın ne yapacağız diye hazırlıklar yaparken, düşünürken, çadırıma dışarıdan bir ışık dalgası geliyordu. Işık bir çoğalıyor bir azalıyordu. Bu arada ışıkla beraber yükselen ve alçalan gölge hareketleri çadırıma yansıyordu. “Allah Allah, gecenin bu vaktinde bu da nedir?” dedim. Biraz bekledim. Bu gölge hareketleri geçmedi. Kalktım, ışığın geldiği istikamete doğru gittim. Baktım askerlerim koca bir ateş yakmışlar ondan aydınlanıyorlar. Askerlerin bir kısmı ateşin etrafına daire biçimini oluşturmuşlar askerlerin ortasında biri elinde bir şey çok hareketli şeyler çalıyor. Kendi oynuyor, arkadaşları da ona iştirak ederek çok hareketli bir şekilde oynuyorlar. Diğer birçok askerler de oynayanları heyecanla seyrediyor, zaman zaman alkışlıyor. Beni görünce askerlerim oyunu bıraktılar. Ben devam etmelerini söyledim ve orada bulunan Karadenizli Ahmet isimli bir askeri çağırdım. “Ahmet bu nedir, bu arkadaşlar ne yapıyorlar gecenin bu saatinde?” diye sordum. (Esasında Karadenizlilerin kemençe ve horonlarını duymuştum.) “Komutanım biliyorsun bu arkadaşların büyük bir bölümü Karadeniz bölgesinden. Ağırlıklı olarak Rize, Trabzon vilayetlerimizden. Birçok arkadaşımız da diğer vilayetlerimizden. Arkadaşlarımızın çaldıkları çalgının adı bilirsiniz ki kemençe. Karadeniz yöresinde çok meşhurdur. Oynadıkları oyun da horondur” dedi. “Evladım ben kemence ve horonu işitmiştim, biliyorum. Savaş anında bu ne güzel bir neşe ne büyük cesaret.” Belki yarın belki öbür gün bu oynayanların bazıları vatan ve mukaddes değerlerimiz uğrunda şehit düşecekler. Ancak yine yiğitliklerinden, mertliklerinden, cesaretlerinden, neşelerinden hiçbir şey kaybetmemişler. Onun için sordum. Şu insanların neşesine baksanıza. Ben çocuklar devam edin dedim. Tekrar onları oyunlarına başlattım. Biraz seyrettim. Hem oynayanlarda hem çalanda hem de seyreden askerlerimde müthiş bir neşe var. Savaşta olduklarını unutmuşlar bile. Ben yine çadırıma çekildim. Orada düşünmeye başladım. Aman Allah’ım! Bu insanlarda savaş anında bile ne heyecan var? Ne neşe var? Yarın ne olacağı belli değil. Kimin şehit olacağı, kimin esir düşeceği veya kimin gazi olarak kalacağı belli değil, savaştayız ve sahradayız. Böyle bir zamanda bile insanlar milli oyunlarını oynayabiliyorlar. İşte o zaman vatan sevgisi, birliğimiz, beraberliğimiz üzerine, tarihimiz üzerine düşündüm. Şüphesiz bütün vatan evlatları her yerde kendilerine düşen vatan hizmetlerini yapmışlardır. Ancak ben Karadenizli askerlerden çok istifade ettim. Çok gözleri kara ve cesur insanlardı. İşte evladım onun için seni bir kere daha sevdim dedim. Böyle hatıralar çok. Şimdi buyur yemeğimizi yiyelim” dedi.

Değerli okuyucu kardeşlerim bu hatıramı sizlerle paylaşırken diğer bölgelerimizin insanlarını küçük görmek veya küçük düşürmek gibi bir niyetim asla ve kesinlikle yoktur. Şehit kanları ile sulanan cennet misali güzel Anadolu’muzun her yöresinin evladı, kadını ile erkeği ile yaşlısı ile genci ile vatan için, bayrak için, ezan için, daha doğrusu din ve namus için gerektiğinde gerekeni hiç çekinmeden yapmışlardır. Yapmaya da her şartta devam etmişlerdir ve edeceklerdir. Şu anda ülkemiz terör belası ile boğuşuyor. Hainler bayram demeden, seyran demeden mübarek gün ve gece demeden mukaddes değerlere saygı göstermeden askerlerimizi, polislerimizi şehit etmeye devam ediyorlar. Mabetlerimizi yakıyorlar. Mukaddes kitabımızı yerlere atıyorlar. Şu an için Mehmetçik Kuzey Irak’ta teröristlerin peşlerini kovalıyorlar. İnşallah yıllardır ülkemize birilerinin musallat ettikleri bu terör belasının hakkından gelecekler. Yine bugün askerlerimiz Suriye’de tabir caizse destanlar yazıyorlar. Doğulusu, batılısı, güneylisi, kuzeylisi hep birlikte Devletimiz için tuzak kuranların tuzaklarını başlarına geçiriyorlar. Mübarek Kurban Bayramı Arifesinde Cenab-ı Hakk, milletimizin özellikle askerlerimizin, istihbarat elamanlarımızın yardımcısı olsun. Mevla’mızdan dileğimiz, yeryüzünün hemen her tarafında akan Müslüman kanının durması, tüm dünyada mazlumların hürriyetlerine kavuşmasıdır. Bu arada bütün şehitlerimizi, gazilerimizi rahmetle ve minnetle anarken, ister sılada olalım ister gurbette olalım hiçbir zaman birlik ve beraberliğimizi bozacak hareketlerde bulunmayalım. İnanıyorum ki; dün yedi düvelle çarpışan bu millet terör belasının hakkından gelecek, minarelerde ezanlarımız inşallah ebediyen okunacak. Gönderlerde al yıldızlı bayrağımız inşallah bizlerin birlik ve beraberlik içinde olduğumuz müddetçe ilelebet dünya durdukça dalgalanmaya devam edecektir. Şu an ülkemiz birçok yönü ile Sakarya veya Çanakkale Savaşı gibi bir savaş yürütmektedir. Cenab-ı Hakk milletimizin, askerlerimizin, devlet adamlarımızın yardımcısı olsun. Mevla’ya emanet olunuz.

NOT:

En samimi dileklerimle mübarek Kurban Bayramınızı gönülden tebrik eder; milletimiz, âlem-i İslam ve tüm dünyaya barış ve huzurun gelmesine vesile olmasını Cenab-ı Hakk’tan niyaz ederim.

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • MesutMesut7 gün önce
    Cennet mekan abdulhamitin açtığı okullarda okuyup onun ekmeğini yiyen ve türkiye cumhuriyetini kuran tüm devlet adamlarından ALLAH razı olsun . Mustafa kemalimillete zulüm aracı olarak kullananbatıcıchp zihniyetimustafa kemale en büyük kötülüğü yapmaktadır . Abdulhamit eve vahdattine de saygıbekliyoruziki padişaha yapılan iftiraların yalanların düzeltilmesi ve gerçek belge ve bilgilerletarih kitaplarına yazılıp okullarda öğretilmesini istiyoruzabdulhamittevahdetdindemustafa kemalde bu ülkenin yetiştirmiş olduğu liderleridirhepsininde yaptıkları doğru tarafsız yalansız iftirasız bu millete anlatılsınbundan kimseningocunmaması lazım . HZ muhammedi koruma kanunu yokolmasına dagerek yok . Kime küfür ve hakaret yapılırsada cezasız kalmalıdır. Herkes eleştiri ve tenkideaçık olmalıdırolmayan dikdatördür . ALLAH müslüman türkünve ümmetin yardımcısı olsun .
  • AliAli7 gün önce
    Musterih ol. Bu millet Osm.aaskeri paşası M. Kemal i de unutmaz. Kraldan çok Amerikanci genareller inananlarin değerlerine kufretmesin. Şehit olacak ya, cukka cennet brövesini kim takiyor kefenine. Milletin askeri oldu mu biter butun ayrışmalar. Mehmtine Muhammetcik diyen bir millet bu sorunu çozdu sakin ol
  • Rasim DUMANRasim DUMAN8 gün önce
    KAYSERİ'den, Karadeniz'in hârbî, hâsbî, samimî, yigit, civânmert, cömert, âlicenâp, fedâkâr ve canayakın insanlarına, en kalbî hürmet, muhâbbet, dua ve selâmlarımı gönderiyorum.
  • İsmail AGARİsmail AGAR8 gün önce
    Parçalanmış ülkeyi anlatılan yokluklar içinde canları pahasına koruyan bu insanları yönlendiren ve komuta eden insan Atatürk'e biraz saygı ve minnet duyuşsal...

Günün Özeti