--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bir bu eksikti: Skimpflasyon ve shrinkflasyon sürecine girmişiz!

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
124

AK Parti karşıtlığı, bu adamlara daha ne kavramlar ürettirecek..

Kitapların satır arasında yer alan kimi tanımlarla, dipnotlarda ancak yer bulabilen hangi kavramlarla Tayyip Erdoğan’ı itibarsızlaştırmak isteyeceklerini bilemiyorlar..

Onlar yeni yeni kavramlar icat edip, ekonominin en temel kavramı imiş gibi kıytırık konuları gündeme taşıyıp, saldırıyorlarken.

Tayyip Erdoğan meydanlara çıkıyor, halkın anladığı dilden, tam da onların kavramları ile konuşuyor, konjonktürel olarak bozulan rakamları bir süre sonra yerli yerine oturtuyor, girdiği her seçimi kazanıyor, muhatapları apışıp kalıyorlar..

Daha önce de nice kavramları bize dayattılar..

“CDS risk primi” dediler..

Ak Parti kaçkını DEVA Partili, Gelecek Partili sözde ekonomistler bile, bilgiç bilgiç konuşmalarla, “Siz biliyor musunuz, CDS risk pirimi 900 demek, o ülkenin artık battığının resmen ilan edilmesidir” dediler..

İki dokunuş ile, risk primi bugün 300’ün altına indi..

Ne soldan çarklı ekonomistler, ne DEVA’lıları, ne Gelecek’lileri, 6 ay önce söyledikleri o hakaret dolu karamsar tablo oluşturan sözlerin hatırına, “CDS risk primi de öyle devasa bir şey değilmiş. İki dokunuş ile inip-çıkabiliyormuş” diyemediler..

“Resesyon” dediler.. “Bir ülke ekonomisinin art arda iki çeyrekte (üçer aylık dönemlerde toplam altı ay), gayri safi yurtiçi hasılasının gerilemesi” olarak tanımları yapıp, ardından korona döneminin küçük küçük gerilemelerini devasa bir olay gibi gösterip, “Hah işte. Türkiye resesyona giriyor” dediler.. 

“Ha girdik, ha gireceğiz. Ha girmek üzereyiz..” algısı oluşturdular..

Avrupa’da dahi resesyona giren koca koca ülkeler oldu ama..

Ehamdülillah, Türkiye’nin böyle bir duruma düştüğünü görmedik, onlar yaptıkları karalamalarının utancı ile kaldılar..

“Enflasyon değil, alım gücü önemli” dediler.

Tane tane anlatıldı.. Ak Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılındaki; ekmek isterseniz, ekmek.. Yumurta isterseniz yumurta.. Peynir isterseniz peynir.. Kırmızı et isterseniz kırmızı et, beyaz et isterseniz beyaz et.. 

Ne isterseniz..

2002’deki asgari ücret ile alabildiğiniz ekmek sayısını, yumurta sayısını verin.. 

2024 asgari ücreti ile, o ekmek sayısının çok daha fazlasını, yumurta sayısının çok daha fazlasını alıyorsunuz..

Enflasyon ise enflasyon..

Alım gücü ise, işte alım gücü..

İstemezükçü tayfası sustu mu?

“Dış borçlar 450 milyar doların üstüne çıktı..”

Gösterdik, Türkiye’nin nüfusunun 4 katı nüfusa sahip Amerika’nın dış borcu, bizim dış borcumuzun kat kat fazlası..

Türkiye’nin 0,5 trilyon dolar borcu var iken, Amerika’nın dış borcu, 33 trilyon dolar.. Yani 66 katı..

Nüfus ise sadece 4 katı..

“Bu rakamlara rağmen, Amerika’yı dev ülke olarak ilan ediyorsunuz da.. Türkiye’yi niye böyle, küçük çocuğu azarlar gibi, sabahtan akşama kadar azarlıyorsunuz” dedik..

Muhataplarımızı utandıramadık..

“Ama dış borçların tamamından ziyade, kısa vadeli olanları çok önemli..” dediler..

Döndüler..

“Merkez Bankası rezervi” dediler..

Döndüler, “Ama dolar ayrı, altın ayrı” dediler..

Döndüler, “Swap da hesaba katılmamalı” dediler..

Döndüler ha döndüler..

Dediler oğlu dediler..

Ekonomik göstergelerde, Türkiye’nin aleyhine gibi yorumlanabilecek ne buldular ise, dönemsel olarak onu öne çıkarıp, “Bakın bakın. Ülkemizin şu rakamı nereye çıkmış” diyerek, algı üzerine algı yaptılar..

Şimdi bunların hepsinin üstüne tüy dikecek şekilde..

Böyük böyük ekonomistimiz Mahfi Eğilmez’e, yepyeni kavramlarla, ekonomimizin yorumunu yaptırmışlar..

Böyük ekonomistimiz Mahfi Eğilmez bey, adeta “CDS pirimi dedik.. Bir dönemi götürdük.. Resesyon dedik, bir dönem götürdük.. Merkez Bankası rezervi dedik, swap dedik. Dönem dönem yeni yeni kavramlarla ekonominin berbat olduğunu anlattık.. Bunların hepsi geçti.. Şimdi yeni kavramlarla saldıralım ki.. Vatandaş durum vahim sansın” diye düşünmüş ve demiş ki:

“Türkiye, bir süredir nihai tüketici için büyük bir sorun haline gelen ‘skimpflasyon’ ve ‘shrinkflasyon’ sürecine girdi. Bu, yüksek enflasyonun bir sonucudur.”

Hay senin dilini eşek arısı soksun e mi..

CDS risk primi dediniz.. Çuvalladınız..

Resesyon dediniz.. Çuvalladınız..

“Alım gücü”’ dediniz.. Çuvalladınız..

Ne dediyseniz, hepsinde çuvalladınız..

“6 aya çıkmaz, Türkiye iflasını ilan eder” dediniz.

Altı aylar bir yıl oldu. Bir yıllar 2 yıl oldu. 4 yıl oldu.. Bu arada 4 yıl önce 30 TL’ye çıkartılan patatesler, 4 yıl sonra bugün dahi 15 TL’den satılır oldu..

Ama bu kavramlarla ülke ekonomisini berbat olarak yorumlayanlar, bir türlü uslanmadılar..

Şimdi yepyeni kavramlarla..

Kıyıda köşede kalmış ekonomik terimlerle..

“Aaa. Demek Türkiye’nin hastalığı bu imiş” diyerek, ilgi çekebilmek için..

Skimpflasyon ve shrinkflasyon kelimeleri ile tanımlamalara başladılar..

Peki ne imiş bu kavramların anlamı?

Önce “Skimpflasyon”u aktaralım..

Efendim Skimpflasyon; ürünün içeriğinin değiştirilmesi, kalitesinin düşürülmesi sonucu ortaya çıkan daha düşük değerdeki bir malın aynı fiyatla satılması olgusu” imiş..

Tereyağının kilosu 600 TL iken, 900 gram tereyağına kilosu 100 TL olan margarinden 100 gram katarak bu karışımı kilosu 600 TL’ye ve tereyağı başlığı altında satılması buna örnek imiş.

Sanki balta girmemiş ormanların marketinden alışveriş yapıyoruz..

Türkiye’deyiz..

Ticaret Bakanımız Prof. Ömer Bolat..

Bir üretici, tereyağı diye sattığı ürünün içine margarin katsın da, ne kadar ceza alıyor görsün..

Shrinkflasyon ne demek, onu da aktarıp bitirelim..

Shrinkflasyon da, “ürünün fiyatı aynı kaldığı halde boyut, ağırlık ya da hacminde ortaya çıkan düşüş”müş..

“Ekmeğin 250 gram/10 TL’lik standart bir fiyatı olduğunu düşünelim. Bir fırın ekmeğin gramajını 225 grama düşürerek satmaya başlarsa burada aslında 9 TL’lik bir ekmeği 10 TL’ye satarak 1 TL haksız kazanç elde etmiş olur.” 

Vay vay vay..

Bunu anlatmak için Shrinkflasyon demeye mahkum muydun, Mahfi bey..

Ama hatırlatayım, bunun da cezası öyle büyük ki.. Yapan, yaptığına pişman olur.. 

Yorumlar

(124)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

YILMAZ DURMUŞ

26 Ocak 2024 15:01

TÜRKİYE'NİN 2002 Yılı öncesi durumu ile bugün gelinen seviyemizi mukayese ettiğimizde dağlar kadar fark olduğunu tespit ederiz. 

Ömer

25 Ocak 2024 00:32

Ekonomi iyimi demek istiyor acaba ...Tarım patlak eğitim belirsiz Pandemi plandemi Rantsal dönüşüm devrede hâlâ neyi savunuyor uz... Bütçenin yarısı faize gidiyor kalanı betona ... İhracat arttıkça açıklar artıyor enflasyon şişiyor betona devam...

Sahi

25 Ocak 2024 00:26

Neo klasik ekonomi düşüncesinden, epistemolojik bir kopuşu temsil eden heteredoks yaklaşım, günümüzde giderek ön plana çıkan; davranışsal ekonomi ve nöroekonomiyle daha fazla önem kazanmaktadır.”nebati..den 

Skimenflasyonu

25 Ocak 2024 00:21

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye'nin Avrupa Birliği'nde önünü açın biz de İsveç'in NATO'da önünü açalım." Yok öyle 3 kuruşa 5 köfte!

Karamanlı

24 Ocak 2024 23:49

Ekonomik krizin bugüne dek bilmediği çeşitleriyle tanışan Türkiye tedirgin: ''Bu iş giderek çirkinleşiyor..." (zaytung dan alıntılanmıştır)

Nedim ADIYAMAN

24 Ocak 2024 23:14

Ali'yi Gördüm Bir Meşede Kırk Mum Yanar Bir Şişede Yedi İklim Dört Köşede Ali'yi Gördüm Ali'yi

Sahi

24 Ocak 2024 22:36

Neo klasik ekonomi düşüncesinden, epistemolojik bir kopuşu temsil eden heteredoks yaklaşım, günümüzde giderek ön plana çıkan; davranışsal ekonomi ve nöroekonomiyle daha fazla önem kazanmaktadır.”buda nebatinin konuşması Ali bey..ne anladın.

Üçkağıt

24 Ocak 2024 22:30

Eskiden köşelerini severek okuduğum bir ekonomi profesörü üçkağıt ekonomisinden bahsederdi konular farklıda olsa terim olarak üçkağıt ekonomisi söylemini kullanacağım.İnsanların ardamarı zaten çatlamış üstüne de senin ekonominin bozukluğu eklenince helale haram karışıyorhille,hurda,çalıp,çırpmahelale haram karışması oluyor değerli profesörhocamızın dediği gibi üçkağıt ekonomisi.Ateş olmayan yerden duman tütmez bir emareler varki dile getiriliyor.

Sami

24 Ocak 2024 22:27

Yazar bey size neo klasik heterodoks ekonomi diyorum, artik gerisi bos. Bu arada akp ve mhp nin mecliste evet dedigi isvec in natoya girisi icin Iyi parti hayir dedi. Kim cakma ulkucu kim cakma milliyetci artik onu sen yarin yazarsin yazar bey :))

Uzay turizmi için

24 Ocak 2024 20:23

Bizim borcumuzun 66katı borcları varmış birde yaptıkları ihracatı belirtseydiniz,üreten ekonomileri ürettiklerini ihraç ediyorlar borçlanmaktan korkmuyorlar ve parayı döndürüyorlar F16alabilmek için sırada bekliyorsun 2030'larda sıra gelecek diyorlar F35'e girmiyorum sırada bekleyen bi sürü ülke var.Sen uzaya astronot gönderiyorum diyerek tribüne oynuyorsun Uzay turizmi için 55milyon dolar ödüyorsun onlar bir kişiden uzay (oda tam uzay olsa amenna atmosferi dışına yerçekimi kuvvetinin azaldığı nokta diyelim)turizmden kazanıyorlar yani güvenceleri var para kazanıyorlar para kazanan için borçlanma binevi kamçı gibidir dahada şahlandırır.Sen ne yapıyorsun ihracat yapacağım diye içpiyasaya domates yumurta arzını düşürerek fiyatların uçmasına sebep oluyorsun.Farkımız bu

Ne yani

25 Ocak 2024 00:06

Şahlanmadık mı? Kıçımızda don yok diye mi bu kanılara vardın?

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle