--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Dünyaya umut ve kardeşlik mesajı! Hutbe-i Şamiye!!! (7)

Ahmet Maranki
Ahmet Maranki
0

Nursi’nin bundan 115 yıl önce Şam Emevi Camii’nde; verdiği hutbe’de-hutbe Samiye’de;

“İttihad-ı İslam” mefkuresi, Müslümanların küresel ölçekte haysiyetli, adil ve müreffeh bir toplum olarak tarih sahnesine yeniden çıkmalarının ve tüm insanlığa adaletle rehberlik etmelerinin felsefi ve pratik yol haritasıdır.

Bediüzzaman Said Nursi:

“Azametli, bahtsız bir kıt’anın; şanlı, talihsiz bir devletin; değerli, sahipsiz bir kavmin reçetesi, İttihad-ı İslam’dır.”

Diyerek bulunduğu İslam coğrafyasının problemlerini ve çözüm yollarını da tahlil ederek ortaya koymuştur!

Azametli, bahtsız bir kıt’a”, Asya kıtasıdır. 

Azamet ifadesi, kıtalar içinde en büyük kıta olması ve en fazla nüfusa sahip olmasına işaret ediyor. 

Bahtsız olması ise İslam medeniyetinin maddi bakımdan Avrupa’nın gerisinde kalması ve İslam devletlerinin eski haşmetli günlerinden uzak kalmasına bakıyor. Osmanlının yıkılmasıyla İslam kıtası olan Asya bahtsız ve başsız kalmıştır.

Üstad Hazretleri Sünuhat adlı eserinde Osmanlının yıkılmasından sonraki vahim ahvali şöyle ifade etmektedir:

“Haccın bahusus taarrüfle tevhid-i efkârı, teavünle teşrik-i mesaiyi tazammun eden içindeki siyaset-i âliye-i İslamiye ve maslahat-ı vâsia-i içtimaiyenin ihmalidir ki, düşmana milyonlarla İslamı, İslam aleyhinde istihdama zemin ihzar etti.”

Bölgedeki İslam ümmetin de içinde bulunduğu hadiselerle birlikte tahlilini yaparak;

“İşte Hint, düşman zannederek, hâlbuki pederini öldürmüş, başında oturmuş bağırıyor. İşte Tatar, Kafkas, öldürülmesine yardım ettiği şahıs, biçare valideleri olduğunu, ‘ba’de harabi’l-Basra’ anlıyor. Ayak ucunda ağlıyorlar.

İşte Arap, yanlışlıkla kahraman kardeşini öldürüp, hayretinden ağlamayı da bilmiyor. 

İşte Afrika, biraderini tanımayarak öldürdü, şimdi vâveylâ ediyor.”


“İşte âlem-i İslam, bayraktar oğlunu gafletle bilmeyerek öldürmesine yardım etti, valide gibi saçlarını çekip âh ü fîzar ediyor. Milyonlarla ehl-i İslam, hayr-ı mahz olan sefer-i hacca şedd-i rahl etmek yerine, şerr-i mahz olan düşman bayrağı altında dünyâda uzun seyahatler ettirildi. Fa’tebirû.” 

“Şanlı, tali’siz bir devlet” ifadesi ise Osmanlı devletine işaret ediyor. Osmanlı, şanlı bir geçmişe sahip, lakin bu cümlelerin ifade edildiği dönemde yıkılmak üzere ve talihsiz bir halet içindedir.

“Değerli, sahipsiz bir kavim” ifadesi ise, kanaatimize göre üç şekilde tevil edilebilir:

1. İslam Milletidir ki; Osmanlı’nın dağılması ile tüm dünya Müslümanları sahipsiz kalmış, dağılmış ve ayrılığa sürüklenmiştir.

2. Türk Milletidir ki; Osmanlı’nın çöküşüyle birlikte halifesiz kalmış, bir nevi sahipsiz kalmış. 

Değerli: ifadesi, Türk milletinin geçmişteki hizmetlerine bir işaret iken, 

Sahipsiz: ifadesi ise Osmanlının gitmesi ile Türk milletinin yabani ve yabancı ve içimizdeki gayri Türk ve gayrimüslim adamların tahakkümü altına girmesinden kinayedir.

3. Kürt Milletidir ki; Osmanlı’yı parçalamak için, gayri müslimlerin ırkçılık zehirini aşılayarak, İslam birliğinden koparmaya ve yalnızlaştırmaya çalıştıkları Kürt milletine bir ikazdır. 

İslam birliğini parçalama gayretlerinin mihrak noktasında; Kürt kardeşlerimizin ekseriyetle yaşadığı topraklar, yani Yahudilerin binlerce yıllık hayalleri olan arz-ı mev’ud vardır.

Arz-ı mevud; büyük Yahudi devletinin kurulmasının planlandığı topraklardır. Burada yaşayan Kürt kardeşlerimizin kurtuluşu; sadece İslam birliğinde ve İslam kardeşliğindedir.


BEDIÜZZAMAN da bu konuda şöyle buyuruyor: “Elhasıl: Türkler bizim aklımız, biz de onların kuvveti. Mecmuumuz bir iyi insan oluruz. Hod-serane yapmayacağız. Bu azmimizle başka unsurlara ders-i ibret vereceğiz. İyi evlad böyle olur.”

“Hem de istibdat zamanında bir batman itaat etmiş isek, şimdi bin batman itaat ve ittihad farzdır. Zira şimdi sırf menfaatı göreceğiz. Çünkü hükümet-i meşruta, hakiki hükümet-i meşruadır.”

“Elhasıl: İttifakta kuvvet var. İttihadda hayat var. Uhuvvette saadet var. İtaat-ı hükümette selamet var. Hablü’l-metin-i ittihada ve şerit-i muhabbete sarılmak zaruridir.” Asar-ı Bediyye, Nutuklar, Nutuk-3

SONUÇ İTİBARIYLA HUTBE-İ ŞAMİYE  VE İTTIHAD-I İSLAM!!!

Risale-i Nur külliyatı’nın müellifi Bediüzzaman Said-i Nursi’nin 1911 yılında Şam’daki tarihi Emevi Camii’nde, içinde “yüzü aşkın ulemanın, Hristiyan ve Müslüman dünyasının da beklenen vazifelilerinin de bulunduğu” on bin kişilik muazzam bir topluluğa hitaben irad ettiği Hutbe-i Şamiye, İslam dünyasının geri kalmışlık marazlarına dair klinik bir teşhis ve tedavi kılavuzudur.

Yazar, bu eserde İttihad-ı İslam’ı “Azametli, bahtsız bir kıt’anın; şanlı, tali’siz bir devletin; değerli, sahipsiz bir kavmin reçetesi İttihad-ı  İslam.. “ olarak sunar.

MODELİN ÖZÜ TEK VE ÜST İTTİFAKTIR!!!

Nursi’ye göre, Müslümanların sömürgeci güçlerin baskılarından, yağmalamalarından ve hukuksuz tecavüzlerinden kurtulabilmelerinin tek yolu, kendi aralarında “tek bir üst ittifak” tesis etmeleridir.

Bu sebeple İttihad-ı İslam, sadece ütopik bir ideal değil, bu zamanın en büyük ve en öncelikli “farz vazifesi” ve bir nevi kolektif ibadettir.

İTTIHAD-I İSLAM’IN; Hutbe-i Şamiye’de bu büyük birliğin pratik ve küresel ölçekteki en hayati mekanizması olarak Hac ibadeti gösterilir.

Nursi, Haccın bünyesinde barındırdığı muazzam içtimai ve diplomatik hikmetlerin ihmal edilmesinin, İslam dünyasının üzerine ilahi bir gazap ve musibet çekilmesine sebep olduğunu savunur.

Hac, dünyanın her yanından gelen Müslümanların birbirlerinin dertleriyle hemhal olması, ortak stratejiler geliştirmesi ve nurani bağları fark etmesi için kurulmuş ilahi bir kongredir.


Bu kongrenin işlevsizleştirilmesi, Müslümanlar arasında “neme lazım”cılık ve tembellik marazını kronikleştirmektedir.

Nursi bu eserde ayrıca, ittihadın sınırlarını ve hedefini dar siyaset kalıplarından ayırır.

İttihad-ı İslam’ın yüzde doksan dokuz himmeti siyaset dışı olan güzel ahlaka, doğruluğa, istikamete ve imana yöneliktir; siyaset ise sadece yüzde birlik bir ayrıntıdan ibarettir.

GAYRİMÜSLİMLERE GÜVENCE!

Ayrıca bu birlik, gayrimüslim tebaa için bir tehdit unsuru değildir; çünkü gayrimüslimlerin can ve mal selameti, ancak adalet temelli bir İslam birliğinin sağlayacağı toplumsal huzur ve vatan saadetiyle mümkündür.

Eğitim düzeyinde ise sorgulayan, yeniliklere açık, bilgiyi hazmettiren ve sevgi, merhamet, ümit, sıdk (doğruluk), hürriyet ile istişareyi barındıran bir müfredatın hayata geçirilmesi birliğin zihni altyapısını kuracaktır.

Türkiye, Pakistan, Suudi Arabistan devletlerinin kurduğu İTTİFAK belki de;

“Azametli, bahtsız bir kıt’anın; şanlı, tali’siz bir devletin; değerli, sahipsiz bir kavmin reçetesi, ittihad-ı İslâm’dır.”

Sözünün gerçekleşmesi için ilk adımdır!!!

Diğer İslam ülkelerinin ve İslam olan Türk devletlerinin de katılımıyla Allah’ın izniyle Büyük Türk İslam birliği tamamlanacak!!

Dün olduğu gibi bugün de Oğuz neslinin devamcıları olan Selçuklu, Osmanlı atalarımızın torunları olarak liyakatli ve ehliyetli nesiller ile  dünyaya tekrar adaleti ve güzel ahlakı tesis etmek için vazifeyi vazifelilerle birlikte icra edeceklerdir! İnşallah!

Yarın olmasa da çok yakın olduğunun müjdesini veriyorum!

Vesselam

WhatsApp bilgi ve ihbar hattı: 0530 200 00 96

 

Ahmet Maranki Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle