Solcular yolsuzluktan usanmaz.. Emekçi değil, zengin partisi.
Solcular yolsuzluktan usanmaz.. Emekçi değil, zengin partisi.
ALİ KARAHASANOĞLU
Bu solcular uslanmaz..
CHP’nin içini boşalttılar. Partiyi resmen yolsuzlukla anılır bir parti haline getirdiler.
Rüşvet onlarda. İrtikap onlarda. İhaleye fesat onlarda..
Belediyede çalışan 21 yaşındaki kızlarla birlikte olma onlarda..
Jetlerle gezme, özel odalar yaptırıp orda fuhuş onlarda..
Kaynağı belirsiz paralarla il binası satın alma onlarda..
Emekten yana açıklamalar yaptıkları halde, en aşırı lüksün, şatafatın kralı onlarda..
Acarkent villalarında, bir maaşlı insanın asla kalamayacağı villalarda oturmak onlarda..
Milyonluk saatlerin kola takılması onlarda.
Belediye iştiraklerine ödettirilen paralarla, partinin genel başkanına minibüs donanımı yaptırılması onlarda..
Baklava kutularına konulan rüşvetleri ilk duyduklarında, “Çok büyük utanç duydum” diyen parti genel başkanları onlarda..
Ama şimdi yeni kurdukları parti için, bağış kampanyası başlattıklarında, 5 günde 240 milyon TL para toplama da onlarda.. Hani dindar insanlara, “Biat” suçlaması yapıyorlar ya.
Dindar insan, iyilik olarak düşündüğü yardımı, samimiyet içersinde bir yere yaptığında, sonrasında farklı yerde kullanımından sorumlu tutulamaz.. O yardımı yapmış gibi, ecrini kazanır.
Bir yardım kuruluşunun yöneticilerini tanıyor isem.. Gerekli araştırmamı yaptıktan sonra, bir yanlış işlemlerini görmediğim için o kuruluşa yaptığım yardım, Hak indinde geçerli bir yardımdır..
Ya sol kafanın söyleminde durum ne?
Tamamen maddi bir dünya söylemi var..
Her şey görüntüden ibaret.. Her şey pozitivizm ile izah ediliyor.
İnsanın iyiniyeti değil, samimiyetle yaptığı işlemdeki ihlası değil, görüntüsü önemli.
Ve işte onlar gerçekleri görüyorlar..
Rüşveti görüyorlar, lüksü görüyorlar, fuhuşu görüyorlar.. Belediye başkanlarının, kendisine ait pavyoda çalışan insanların, kamu kurumundan maaşa bağlandığını görüyorlar..
Bu adamların CHP’den ihraç edilmediği için, eski genel başkanları tarafından suçlandıklarını görüyorlar..
Ve sonra..
Bu ahlaksızlıklara imza atan isimlerin kurduğu belirtilen yeni partiye, yardım akıtıyorlar..
Kendi paralarıdır, karışacak değiliz..
Ama şunu iddia etmesinler: “Kurduğumuz parti, emekçilerin partisidir”.
Değil işte..
Canlı delili ortada.
Kendileri itiraf ediyorlar, “5 günde 240 milyon TL topladık” diye.
Aynen, “şecaat arzederken merd-i kıpti, sirkatin söyler” sözündeki gibi..
Özgür Özel’in partisinin yetkilileri de, “240 milyon TL topladık” derken..
Aslında emekçilerin partisi olmadıklarını, zenginlerin partisi olduklarını itiraf etmiş oluyorlar..
Beykoz’un kenar mahallelerinin değil, Acarkent villalarında oturanların partisi olduklarını itiraf ediyorlar..
Üsküdar’ın kenar mahallelerindeki insanların değil, denize sıfır yalılarında oturanların partisi olduklarını göstermiş oluyorlar..
Yoksa, bu miktarda bir parayı, nasıl toplayabilirler ki?
Bu yardımların arkasında, tıpkı istifa ettikleri CHP’de il binası satın almak için İBB iştiraki şirketin çantalarında taşıdıkları balya balya avrolarda olduğu gibi; kaynağı belirsiz paraların olma ihtimali, kuvvetle dillendiriliyor.
Nasıl olmasın ki..
CHP’ye İstanbul İl Binası satın alınırken işin içinde olan Özgür Karabat, şimdi o yeni kurulan partide..
Turan Taşkın Özer, yeni kurulan partide..
Veli Ağbaba yeni kurulan partide..
Daha ne kadar isim sayabilirseniz, hepsi CHP’den ayrılıp, hesap sorulmaması için, diğer partiye geçtiler..
Belediye başkanlarından da İstanbul İl Binası satın alınırken yaşanan yolsuzluğa dahil olan kim var ise, hepsinin yeni kurulan partiye geçtiklerini söyleyeceğim de.
Onun için birkaç gün beklememiz lazım.
Onlar topluca istifa etmenin hazırlığı içindeler..
Topluca CHP’den istifa edip, ne kadar yolsuzluk suçlamasına muhatap olan belediye başkanı var ise, hepsinin yeni kurulan partiye geçeceği belirtiliyor..
Bunların karşısında, bir de efelenmeleri yok mu?
İnsanı gerçekten şaşırtıyorlar.
O yolsuzluklara imza atanlar, “Ya istifa, ya kelepçe” tehdidi altında imişler..
CHP’de bulundukları dönemde, partilerinden istifa etmedikleri takdirde, AK Parti’ye geçmedikleri takdirde, ellerine kelepçe vurulacağı tehdidi altında bırakılıyorlarmış..
Suçları yok ise..
Niye partilerinden istifa etsinler ki?
Veya farklı açıdan bir soru:
Bu tehditi yapanlar hakkında, niçin hiçbirisi suç duyurusunda bulunma ihtiyacı hissetmiyor?
Örneğin Üsküdar eski Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, cezaevine girdikten sonra yaptığı açıklamada, “Buraya gelmeden bana teklifler yapıldı, isteseydim burada olmazdım.” diyor.
Bu durumda, kendisine istifa karşılığında, suçlarının görmezden gelineceği imasını yaptığını anlamış oluyoruz..
Bu durumda, Sinem Dedetaş, sözlerinde samimi ise, niçin kendisini ahlaksız bir teklife muhatap eden kişiler için bir suç duyurusunda bulunmaz?
Niçin?
Kim izah edebilir?
Yazıya, “Bu solcular uslanmaz” diye başladık.
Gerçekten uslanmazlar.
Yıllar boyu yolsuzlukla anılan isimleri aday yaptılar..
Cezaevine giren adamlarını bile savundular..
“Yolsuzluk yaptığı için değil, Cumhurbaşkanı adayı olduğu için tutuklandı” iddiaları ile suçları örtbas etmeye çalıştılar..
Onlarca belediye başkanı, partilerinden ayrıldı..
“Şantaj altında” demekten utanmadılar..
Kendi ağızları ile aday yaptıkları, kazandırdıkları onlarca adamın, aslında şantaj yapılacak suçlar işlediklerini ve bu suçların ortaya çıkması üzerine, partilerini bile terkedecek kadar ilkesiz olduklarını” kendileri iddia etmiş oldular..
Ben şantaj iddiasını kabul etmiyorum..
Ama kabul edenlerin bu mantıksızlıklarını da yüzlerine vuruyorum..
“Demek ki sizler, suç işleyecek adamları aday yapmışsınız” diyorum..
“Demek ki sizler, suç işledikten sonra, suçunun soruşturulmaması karşılığında, parti değiştirecek kadar ilkesiz adamlarla çalışmışsınız” diyorum..
Buyursunlar, ya adamlarının ilkesiz olduğunu kabul etsinler..
Ya da, kendi adamlarının bile, partilerindeki başarısızlıklara, beceriksizliklere, yolsuzluklara isyan ettiklerini kabul etsinler..
Öyle ki, “Onurlu davrandı. Direndi. Partiden istifa etmedi” dedikleri isimler bile..
“Kime karşı direndiklerini, kendilerine transfer teklifini kimin yaptığı”nı açıklayamıyorlar..
Suçu işliyorlar..
Tutuklanınca, “Bize transfer teklifi geldi” diyorlar..
Suçu işliyorlar..
Tutuklanınca, “Cumkhurbaşkanı adayı olduk, onun için tutuklandık” diyorlar..