Birlikte koruyalım

29 Mart 2019 Cuma

Değerli Akit okuyucusu kardeşlerim, inşallah huzur ve emniyet içinde önümüzdeki pazar mahalli seçimleri ülkemiz yapmış olacak. Pek tabi kazanan ve kaybedenler olacaktır. Kaybedenler insanlığa, edebe, adaba, ahlaka ve demokrasiye yakışır bir şekilde kazananları tebrik etmeli, kazananlar da yıllarca bu ülkeye hizmet edenleri incitmeden ahde vefa gereği saygı ve hürmetle yâd etmeliler ve gereken değeri vermelidirler. Seçim bitince, seçimde kullanılan dil yumuşatılmalı, gerekirse millet önünde tüm siyasi liderler helalleşmeli, geçmişi geçmişte bırakarak ülkemizi dış güçlerin hile ve tuzaklarından birlikte korumaya çalışarak ülkemizin kalkınması için el birliği ile gayret göstermelidirler. Unutmayalım ki bu milletin evlatları; Türk, Kürt, Laz, Abaza, Çerkez, Arap, Acem, Roman ve diğer etnik gruplardan hiçbirisi etnik kimliğini ve inandığı mezhebi öne sürmeden Malazgirt’ten başlayarak Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da, Yemen’de, Sina Çöllerinde, Galiçya’da, Libya’da, Sarıkamış’ta ve dünyanın birçok ülkesinde omuz omuza birlikte aynı mataradan su içmiş, aynı kaşıkla yemek yemişler, varsa aynı ot yataklarda yatarak savaşmışlar ve burasını, kanları, canları pahasına bizlere yurt, vatan edinmişlerdir. Şehit kanları ile yoğrulan bu topraklar bizlere şerefli ve kahraman ecdadımız tarafından emanet bırakmışlar. (Allah onların hepsine rahmet eylesin.) Bu savaşlar verilirken Türkü, Kürdü, Lazı, Arabı, Acemi, Çerkezi, Abazası, Romanı ve daha birçok etnik grup, farklı mezhep inanışında olsalar bile omuz omuza, sen şusun, ben buyum demeden savaşmışlardır. Hepimizin geçmişinde ya Çanakkale’de ya Sakarya’da ya da Sarıkamış’ta şehit düşen yakınları vardır. Geliniz şehitlerimizin kemiklerini incitmeyelim. Nicelerinin mezarları bile belli değildir. Bayrağımıza, ezanımıza, vatanımıza düşman olan, yer altı ve yer üstü servetlerimizi almak için hain planlar kuran sözde batılı dostlarımıza gereken dersleri birlik ve beraberlik içinde verelim. Kalbimizi kalbimize, gönlümüzü gönlümüze açarak, kucaklaşarak, kenetlenerek birleşelim. Bu güzel vatanımızı Cenab-ı Hakk’ın yardımı ile birlikte koruyalım. Bu vesile ile 2006 yılında Almanya’da yazdığım bir şiiri bu haftaki yazım ile sizlerle paylaşıyorum. Allah’ın (C.C.) selamı, rahmeti, bereketi hepimizin üzerine olsun inşallah.

 

Gelin dostlar bir olalım,

Akan kanı durduralım.

Vatan bize emanettir,

Hep birlikte koruyalım

 

Dış güçlerin arzusudur,

Bölüp bölüp parçalamak.

Bizim ise vazifemiz:

Bu bölünmeyi önlemek...

 

Dinimiz bir, kıblemiz bir;

Aynı kitabı okuruz.

Binlerce yıldır kardeşçe,

Aynı hedefe yürürüz.

 

Kanmayalım dış düşmana;

Fitne ekerler her yana.

Tek isteği var onların:

Sahip olmak bu vatana...

 

Çanakkale ve Yemen’de,

Birlikte savaşmadık mı?

Kürdü, Lazı ve de Türkü;

Bu devleti kurmadık mı?

 

Koca Osmanlı Devleti,

Nasıl odu da yıkıldı.

Düşman yine aynı düşman.

Usul, metodu değişti...

 

Ezanlarımız susmasın,

Gönderden bayrak inmesin.

El ele, gönül gönüle;

Vatanımız hep yükselsin...

 

Nice adsız şehit yatar,

Anadolu toprağında...

Çokları kanın akıttı,

Hayatının baharında...

 

Beraberce şehit oldu,

Hepimizin dedeleri.

Miras bıraktılar bize,

Cennet misali bu yurdu.

 

Birlik olup koruyalım,

Hainlere kanmayalım.

Şehitleri üzmeyelim.

Vatan bölünmez! Diyelim.

 

Peygamberimiz diyor ki:

“Hubbul vatan minel iman.”

Artık vakit, saat geldi:

Haykıralım; dursun bu kan!

 

Ülkemin güzel insanı,

Kandırmasın kimse seni.

Sakın incitme dedeni,

Zaman, birleşme zamanı.

 

Batının kuyruk acısı,

Öç almak istiyor bizden.

Kanı durdurmak uğruna,

Ne gelirse yap elinden...

 

10.06.2006 / Almanya

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Süleyman Sırrı DinçerSüleyman Sırrı Dinçer6 ay önce
    Kaleminize..sağlık..Selamlar.
  • Yaşlı DoçentYaşlı Doçent6 ay önce
    Sayın Cumhurbaşkanımız; Malumunuz, Profesör olmak için Doçent olarak 5 yıl beklemek gerekmektedir. Oysa 25-30 yıl boyunca Üniversitelerimizde öğretim elemanı olarak çalışmış; 10 binlerce öğrenci mezun edip deneyim kazanmış Yaşlı Doçentler olarak, koskoca 5 yılı boşu boşuna tüketip biyolojik ve psikolojik olarak ezilme sürecine girmemek adına; yaşlılıkta beklenmesi bir ömür kadar uzun olan söz konusu bu 5 yıllık bekleme süresi belasından, EMEKLİLİK HAKKINI ELDE ETMİŞ olan Yaşlı Doçentleri kurtarmanızı saygılarımızla istirham ediyoruz.

Günün Özeti