• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
..
TÜM YAZILARI
28 Eylül 2019

Ah almaktan korkmalıyız

Hepimiz, özellikle idare mevkiinde, emir verme durumunda olanlar ah almaktan ve zulümden kesinlikle kaçınmalı, mutlaka adaletle hareket etmeleri gerekir. En azından bütün gayretimiz zulümden kaçma, adaletten yana olmalıdır. Şayet hangi kademede olursa olsun, insan zulmeder, hakkı olanın hakkını elinden alır, hakkı olmayana verirse mutlaka cezasını görür. Burada mübarek Peygamber Efendimizin (S.A.S.) 2. Halifesi adalet mümessili Hz. Ömer (R.A.) çok enteresan ve bizler için umarım tesirli, ibret olabilecek bir hadiseyi nakletmek isterim. Rabbim hepimize ibret alabilmeyi nasip eylesin.

Bir gün Hz. Ömer (R.A.) elleri kollarında olduğu bir halde bulunduğu yerden: “Evet ben buradayım! Evet, ben buradayım!” diye bağırarak dışarı fırlıyor. Herkes şaşkın bir vaziyette Hz. Ömer’in (R.A.) nesi var diye birbirlerine soruyordu. Hz. Ömer (R.A.) bir mektup almıştı. Mektupta anlatıldığına göre İslam ordusu bir nehirden köprü olmadığı için geçememiş. Askerleri karşı tarafa geçirmek için kayık ya da gemi bulamamışlar. Kumandan yöreden nehrin derinliğini bilen birisinin araştırılmasını istemiş. İhtiyar birisini bulup kumandanın huzuruna götürmüşler. Hava oldukça soğukmuş. Getirilen ihtiyar kumandana: “Hava oldukça soğuk, ben soğuktan korkarım. Ben şu anda bu soğukta bu nehri karşıya geçemem” deyip ısrar etti ise de kumandan yaşlı adamı zorla derinliğini anlamak için nehre sokmuş. İhtiyar suyun soğukluğuna fazla dayanamamış ve “Ey Ömer neredesin? Ey Ömer neredesin?” diye feryat ederek boğulmuş. İhtiyar adamın yakınları durumu bir mektupla Hz. Ömer’e (R.A.) bildirdiler. Hz. Ömer (R.A.) mektubu alıp okuyunca o hiddetle dışarı fırlar ve: “Evet ben buradayım! Evet, ben buradayım!” diye bağırır. Ve hemen o komutanı huzura çağırır.

Hz. Ömer o kadar öfkelenmişti ki kumandanın gelmesine rağmen birkaç gün yüzüne bakmadı. Huzuruna kabul etmedi. Sonra o kumandana: “Öldürdüğün o adam sana ne yaptı? Suçu ne idi?” diye sorar. Komutan Hz. Ömer’e (R.A.) şu şekilde cevap vermeye çalıştı: “Ey müminlerin Emiri! Onu öldürmek istememiştim. Nehirden karşıya geçecek yer bulamamıştık. Suyun derinliğini ondan başka bilen yoktu. Suyun derinliğini öğrenmek ve askerlerimizi oradan karşıya geçirmek için ona nehre girmesini söyledim. Çevrede ondan başka nehri bilen yoktu.

Bakınız ya Emir el Müminin bu seferde şuraları, şuraları hep fethettik. Hz. Ömer (R.A.) kumandanına çok calibi dikkat, hepimize ders olacak çok tarihi bir cevap veriyor: “Benim nazarımda bir Müslümanı yitirmemen, getirdiğin, fethettiğin tüm şehirlerden daha hayırlı ve önemlidir. Adet olacağından korkmasam şu anda burada senin boynunu vururdum. Derhal git o adamın yakınlarına diyetini ver huzurumdan çık. Bir daha seni görmeyeyim.”

Değerli kardeşlerim, Hz. Ömer’in (R.A.) insana, insan yaşamına ne kadar değer verdiğini birlikte okuduk. Hepimizin bu hadiseden ibret almamız lazımdır. Zamanımızda bir kısım insanlar kendilerine “idareci, amir, başkan, genel müdür, yönetici” süsü veya adı veren insanlara karşı nasıl davranıyorlar? İnsanların aşları ile işleri ile tam olarak incelemeden uğraşılıyor mu? Kendilerine emekler sarf edilerek yetiştirilen insanların (her türlü eleman) maddi ve manevi hayatlarını bir çırpıda canım öyle istedi, kendisini beğenmedim, bana karşı geldi, ben idareciyim, genel müdürüm, başkanım istediğimi yaparım, istediğime ceza veririm, istediğimi kovarım demek insani bakımdan, vicdani bakımdan, hukuki bakımdan ne kadar doğrudur? Günahsız nice insanın (genç veya yaşlı) hizmetlerine, işlerine engel olmak, basit bahanelerle onları saf dışı etmek, selam vermemek, selam almamak, rızıkları ile uğraşmak, kovdum seni, işine son verdim, haydi git demek ne derece İslam şeriatına, hukuk kurallarına ve insani değerlere uyar? Günümüzde hangi kademede olurlarsa olsunlar ister bir işçi ister bir memur isterse bir din hizmetlisi veya tasavvuf ehlinin durumu en ince noktasına kadar incelenmeden, araştırılmadan, şeri şerifin, hukukun, insan hakları evrensel beyannamesi ve en önemlisi Kur’an-ı Kerim’in ahkâmına uyulmadan cezalandırılmaları için karar verenler yarın Hz. Allah’ın (C.C.) huzurunda cevap vermeleri çok zor olacaktır.  İlahi azaba uğrayacakları muhakkaktır. Günümüzde maddi alanlarda o sebeple, bu sebeple insanların haklarına el uzatma, zulümle hareket etme, hak ve hukuk ihlalleri çok kere tüm dünyada göze çarpıyor. Eskiden Firavun ve Nemrut birer tane idi. Şimdi dünyada kanla, zulümle beslenen binlerce Firavun ve Karun vardır. Silah tüccarları ile birçok zalim devlet idarecileri ittifak halinde, mazlum ve masum insanların kanlarını döküyor, hayatlarını söndürüyorlar.

Günümüzde Hz. Peygamber Efendimiz (S.A.S.) ve onun dört büyük halifesi gibi idare ettiklerine adilane davranan devlet reisleri yeryüzünde var mıdır? Burada Hz. Peygamber Efendimiz (S.A.S.) ile bir sahabe arasında geçen çok ibretli bir olaya kısaca yer vermek isterim. Mübarek Peygamberimiz Bedir Harbi’nde Ashab-ı Kiram’ı savaş düzenine hazırlıyor. Bir nevi psikolojik motivasyonda bulunuyor. Karşı taraf çok güçlü; sayıları, silah ve teçhizatları çok fazla olan, Mekke’den gelen müşrikler ordusu… Peygamberimiz bazen sözlü olarak ileri git, geri gel diye talimatlar vererek Bedir’de bulunan Ashab-ı Kiram’ı savaş nizamına hazırlıyor. Peygamber Efendimiz (S.A.S.) Sevad bin Gaziye’ye (R.A.) birkaç defa seslendi geri çekil, safa gir diye. Duyuramadı. Sevad herkesten önde idi. Resulullah Efendimiz okun ucu ile Sevad’ı arkadaşlarının sırasına geriye doğru iter. Sevad (R.A.) Peygamberimize: “Ya Resulullah beni acıttın” der. Peygamberimiz hemen oku Sevad’a (R.A.) verir: “Al. Sen de vur. Kısas olmuş olsun. Hakkın bende kalmasın” der. Sevad (R.A.): “Ey Allah’ın Resul’ü, sen bana okla vurduğum zaman benim karnım açıktı.” Peygamber Efendimiz (S.A.S.) hemen karnını açar ve “Buyur der.” Orada bulunan Ashab-ı Kiram Sevad’ı (R.A.) hayretle izliyorlar. Sevad (R.A.) süratle koşar, Hz. Peygamber Efendimizin karnını öper. Peygamber Efendimiz Sevad’a: “Neden böyle yaptın?” diye sorar. Sevad (R.A.) şu cevabı verir: “Biraz sonra çetin bir savaşa çıkacağız. Bu savaşta ölmek, şehit olmak var. Dünyada en son temas ettiğim senin mübarek vücudun olsun diye seni öptüm” der. Peygamber Efendimiz kendisine dualar eyler. (İbni Hişam 2. 266-267, Ebu Davut Edep 148-149)

Bugün dünya genelinde hangi devlet reisi, başkanı, amiri, idarecisi böyle bir adalet örneği sergileyebilir? Günümüzde nice insanlar, bırakınız devlet başkanlarına bir üstündeki amirine karşı derdini anlatamamaktadır. Timur: “Ülkeler kılıçla alınır ancak adaletle korunur” der. Onun için hangi kademede olursak olalım zulümden kaçalım. Ah almaktan korkalım. Adaletle hareket etmeye gayret gösterelim. Hz. Peygamber Efendimiz (S.A.S.) bir hadis-i şerifinde: “Zulüm kıyamet günü sahibini kuşatan karanlıklardır” buyurmaktadır. Zalim karanlık kişidir. Bitmeyecek, hep devam edecek sandığı, zulüm ile kurduğu saltanatlarının sonunu bir garibin iki harften oluşan “ah” kelimesi yerle yeksan edebilir. Dünya tarihi zalimlerin sonlarının ne olduğunu anlatan birçok ibretli hadise ile doludur. Cenab-ı Hakk iki cihanda muinimiz olsun. Zulümlere karşı adaletten yana tavır alabilmemizi nasip eylesin. Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.

DÜZELTME: Geçen haftaki yazımda Merhum Nedim Erden Paşa’nın rütbesi Tuğgeneral olarak yazılmıştır. Oysa Rütbesi Tümgeneraldir. Düzeltir; ailesinden, mesai arkadaşlarından ve okuyucu kardeşlerimden özür dilerim.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Asım Akay

Hiç korkmamak lazım ahtan vahtan Ali abi.Yapanın yanına kar kalıyor.İnsanlar artık senin gibi temiz değil.Tüyap fuarcılık şirketi sahibinin aldığı ahların hafdi hesabı yoktur,derine girmeyeceğim.Chp finansörü ve tuskona kapılarını açan bu kurum,bu sebeple terör soruşturması geçirirken bir de üstüne hediye olarak Savunma sanayi fuarımız olan Idef kendilerine hediye edildi,,,Ne ahı??? Alçaklar gidip ifade bile vermemiş?Ah vah neymiş?
  • Yanıtla

Muhterem yazar

Bu iktidar zulmün zirvelermiş everes tepesidir..Allah masum ve mazlumlarin hesabını hem dünyada hemde ahirette sorsun..kendi saltanatları ve cennetleri icin ülkeyi cehenneme çevirdiler..
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23