• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
  • VAV TV CANLI YAYIN
Ali Akben
Ali Akben
TÜM YAZILARI
19 Nisan 2020

Yakışmadı Ovalı

Değerli okurlarım covid19 ile ilgili makalelerimi takip edenler bilirler ki, temkinli olmanın önemine vurgu yaparken, “aman ha dikkat” tarzı uyarılarım hep var olmuştur. Müsbet ilimlerde, bilimselliğin öneminden bahsederken, tıp bilimi müsbet olmasına rağmen ilimden, hikmetten, sanattan ve hatta daha derunu olduğunu ifade ederek temkinin elden bırakılmasının doğurabileceği sonuçlarla ilgili paylaşımlarımı hatırlarsınız.

Hekimlik mesleğimi icra ederken yukardaki hususlara riayet edemediğim durumlarda bedelini ödeyerek bugünlere gelmiş bir hekim olarak Ercüment Ovalı hocanın birkaç gün önce üst üste sosyal medyadan yaptığı paylaşımları yadırgamış ve anlamlandırmakta zorlanmıştım.

İstanbul Altıntepe Kızılay Tıp Merkezi’nde kanla ilgili bir sunumunu, Kızılay başkan danışmanı olduğum dönemde, kendisinden dinlemiş, daha sonraki birçok çalışmasını basın yolu ile izlemiş bir vatandaş olarak, son günlerdeki çıkışına “haydi hayırlısı, inşallah bu sefer yanılmıyorumdur” diye takip etmiştim.

Evvelki gün yine sosyal medyadan apar topar bir açıklama ile “23 Nisan’ı bekleyemedim” diyerek yine maalesef sosyal medya üzerinden malum bir ilaç ismi ile paylaşım yapınca eyvah dedim. Eyvah ki, ne eyvah.

Yıllardır bilim dışılıkla ve şarlatanlıkla haklı olarak suçladığımız tıp dışı uygulamalardan pek farkı olmayan bir yaklaşımı akademik unvan sahibi bir bilim insanı neden yapar. Doğrusu anlamak zor.

İnsanımız zaten bu alanda zayıf ve zaaflı. Komşunun kullandığı bir ilacı, bitkiyi ya da başka bir nesneyi sorgulamadan kullanmak gibi zayıf bir tarafı var. Sorgulamak, araştırmak, okumak gibi zahmetlere katlanmayı da pek sevmez. Bilmediğini bilemediği alanlarda ve özellikle de tıp ve din alanında atıp tutmayı ve hamaseti sever. Bilmiyorum kelimesini pek hoşlanmadığı için de genellikle kullanmaz.

Hocamızın ismini verdiği ilaç maalesef bu meziyetten (!) olsa gerek, birkaç saatte, çok pahalı olmasına rağmen tüm eczanelerde tükenmiş. Ne sorgu ne sual. Yani kapanın elinde kalmış.

Sağlık bakanımıza, evvelsi gün malum bu durum soruldu. Sorulmasa büyük bir ihtimalle bu meseleye değinmeyecekti.

Sayın bakanımız kısa ve öz olarak, “Açıklamanın sosyal medya üzerinden yapılmasını yadırgadığını ifade ederek, zaten daha başta yanlışın büyüklüğüne vurgu yaptı. Bakanlığın tüm bilim camiasına bu meselenin ciddiyet kazandığı ilk günlerde, elinde eteğinde bir şey olanlar lütfen bu seferberlikte bize yardımcı olsun. Her türlü destek sınırsız sorgusuz sualsiz verilecek. Bilim kurulumuz bu alanda herkese açık” dedi.

Gerçekle gerçek olmayanın havada uçuştuğu bugünlerde sağlık ordumuzun her bir ferdi salgınla savaşta ön safa geçme yarışı içinde iken Ovalı hocanın bu açıklaması malum bir ilacın pazarlama tekniği olarak algılandı. Şahsen ben de öyle algıladım. Ovalı’nın geçmiş dönemlerde bilimi yanıltan başka eylemlerinin olması nedeni ile doğrusu yadırgamadım.

Özellikle yıllarını bilim uğruna harcamış, göz nuru döküp dirsek çürütmüş hocalarımız; içinden geçtiğimiz bu zor günlerde konuşmalarına, beden dili ile duruşlarına çok ama çok dikkat etmeliler. Toplum nezdinde popülist ve geçici itibar kazanımından daha çok, her iki dünyada kazançlı çıkmanın tam zamanı. İnsan psikolojisine çok dikkat etmemiz gerekiyor. 

Tüm dünya devletleri ve milletleri covid19’a karşı mücadelede eşit oranda sorumlu. “Biz güçlüyüz, zenginiz. Bize bir şey olmaz”cı güruhun düştüğü durumu görerek ibret alıp, şahsi sorumluluklarımız ile devletimize bu savaşta fertler olarak destek olup, hem kendimizi hem devletimizi bu acımasız yaratığa karşı koruyalım.

Aklı başında fertler olarak iş her birimize düşüyor. Öncelikle içimizdeki orduyu; yani bağışıklık gücümüzü destekleyelim.

Bağışıklık gücümüzü nasıl güçlendirebiliriz?

Bünyemiz içinde saklı iç ordumuz ne kadar güçlü olursa, bu savaştan o kadar güçlü ve galip çıkacağız.. Virüsün belinin kırılması da bu güce bağlı. Sağlıklı uyku, stresten uzak durmayı başarma, hareketli olmamız ve dengeli düzenli beslenme ile bu gücü aktif halde tutabiliriz.

Felaket tellalı olmayalım. Tedbiri elden bırakmayarak hastalıkla mücadelede gecesini gündüzüne katan bilim kurulumuz ve hükümetimizin tavsiyelerine azami uyduktan sonra takdiri Allah’a bırakalım.

Bir meslektaşım aynen şöyle söyledi:

“Allah kimseyi böyle bir salgınla imtihan etmesin. Ben şükür; evde tedavim devam etti. Hastaneye yatacak kadar şikayetlerim çoğalmadı. Ancak düşmeyen ateş, geçmeyen öksürük nöbetleri ve tüm kaslarım ve kemiklerim kırılmış, dövülmüş gibi ağrıdı ve hayatımda kullanmadığım kadar ilacı bu sürede kullandım!” 

Meslektaşımın dedikleri bu.

Kurallar belli. Uygulamak elimizde. Suçlu arayanlar aynanın karşısında dursun ve karşısına baktıktan sonra arayışına devam etsin. Bu virüs illetinden ufak tefek sıyrıklarla kurtulan insanlarımızın aktardıkları kulaklarımıza küpe olsun.

Ateş düştüğü yeri bayağı yakıyor. Evimize ocağımıza bu ateşi düşürmemenin başlıca yolu 14 kurala uyarak, tedbirleri alarak, sabır ve sebattan sonra, takdire boyun eğmek.

Bugünlük de bu kadar. Kalın sağlıcakla.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Dadash

Anlayamadigim nokta halk recetesiz ilaci nasil aliyor.
  • Yanıtla

Mustafa

Doktorum Ali abi yazın nefis ve bilgi dolu. Ovalı konusunu tatmin edici tarzda izah etmişsin. Eline diline o güzel sağlık.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23